Hatimoğulları'ndan iktidara süreç eleştirisi: 'Oyalayıcı bir tutum içinde'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, iktidarın süreçte 'oyalayıcı bir tutum içinde' olduğunu söyledi. 'PKK demokratik siyaset hakkını kullanmak istiyor' vurgusu yapan Hatimoğulları, Meclis Komisyonu'nun nihai raporuna işaret etti; 'Adım atılsın ki ülke nefes alsın'

Hatimoğulları'ndan iktidara süreç eleştirisi: 'Oyalayıcı bir tutum içinde'

Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada; iş cinayetleri, kayyım politikaları, faili meçhul dosyalar ve Kürt sorununda çözüm süreci başlıklarına değindi. Hatimoğulları, iktidarın barış konusunda “oyalayıcı ve ürkek” davrandığını söyledi.

28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’ne dikkat çeken Hatimoğulları, Türkiye’de 2025 yılında en az 2 bin 105, 2026’nın ilk üç ayında ise 420 işçinin yaşamını yitirdiğini belirterek, “Bunlar iş kazası değil, iş cinayetidir" dedi.

Ankara’da eylem yapan Doruk Madencilik işçilerine destek veren Hatimoğulları, işçilerin tüm haklarının derhal verilmesini istedi.

Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulacağı belirtilen “Faili Meçhul Suçları Araştırma Birimi”ne değinen Hatimoğulları, bunun göstermelik olmaması gerektiğini söyledi: “Faili meçhul dediğiniz şey gökten düşen karanlık değildir. Bu sistemin ürettiği, koruduğu, sakladığı karanlıktır.”

Susurluk düzenine gönderme yapan Hatimoğulları, “Bir tuğla çekilirse duvar yıkılır diyorlardı ya, o tuğla çekilmeli” dedi.

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısına ve PKK’nin silahlı mücadeleyi bırakma yönündeki açıklamalarına değinen Hatimoğulları, bunun tarihi bir fırsat olduğunu söyledi.

“PKK, silahlara veda ettiğini ve örgütsel yapısını lağvettiğini dünyaya ilan ederek tarihi bir hamle yaptı.”
diyen Hatimoğulları, buna rağmen hükümetin adım atmadığını belirtti. Sürecin tıkandığını iddia eden çevrelere de seslenen Hatimoğulları: “Ellerinizi hiç ovuşturmayın. Bu gölden size balık çıkmaz. Ne olursa olsun barış gemisini limana ulaştıracağız” ifadelerini kullandı.

Tülay Hatimoğulları'nın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

"Jeotermal talana karşı hafta sonu mitingler düzenleyerek yaşamı savunan Varto ve Karlıova halklarını DEM Parti adına buradan selamlıyorum. JES’lere karşı en güçlü doğa direnişlerinden birini gösteren Vartoluların, Karlıovalıların ve yöre halkının mücadelesinin her zaman yanındayız.

'BİR YILDA EN AZ 2 BİN 500 İŞ CİNAYETİ'

Bugün 28 Nisan. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından ilan edilen Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’dür. Bugün, işçi ölümlerinin, güvencesiz çalışmanın ve cezasızlığın bütün acısıyla bir kez daha hatırlandığı gündür.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre Türkiye’de 2025 yılında en az 2 bin 105 işçi; 2026’nın henüz ilk üç ayında ise 420 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bunlar iş kazası değil, iş cinayetidir. Bakın, sadece geçen yıldan bugüne en az 2 bin 500 emekçinin ailesinin evine acı, yas ve daha fazla yoksulluk çöktü.

Mesela soruyorum: Ökkeş Erol’u tanıyor muyuz?

Ökkeş Erol 74 yaşındaydı. Ancak geçinemediği için taşeron işçi olarak çalışıyordu. Tekirdağ Malkara’da fiber optik kablo döşeme işinde çalışırken yaşamını yitirdi. Onun hikâyesi tek bir ailenin acısı değildir. Kapitalizmin sömürü düzenine karşı emeğin hakkını, emekçinin yaşamını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.

DİRENİŞTEKİ MADEN İŞÇİLERİ

Doruk Madencilik’te çalışan işçiler Ankara’da eylemdeler. Onları ziyaret ettim. DEM Parti milletvekilleri, muhalefet milletvekilleri ve birçok kesim onlarla dayanışma içinde. 'Açız, yoksuluz, çıplağız' diyerek açlık grevine giren işçilerin direnişi kısmi kazanımlarla devam ediyor. Çalışma Bakanlığı maaşların bir kısmının ödendiğini söylese de bunun çok cüzi bir miktar olduğunu öğrendik. Madenciler tüm alacakları ve hakları için greve devam ediyor.

