Kaşıkçı davasının devri: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri normalleşme yolunda

Kaşıkçı davasının devri: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri normalleşme yolunda
Yayınlanma:
Güncelleme: 02 Nisan 2022 18:50
A+ A-
Ankara-Riyad ilişkilerinin normalleşmesinin temelinde ABD politikalarının değişmesiyle bölgedeki dönüşüm ve Türkiye'nin ekonomik krizi aşma çabaları gibi etkenler olduğu düşünülüyor.

Cemal Kaşıkçı davasında savcının yargılamanın durdurulmasını ve dosyanın Suudi Arabistan'a devredilmesini talep etmesiyle, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler tekrar gündeme geldi. İkili arasında hakim olan gerilim atmosferi normalleşme yoluna gidiyor.

DW Türkçe'ye konuşan uzmanlar, iki ülke ilişkilerinin normalleştirilmesi adımlarının temelinde Körfez bölgesinde ABD politikalarının da değişmesiyle ortaya çıkan dönüşümün etkisinin yanı sıra, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizi aşmaya yönelik çabasının da önemli olduğunu vurguluyor.

Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna 2 Ekim 2018'de giren gazeteci-yazar Cemal Kaşıkçı'dan bir daha haber alınamamış, daha sonra öldürüldüğü ortaya çıkmıştı. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde süren Kaşıkçı davasının iki gün önceki duruşmasında Cumhuriyet Savcısı, dosyanın Suudi Arabistan'a devredilmesini talep etti. 

Mahkeme, 26 sanıklı davanın Suudi Arabistan'a devri konusunda Adalet Bakanlığına görüş sorulmasına hükmederek duruşmayı 7 Nisan'a erteledi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise davanın nakli konusunda olumlu görüş bildireceklerini belirtti. 

KUTUPLAŞMANIN SONUCU TÜRKİYE'YE AMBARGO 

Arap Baharı döneminde farklı kutuplara düşen Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler Kaşıkçı cinayetiyle birlikte daha gerilimli bir döneme girmişti. İlişkiler hızla kötüleşir ve Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Türkiye'den sert açıklamalar yapılırken, Suudi tarafı da tarım ve işlenmiş gıda ürünleri ambargosuyla Türkiye'yi hedef almıştı. 

Bir süreden beri ise iki ülke arasında ılımlı rüzgarlar esmeye başlamıştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Suudi Arabistan Kralı Selman arasında 21 Kasım 2020'de gerçekleştirilen telefon görüşmesinde, ikili ilişkilerin geliştirilmesi ve sorunların giderilmesi için "diyalog kanallarının açık tutulmasında" mutabık kalındı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Mayıs 2021'de dört yıl aradan sonra Suudi Arabistan'ı ziyaret etti. Çavuşoğlu, Kaşıkçı dosyası için savcının dosyanın devrini istediği saatlerde ise A Haber'de yaptığı açıklamada, Riyad ile ilişkilerin normalleşmesi konusunda önemli adımların bulunduğunu söyleyerek, "Yargı iş birliği daha iyi bir noktaya geldi" ifadesini kullandı. 

KAŞIKÇI DAVASININ ROLÜ

Dış politika gözlemcilerine ve uzmanlarına göre Kaşıkçı davası Riyad tarafından Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin normalleşmesinin önündeki en büyük engel olarak görülüyordu. 

Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) uzmanı Oytun Orhan, Kaşıkçı cinayetinin ilişkilerin bozulmasında kritik önemi bulunduğunu söylerken, ancak ilişkilerin çok kötü olduğu dönemde Türkiye'nin Kral Selman üzerinden kanalı açık tutmaya özen gösterdiğine ve Kral ile Veliaht Prens arasında ayrım yaptığına işaret ediyor. 

Kaşıkçı cinayeti ile ilgili olarak Veliaht Prens Muhammed bin Selman sorumlu tutulurken, Veliaht Prens cinayette rolü olduğu iddialarını reddetmişti. 

Türkiye ile Suudi Arabistan geçmiş dönemde Hamas ve Müslüman Kardeşler'e karşı da farklı politikalar takip etmişlerdi. Orhan, bölgedeki katı kutuplaşma döneminde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın Müslüman Kardeşler'i terör örgütü olarak ilan ettiğini ve Türkiye'nin ılımlı yaklaşımından memnun olmadıklarını hatırlattı. 

NORMALLEŞME SÜRECİNDE EKONOMİK KRİZ NE KADAR ETKİLİ?

Peki iki ülke ilişkilerinde yaşanan bu kötü dönemin ve Kaşıkçı cinayeti gibi bir olayın ardından neden ve nasıl normalleşme yoluna girildi? 

Uzmanlara göre bu soruya tek bir yanıt vermek zor. Türkiye'nin Suudi Arabistan ile ilişkilerinin normalleştirilmesinde bölgesel etmenlerin yanı sıra içinde bulunulan ekonomik krizi aşma çabaları ve bu çerçevede Suudi Arabistan'dan gelmesi beklenilen sıcak paranın da önemli bir motivasyon olabileceği belirtiliyor. 

Bluebay Varlık Yönetimi Gelişen Piyasalar Kıdemli Stratejisti Timothy Ash, yaptığı değerlendirmede, Erdoğan'ın yaklaşan seçimler öncesinde zorlayıcı bir ekonomik durum ile karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, şunları belirtiyor: 

'ERDOĞAN'IN MOTİVASYONU GAYET AÇIK'

"Erdoğan'ın motivasyonu bence gayet açık. TL'yi yüksek cari açık ve Ukrayna'daki savaştan kaynaklı artan ithalat maliyetleri, yüksek enerji ve gıda fiyatları karşısında tutabilmek için mücadele ediyor. Suudi finansmanının da 2023 ortasındaki seçimlere girmesine ve belki de kazanmasına yardımcı olmasını istiyor." 

Ash, Suudi Arabistan'ın da artık bu davanın kapanmasını ve Türkiye tarafından utandırılmak istemiyor olabileceğini söyleyerek, bundan sonrasına ilişkin öngörüsünü şöyle aktarıyor: 

"Bence Suudi Arabistan da Türkiye ile ilişkilerini geliştirmeyi istiyor ve Türkiye'deki varlıkları da ucuz buluyor olmalılar. Belki de Erdoğan döneminin sonrasını planlıyorlar. Erdoğan eğer onlara satın almak için ucuz varlıklar önerecek olursa, bence oportünist davranacaklardır." 

'TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİN DÜZELTİLMESİ KARŞILIKLI YARAR SAĞLAR'

Türkiye'nin eski Riyad Büyükelçilerinden Naci Koru da DW'ye yaptığı değerlendirmede, iki ülke arasındaki normalleşmeyi olumlu gördüğünü belirterek, siyasi ilişkilerin gelişmesinin diğer alanlara da yansımasını umuyor. Bölgeye yönelik son açılımın ve İsrail ile Mısır gibi ülkelerle de ilişkilerin normalleştirilmesinin yararlı olacağını belirten Koru, şöyle konuşuyor: 

"Biden 'önceliklerimiz arasında artık Ortadoğu birinci değil' dedi. Dolayısıyla bu ülkelerin sarılacakları, ilişki kuracakları başka ülkelere ihtiyaçlarının olduğu çok açık. Bunlardan biri de Türkiye itibariyle. Türkiye ile ilişkilerin düzeltilmesi karşılıklı olarak yarar sağlar." 

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce Şubat ayı olarak açıkladığı Suudi Arabistan ziyaretini Ramazan ayında yapabileceği de tahminler arasında.

İlgili Haberler