Suruç Katliamı'nın 11. yılı | Besra Erol: Artık barış ve özgürlük için ellerini uzatsınlar

Suruç Katliamı'nda oğlu Evrim Deniz Erol'u kaybeden Barış Annesi Besra Erol, 'Bu topraklar kana doydu. Artık barış ve özgürlük için ellerini uzatsınlar. Bir gün gecikmesinler' dedi

Suruç Katliamı'nın 11. yılı | Besra Erol: Artık barış ve özgürlük için ellerini uzatsınlar

Artı Gerçek- Urfa'nın Suruç ilçesinde 20 temmuz 2015'te IŞİD tarafından düzenlenen bombalı saldırının üzerinden 11 yıl geçti.

Katliamda Kobani'deki çocuklara oyuncak götürmek için bir araya gelen 33 sosyalist genç katledildi.

Hukuk sürecinde adalet sağlanamadı. Katliamın esas failleri yargılanmazken, kamu görevlilerin ihmali ise etkin şekilde soruşturulmadı.

OĞLUNUN MEZARI BAŞINDA YAPTIĞI KONUŞMA NEDENİYLE 5 YIL HAPİS YATTI

Katliamda oğlu Evrim Deniz Erol'u kaybeden Barış Annesi Besra Erol, oğlunun mezarı başında yaptığı konuşmadan dolayı 30 Nisan 2019'da tutuklandı. Cezaevinde kaldığı zaman İdare ve Gözlem Kurulu, 'disiplin cezası' olduğu gerekçesiyle savunmasını dahi almadan tahliyesini 1 yıl erteledi. Besra Erol, 14 Şubat 2026'da Elazığ Cezaevi'nden tahliye edildi.

Besra Erol, Suruç Katliamının 11'inci yılında katliamın aydınlatılması için adalet talebini yineledi.

'KÜRT ANNELERİN ACILARINA MÜREKKEP YETMEZ'

Besra Erol, oğlu Evrim Deniz Erol'un Rojava'ya dönük saldırılarında yaşamını yitiren ve savaştan etkilenen insanlar için bir şeyler yapmak istediğini söyledi. Oğlunun yazar olma hayalinden bahseden Besra Erol, "Böyle bir çocuktu ve IŞİD gibi eli kanlı karanlık bir gücün saldırısında o ve 33 barış güvercini genç katledildi. Onları asla unutmayacağız. Kürt annelerinin acıları kağıtlara sığmaz, acılarına mürekkep yetmez. Yüreği acıyan her anne beni anlayacaktır. Evlat kadar tatlı bir şey yok. Bizim onlara dönük başımız diktir. Onlar bizim için canlarını verdi. Biz kardeşlik dedikçe evlerimizi bastılar. Biz barış dedikçe onlar çocuklarımızı zindanlara attılar, biraradalık dedikçe bizi zindanlara attılar. Yüzlerce kez evime baskın yapılarak arandı. Evimde zindana girmeyen çocuğum kalmadı. Beni de çocuğuma sahip çıktığım, haksızlığa karşı gelmek için ettiğim iki kelime için zindana attılar. Ama benim başım dik, vicdanım rahat. Kimsenin hiç bir şeyine göz dikmedim. Bir damla kanım kalana kadar mücadele etmeye de devam edeceğim" dedi.

Cezaevinde rehin tutulduğunu kaydeden Besra Erol, kendisine verilen cezanın katliamın sorumlularına verilmemesine tepki gösterdi.

'ARTIK BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK İÇİN ELLERİNİ UZATSINLAR'

Kürt meselesinin çözümü için devam eden 'Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne değinen Besra Erol, "Bu topraklar kana doydu. Her yeri kan kokuyor. Bir yıl oldu kan dökülmüyor. Artık barış ve özgürlük için ellerini uzatsınlar. Bir gün gecikmesinler. Hâlâ bir çok siyasetçimiz, insanımız cezaevlerinde tutuluyor. Kendi kimlikleri için mücadele eden insanlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. Adalet talebimizi yineliyoruz. Bu kan artık dursun. Sürgündeki insanlarımız yurtlarına geri gelsinler istiyoruz. İnsanlar çocuklarına hasret kaldılar. Bir sürü gencimiz dağlarda. Geri gelsinler, yasa çıksın istiyoruz. Kan dökülsün istemiyoruz. Öcalan elini taşın altına koydu, PKK elinden geleni yaptı. Devlet başta barıştan bahsediyordu, şimdi ise adım atmıyorlar. O komisyonda konuşulanlar, tartışılanlar, kararı verilenler açıklansın. Sayın Öcalan'ın konuştukları net bir şekilde açıklansın. Kan, kanla yıkanmaz. Barışla yıkanır, temizlenir. Savaş sadece Türkiye'de yaşanmadı. Biz hiç bir zaman Türklere kötü bir gözle bakmadık. Onların da zulüm altında yaşadıklarını biliyoruz" diye konuştu.

'YILLARCA OĞLUMUN MEZARINA HASRET BIRAKILDIM'

Suruç Katliamı'nın karanlıkta kaldığını vurgulayan Besra Erol, en büyük talebinin Ahmet Davutoğlu'nun katliama dair bildiklerinin anlatması olduğunu belirtti. "Ben yıllarca oğlumun mezarının toprağına hasret bırakıldım" diyen Besra Erol sözlerini şöyle tamamladı:

"Ben tek değilim, Cumartesi Anneleri de aynı şekilde. Kendim için olduğu kadar onlar için de adalet bekliyorum. Konuşarak kardeşlik olmaz. Artık pratik olarak göstersinler. Biz anneyiz, kadınız baş eğmedik, baş eğmeyeceğiz. Kadınlar olarak el ele verip yaşadığımız sürece mücadelemizi büyütüp genişleterek yolumuza devam edeceğiz. Bizi cezaevleriyle ıslah edeceklerini düşünenler fena yanılıyor." (MEZOPOTAMYA AJANSI)