'İŞÇİLERİN HAKLARINI TANIYIN'

Bakın, Meclis’ten birkaç yüz metre ileride, Kurtuluş Parkı’ndaki eylemlerini sürdürüyorlar. Doymak bilmez Yıldızlar Holding’e aynen şu mesajı veriyorlar: 'Yıldızlar da kayar, durmaz yerinde.'

Evet, işçilerin haklarını gasp eden Yıldızlar Holding’e bir uyarıyı da biz yapıyoruz: Amasız, fakatsız; eksiksiz ve zaman geçirmeden işçilerin haklarını tanıyın.

FAİLİ MEÇHULLER ARAŞTIRMA BİRİMİ

Ülkeyi öyle hale getirdiler ki adliye saraylarının kapısında "adalet" yazıyor ama her evden adalet çığlığı yükseliyor. Demek ki sorun tabelada değil, düzenin kendisindedir.

Şimdi Adalet Bakanlığı bünyesinde 'Faili Meçhul Suçları Araştırma' birimi kuruluyor. Araştırılsın elbette.

Gülistan Doku dosyasının yeniden açılması, faili meçhuller konusunda adım atılması da önemlidir.

Ama buradan açık söylüyoruz: Bu iş vitrin düzenlemesine dönüşmemeli, dağ fare doğurmamalı.

Faili meçhul dediğiniz şey gökten düşen karanlık değildir. Bu sistemin ürettiği, koruduğu, sakladığı karanlıktır.

'BİR TUĞLA ÇEKİLİRSE DUVAR YIKILIR DİYORLARDI YA, O TUĞLA ÇEKİLMELİ'

Dargeçit davası; Mehmet Sincar, Uğur Mumcu, Ceylan Önkol, Uğur Kaymaz, Deniz Poyraz, Hrant Dink, Berkin Elvan davaları; 10 Ekim Gar Katliamı davası… Faili meçhulleri saysak günler yetmez. Cumartesi Anneleri bir ömürdür kayıplarını arıyor. Faili meçhul davalar için gerekli adımlar atılmalıdır.

Siyaset, bürokrasi, mafya üçgeni; yani Susurluk zihniyeti… Bu üç ayak yıllardır birlikte duruyor. Birbirini besliyor, koruyor. Bu yapı bozulmadan ülke karanlıktan kurtulamaz.

O yüzden şunu net söylüyorum: "Bir tuğla çekilirse duvar yıkılır" diyorlardı ya, o tuğla çekilmeli. O duvar yıkılmalı. Ülke olarak ebediyen Susurluk zihniyetinden kurtulmalıyız. İşin ucu nereye dokunursa dokunsun, üzerine gidilmeli.

'KAYYIM CİNAYET DOSYASINDA YARGILANIYOR'

Gülistan Doku dosyasında açığa çıkan iddialar bize bir şeyi yeniden gösteriyor.

Kayyım idari tedbir değildir. Kayyım hukuki işlem değildir. Kayyım, halk iradesine çöken bir suç rejimidir. Dersim'e atanan kayyım vali şimdi organize cinayet dosyası kapsamında yargılanıyor.

Birçok kayyım valinin ve kaymakamın adı yolsuzluk belgelerinde geçiyor. Sayıştay raporları bunun en önemli göstergesidir.

'DİLLERİNDE VATAN DOSYALARINDA YOLSUZLUK VAR'

Halfeti'ye bakın. Eski kayyım dahil onlarca kişi yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alındı.

Dün ellerinde telefon, dillerinde vatan, ağızlarında milliyetçilik vardı.

Bugün dosyalarda yolsuzluk, arkalarında talan var.

Yıllardır söylüyoruz: En çok "vatan" diyenin cebine bakın; en çok bayrak sallayanın ihalesine bakın; en çok DEM Parti'ye saldıranın arkasındaki suça bakın.

Çünkü bu ülkede hamaset, suçun makyajıdır.

'HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULSUN'

DEM Parti olarak ucuz hamasete karşı siyaset üreterek yıllardır ısrarla bu iyiliği yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Bu konuda önerimizi yineliyoruz: Meclis bünyesinde hakikati araştırma komisyonu kurulsun. Faili meçhuller araştırılsın. Hakiki bir yüzleşme yapılsın. Karanlıkta kalan bütün faili meçhuller aydınlatılsın.

