Kılıçdaroğlu: Tehditler aldım ama haklıysanız hiçbir tehdit sizi etkilemez

Kılıçdaroğlu: Tehditler aldım ama haklıysanız hiçbir tehdit sizi etkilemez
Yayınlanma:
Güncelleme: 18 Ağustos 2022 19:30
A+ A-
Ankara'da CHP Üye Katılım Töreni'ne katılan Kılıçdaroğlu, ‘Emine Şenyaşar'ın çocukları ve eşi öldürüldü. Bu kadın sadece adalet istiyor. Bildiği tek Türkçe kelime, adalet’ dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin üye katılım toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu konuşmasında "Düne kadar kızdığımız insanlar haksızlığa uğrarsa onlar için de adalet istemeyi unutmayın. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Emine Şenyaşar'ın çocukları ve eşi öldürüldü. Bu kadın sadece adalet istiyor. Bildiği tek Türkçe kelime, adalet" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, yaptığı açıklamada, "Cumhuriyet Halk Partisi'ni ne kadar tanıyorsunuz bilmiyorum? Ama önce genel başkanını tanımanızı isterim. Kemal Kılıçdaroğlu kimdir? Çünkü beni tanıyacaksınız ki partiyi de bileceksiniz. Ben 7 çocuklu bir aileden geliyorum. Rahmetli annem ve bugün en büyüğümüz olan ablam okuma yazma bilmezlerdi. 7 kardeş arasında üniversite bitiren bir tek benim. Devlette görev aldım. 27,5 yıl çalıştım. Emekli olduktan sonra siyasete girdim. Halktan birisiyim, sizden birisiyim. Aristokrat bir aileden gelmiyorum. Sizin yaşadığınız acıların çoğunu kendi ailemizde yaşadı" dedi.

"Siyasete girdiğim gün bütün malvarlığımı eşimin yüzüğü dahil internet siteme koydum" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Benim görev yaptım yılları didik didik ettiler açık bulabilir miyiz diye. Bulamadılar. Üç evladım var, ne yaptıklarını çoğunuz bilmezsiniz. Onlara şunu söyledim; 'Ben genel başkan oldum, siz herhangi bir CHP'li belediyeden iş almayın'. Sen kendi emeğinle kazan. Çocuklarım buna dikkat ediyorlar.

"Adı Cumhuriyet Halk Partisi... Halkın partisi olmak zorundayız. Parti genel başkanı oldum, evet. Adı Cumhuriyet Halk Partisi. Halkın partisi olmak zorundayım. Fakirin fukaranın hakkını korumak zorundayım. Eğer bir çocuk bu coğrafyada yatağa aç giriyorsa rahat etmemeniz lazım. Böyle baktım, böyle baktık."

‘TEHDİTLER ALDIM’

"Gittiğim yerlerde tehditler de aldım" diyen Kılıçdaroğlu, "Terör örgütünün silahlı saldırısına da uğradım, bir askerimiz şehit düştü bir camide şehit cenazesine katılırken linç girişiminde bulundular, yine İstanbul'da bir cenaze töreninde göğsüme bir kurşun mermisi fırlattılar, tehdit ettiler. İnanın, haklıysanız hiçbir tehdit sizi etkilemez. Ben bu davaya böyle inandım ve böyle yürüdüm. Böyle de yürüyeceğim" ifadelerini kullandı.

TAVSİYELERDE BULUNDU, SIRALADI

"Bir aileye katılıyorsunuz. Her ailede olduğu gibi bizim ailemizde de tartışmalar olabilir. Ama bu kavgaya dönüşmez. Otururuz konuşuruz. Bu demokrasinin de gereğidir. Bu aileye katıldınız. Belli konularda çok dikkatli olmanızı isterim. Bu ailenin temel normlarından birisidir" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Adaletten sapmayacaksınız. Hiç kimsenin inancını siyasete malzeme etmeyeceksiniz. Hiç kimsenin inancını siyasete malzeme etmeyeceksiniz. Birisi kalkıp inanç üzerinden siyaset yapıyorsa, bizim inancımıza en büyük haksızlığı o yapıyor demektir. Peygambere verilmeyen bir yetkiyi kalkar birileri sen inançlısın, sen değilsin der. Allah’la kul arasına kimsenin girmesinin hakkı yok. Biz CHP olarak belediyelere insanlara nerede ibadet yapmak istiyorsa tertemiz olacak. Herkesin kimliğine saygı duyacaksınız. Herkesin yaşam tarzına saygı duyacaksınız. Burada bizim kalbimizin kırık olduğunu söyleyelim. Biz bir dönem başörtüsünü Türkiye’nin bir numaralı sorunu haline getirdik. Sana ne kardeşim başörtüsünden…

