Koçyiğit: Nisan vaadi tutulmadı, süreçte ilerleme yok
DEM Partili Koçyiğit, Ramazan Bayramı sonrası için işaret edilen yasal düzenlemelerin yapılmadığını belirterek, sorumluluğun hükümette olduğunu söyledi
Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de artan şiddet olaylarında devletin sorumluluğunun görmezden gelindiğini söyleyen Koçyiğit, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde ise henüz bir ilerleme olmadığını ifade etti.
Maraş ve Urfa'da bulunan okullara yönelik saldırılar nedeniyle yasta ve öfkeli olduklarını belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, ciddi bir toplumsal travmanın yaşandığına dikkat çekti.
Koçyiğit, "Bugün ders zilleri yeniden çaldı. Her bir velinin çocuğunu büyük bir tedirginlikle okula gönderdiğini ve yine öğrencilerin de o psikolojiyle okullara güvensiz bir şekilde gittiğini ifade etmemiz gerekiyor" dedi.
'DEVLETİN SORUMLULUKLARI GÖRMEZDEN GELİNİYOR'
"Ülke olarak çocukları korumakla sorumluyuz" diyen DEM Parti Sözcüsü, sözlerine şöyle devam etti:
"Meclis’te haftalardır konuştuğumuz sosyal hizmetler kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi var. Gördüğünüz gibi adı bile çok uzun, okuması bile bir mesele haline gelmiş. Şimdi burada sosyal devletin ilkesinin bir gereği olarak çocukların, kadınların, yaşlıların, engellilerin korunmasına dair bir yasa teklifi getirdiğini ifade ediyor iktidar. Fakat teklifin bütününe baktığımızda bunun aslında tam tersine bir düzenleme olduğunu görüyoruz. Şimdi sağlık ve sosyal hizmetler, çalışma yaşamı, dijital alan gibi aslında birbiriyle çok doğrudan ilişkili olan alanlarda yapılan bu düzenlemenin hak temelli, eşitlikçi ve kamusal bir perspektiften çok uzak. Daha ziyade aslında sorunları parçalayan, birbirinden ayrıştıran ve kamusal bir perspektiften çok uzak kamusal yükümlülükleri geri çeken ve daha ziyade bu meseleyi bir piyasaya bırakan ya da bir lütuf, bir yardım meselesine dönüştüren bir yaklaşımın bütün yasanın ruhuna ve maddelerine sindiğini görebiliyoruz. Şimdi açık ve net ifade edelim: Burada teknik bir düzenlemenin çok ötesinde aslında sosyal devletin tasfiye edildiğini görüyoruz. Devletin sorumluluklarını görmezden geldiğini ve bu konuda aslında kendisini sürecin dışına atmaya çalışan bir düzenleme yaptığını da ifade edelim."
GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASI
Gülistan Doku dosyasına dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Sokakta, Meclis’te binlerce defa sorduk. Binlerce soru önergesi verdik. Meclis’te konuştuk, araştırma önergeleri verdik. Araştırma komisyonu kurulsun dedik. Ancak yine iktidarın oylarıyla araştırma komisyonu kurulması taleplerimiz reddedildi" ifadelerine yer verdi.
Hatay'da aile evinde polis babasının beylik tabancasından çıkan kurşunla hayatını kaybeden üniversite öğrencisi İlayda Zorlu'nun ölümü ve ardından da bunun üzerinden gerçekleşen protesto eylemlerini hatırlatan Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Şimdi İlayda Zorlu'nun yaşamını yitirmesinin tüm detaylarına ve buradaki sorumlulara da yakından bakılmalıdır. Gülistan Doku dosyası madem açıldı, madem oradaki ihlaller 6 yıl sonra, 7 yıl sonra ortaya çıkarılmaya başlandı. İlayda Zorlu'nun dosyasında böyle bir şeyin yaşanmasını istemediğimizi ve buna tahammülümüz olmadığını da ifade etmemiz gerekiyor" dedi.
'NİSAN'DA YASAL DÜZENLEME YAPILACAKTI, GELİŞME YOK'
Kürt sorununun çözümü kapsamında başlatılan ve partisinin "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" adını verdiği sürece de dair de konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, devamla şunları kaydetti:
"Daha önce de burada konuştuk: İktidar kanadından da kulüslere yansıyan bilgiler, yaptıkları açıklamalar vardı. Nisan ayında yani Ramazan Bayramı'ndan sonra yasal düzenlemeleri yapacaklarına dönük bir bilgilendirme ve kanaat oluşmuştu. Ancak halihazırda hiçbir gelişme olmadığını görüyoruz. Yasa yapma ihtiyacının zorunluluğu açık ve net. Çeşitli gerekçelerle yasal sürecin geciktirilmesini doğru bulmadığımızı, kabul etmediğimizi ve bunun sürece katkı sunmadığının da altını çizmek istiyorum.
'SORUMLULUK HÜKÜMETTE'
Şimdi biz arada iktidara ve devlete sorumluluklarını hatırlatıyoruz. Bunlar devlete ve iktidara görev biçmek, rol biçmek gibi bazı değerlendirmelerle karşılık buluyor. Oysa ki elbette iktidar sorumludur. Bu konuda icra makamındadır. Devletin tabii ki sorumluluğu vardır. Bu barış hepimizin barışıdır. Bu barış hepimize sorumluluk yüklüyor. Kürt sorun demokratik çözümünde atılması gereken adımlar konusunda her birimizin sorumluluğu var. Her birimizin yapması gerekenler var. Ancak bu konudaki esas sorumluluğun hükümette olduğunu, devlette olduğunun da altını çizelim. Halihazırda şu anda bize ulaşan paylaşılan bir yeni gelişme yok." (POLİTİKA SERVİSİ)