'İKTİDAR OYALAYICI BİR TUTUM İÇİNDE'

Sayın Öcalan'ın 27 Şubat'ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı sadece barış umudunu büyütmedi, Türkiye'nin önüne tarihsel bir eşik koydu.

Çatışma çözümü deneyimlerine baktığımızda, örgütlerin on yılda attığı adımlar burada bir yılda atıldı. PKK, silahlara veda ettiğini ve örgütsel yapısını lağvettiğini dünyaya ilan ederek tarihi bir hamle yaptı.

Bu, yüz yıllık Cumhuriyet tarihinin en önemli gelişmelerinden biridir.

Bu adımın gereklilikleri yapılırsa Türkiye sadece prangalarından kurtulmayacak; toplumsal kutuplaşma azalacak, demokratikleşme zeminleri büyüyecektir.

Bu kadar aydınlık bir tablo önümüzde dururken, barış menziline koşar adım gidilmesi gerekirken iktidar aksak, ürkek ve oyalayıcı bir tutum içinde.

Altını tekrar çiziyoruz: Barış sürecinde iktidarın adım atmadığı her an, süreç karşıtları her türlü hile hurdanın içine girebilir.

'MEDYA SİMARLARINA BU GÖLDEN BALIK ÇIKMAZ'

Bakın, bu kadar fırsat ve risk denklemi varken iktidara soruyoruz: Ekranlarda sürekli 'Süreç tıkandı mı?' diyerek ortalığı bulandıran medya simsarlarının ellerini nasıl ovuşturduğunu görmüyor musunuz?

Bu kesimler ve onlara çanak tutanlar, bu sözümüzü iyi dinleyin: Ellerinizi hiç ovuşturmayın. Bu gölden size balık çıkmaz. Ne olursa olsun barış gemisini limana ulaştıracağız.

Yine iktidara soruyoruz: Ortadoğu'da istikrarsızlığı derinleştirmek isteyen güçler, bekleme halinizden memnun. Bunu görmüyor musunuz? Madem "dış güçler" diye bir tehdit algınız var, o zaman bu tehditleri ortadan kaldırmak için barıştan daha iyi bir yol yok.

'ADIM ATILSIN ÜLKE NEFES ALSIN'

İktidar artık Nasreddin Hoca misali ipe un sermekten vazgeçmeli. Teyit ve tespit tekerlemesine sarılarak puslu hava üretmemelidir.

Meclis Komisyonu'nun nihai raporu eksik de olsa, siyasi barışın yolunu açmak için bir rehber olarak kabul edilmeli ve ilerlenmelidir.

Artık arife tarif gerekmiyor. Adım atılsın ki ülke nefes alsın. Adım atılsın ki barış umudunun üstündeki kara bulutlar dağılsın.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin temel yakıtı; Sayın Öcalan’ın iradesi, Kürt Hareketi’nin, DEM Parti’nin, sol, sosyalist, demokrat ve barış yanlısı güçlerin barış inadı ve inancıdır.

Bizim için barış bir pazarlık konusu değildir. Bizim için barış bir irade, bir erdem, bir onur mücadelesidir.

'PKK DEMOKRATİK SİYASET HAKKINI KULLANMAK İSTİYOR'

Türkiye 52 yıl süren silahlı çatışmadan geçti. Ölümler, acılar, travmalar, yıkımlar yaşandı.

Sayın Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla PKK, silahlı mücadeleyi bitirdiğini ifade etti. Demokratik siyaset hakkını kullanmak istiyor. Bundan daha doğal, daha meşru ne olabilir ki?

Yıllardır sayısız defa “Silahları bıraksınlar, gelip siyaset yapsınlar” diyenler, şimdi neden siyaset zeminini hukukla örmüyor?

Hukuki adımlar barışın süsü değil, çatısıdır. Hukuki adımlar, Türkiye’nin kendi yarasını kapatma iradesidir.

Bu adımlar, toplumun önüne 'Artık ölüm değil, söz konuşacak' diyebilmenin güvencesidir.

Devlet aklı, fırsatı heba eden değil; tarihi anda sorumluluk alan olmalıdır.

Biz DEM Parti olarak bu tarihi fırsatın heba olmasını engellemek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz.

Biz onurlu bir barışa yürekten inanıyoruz. Kalıcı bir barışın Kürde, Aleviye, inkâr edilene, yok sayılana nasıl pozitif bir katkı sağlayacağının bilincindeyiz.

Onurlu bir barışın Türkiye demokrasisine ne kadar fayda sağlayacağının farkındayız." (POLİTİKA SERVİSİ)

dem parti grup toplantısı Tülay Hatimoğuları