‘SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİ KENDİ MEMLEKETLERİNE GÖNDERECEĞİZ’

Göçmenler sığınmacılarda iki ana akım var. Suriye’den ve Afganistan’dan gelenler var. İran sınırına gittim, 'kaçak Afganlar nasıl geliyor' diye sordum. Kaçak geçişler var dendi. İnsan kaçakçılığa var.  Birileri paralarla bu insanları Türkiye’ye sokuyor. Suriyeli kardeşlerimiz iç savaştan kaçarak geldiler. Bu insanların belli bir bölgede tutulması lazımdı. 81 ilde Suriyeli kardeşlerimiz var, hatta bazı mahallerde daha fazlalar. Kilis gibi bazı illerde Suriyeli nüfusu Türk nüfusundan daha fazla. Ne yapacağız? Suriyeli kardeşlerimizi 2 yıl içinde kendi memleketlerine göndereceğiz. Akılla, mantıkla göndereceğiz. Önce yönetimle görüşeceğiz. Ben bunu defalarca söyledim, neyse adım attılar, onlar da şimdi görüşecekler. İnşallah başarılı olurlar. Önemli olan Türkiye. Bu insanların can ve mal güvenliği kendi ülkelerinde sağlamak lazım. Esad’la yapılacak anlaşmalardan birisi de bu olmak zorundadır. O bölgede Gaziantepli iş adamlarının çok sayıda fabrikaları vardı. Boş duruyorlar şu anda. Suriyeliler orada çalışacak, istiyorlarsa turist olarak gelsinler. Türkiye’nin şanlı şöhretine uygun bir şey yapıyoruz. Bu coğrafyada kavga etmeden huzur ve barış iklimini egemen kılmalıyız. Bunu söyledikten sonra Suriye’den kaçıp gelen bazı siyasi partilerin genel başkanları, STK’lar beni davet etti, nasıl göndereceksiniz diye, anlattım, siz bunları yapın biz gideriz dediler. Afganlar sığınmacı değil onlar kaçak. Onları uluslararası hukuka göre alıp İran’a vereceğiz. Hangi sınırdan gelmişlerse o sınıra iade edeceğiz.

ŞENYAŞAR AİLESİ, ŞANLIUFA’DA

Adalet sadece sevdikleriniz için değil, kâinatın düzeni adalet üzerine kurulduysa bir kişi haksızlığa uğradıysa o haksızlığa karşı susmayacaksınız. CHP’nin temel karakterlerinden bir tanesi de budur. Haksızlık karşısında susan dilsiz, şeytandır. Şenyaşar Ailesi, Şanlıufa’da… Çocukları, eşi öldürüldü. Üstelik hastanede kafasına tüp vurularak öldürüldü. Bu kadının bir oğlu var. O da hapiste tek başına duruyor. Bu kadın sadece adalet istiyor. Türkçe bilmiyor, gittim ziyaret ettim. Türkçe bilmiyor. Bildiği tek Türkçe kelime adalet. Bu kadın adalet duygusu, adalet istiyor. Çocuklarım, kocam öldürüldü. Bir oğlum hapiste tek başına kalıyor. Katilleri bari yakalayın.

'BU KADIN TEK BAŞINA OTURMUŞ, ELİNDE ADALET DİYE BİR PANKART VAR'

Hastanede bu kadıncağızın kocası öldürülüyor, kafasına tüp vurularak. Katiller ellerini, kollarına sallayarak geziyorlar. Bu kadın tek başına oturmuş, elinde adalet diye bir pankart var. Bu kadının duygularına, adalet beklentilerine bu toplum olarak cevap vermezsek o zaman Allah aşkına bizim insanlığımız nerede kalır? Biz adalet duygusunu hem büyütmek hem güçlendirmek zorundayız.