OHAL’de 3 saatlik yol 30 saat sürdü

OHAL’de 3 saatlik yol 30 saat sürdü
Yayınlanma:
Güncelleme: 15 Kasım 2019 04:30
A+ A-
OHAL uygulamasının sürdüğü kentlerde seçim çalışması yapılmıyor, güvenlik güçleriyle adeta köşe kapmaca oynanıyordu.

Aydın BOLKAN


Yazının ilk bölümünde Adana’dan başlayıp Serhat illerine kadar süren seçim çalışmalarının OHAL’li haline hatırlamaya çalıştık. Bu bölümde geçmişin OHAL’li dönemlerinde yaşadıklarımızı hatırlamaya devam edelim.

VAN’DA OHAL’DEN ESER YOK

Van'da diğer kentlerde yaşadığımız OHAL görüntüleri yok. Çok sakin. Herkes şaşırıyor. Akşam Çarşı'da uzunca bir süre takılarak bir haftanın gerginliğini atmaya çalışıyoruz. Bir gün sonra HADEP seçim mitingi aday tanıtımı ve aday tanıtımı sonrasında program olmadığı için Van kent merkezindeyiz. Deyim yerindeyse konvoyda bulunan herkeste "seçime kadar seçim çalışmaları burada yapılsın" havası var. Fakat sırada, Bitlis, Siirt, Batman ve Amed mitingleri var ve bizleri neyin beklediğinin çok farkında da değildik. Mitingden bir gün sonra sabah 08.00'de otelden yola çıkıyoruz. Saat 11.00 Bitlis mitingi, saat 15.00'de ise Siirt mitingine gidilmesi hedefleniyor.

YENİDEN OHAL VE BASKILAR

Van Bitlis yol ayrımına kadar her şey güllük gülistanlık. Bitlis il sınırında ilk kontrol noktasındayız. HADEP Bitlis Belediye Başkanı adayı İshak Tepe ve bir grup partili de karşılamaya gelmiş. Araca çıkan askeri yetkili şöyle bir göz attıktan sonra, gazeteci var mı, aranızda diye soruyor. Gazeteci olduğumu söyleyince aşağıya davet ediliyorum. Bölgede gözaltına alınan gazeteci arkadaşlarımı biliyorum. 30 gün gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldıklarını da. Alınmayı da bekliyorum. Aşağıya inip basın kartımı veriyorum, yetmiyor, kimliğimi de veriyorum. Bir süre incelendikten sonra bir elimi sarı basın kartı, diğer elime kimliğim verilerek kamera kaydına alınıyorum. "Serbest Gazeteci mi olurmuş" deyip bir de üstüne bir sürü laf ediyorlar.

Özgür Bakış Gazetesi adına çalıştığımı, gazetemin yeni açıldığını belirterek, "Varlık Özmenek" tarafından imzalanmış görevlendirme kağıdını da kendilerine veriyorum. Bu araçta benden başka gazeteci yok mu, neden ben iniyorum, diye de hayıflanıyorum. Bu işlem bittikten sonra araca binip yola devam ediyoruz. Bir sonraki kontrol noktasında yine kimlik kontrolü ve yeniden aynı işleme tabii tutuluyorum. Tatvan'a gelene kadar üç defa sadece araçtan ben indirilip, sorgulanıp kayıtlarım alınıyor.

Bu arada Tatvan'da seçim otobüsünden ayrılarak bir araçla Diyarbakır'a hareket eden HADEP MYK üyesi Bayındır’ın yolda seçim otobüsüne el salladığı için Tatvan girişinde kontrol noktasında yaklaşık 3 saat bekletildiği haberi de bize ulaşıyor. Tatvan’da HADEP konvoyu kent merkezi yerine sahilde ara sokaklardan geçirilerek Bitlis'e ulaştı. Bitlis kent merkezindeyiz. 2-3 katlı, damlı ve taş evlerin olduğu alandayız. Seçim meydanı çok cılız. Çünkü kimse polis kontrolünden alana girmek istemiyor. fakat çevre damlar ve işyerlerinin önü tıklım tıklım. Aday tanıtımı yapılırken, aşağıya çağrılıyorum. Otobüsün kapısında iki görevli "mitingi izleyecekseniz kimliğinizi verip bizden kart alacaksınız" diyor.

BİTLİS’TE GARİP BİR SEÇİM MİTİNGİ

Kimliğimi verip, kart aldığım zaman uzunca bir süre bekletilerek konvoy ile gönderilmeyeceğimi biliyorum. Çünkü görevlileri bulmamın bir kaç saat alacağı deneyimine de sahibim. Bitlis’te kendilerine, araç üzerinden fotoğraf çekip haberimi telefonla yazdıracağım, bu nedenle kimlik almayacağım, deyince "Siz bilirsiniz" dediler. Ben yeniden aracın üzerine çıktım. Araçtan inmemeye de kararlıyım. Miting alanına ulaşıyoruz. Küçük bir alan ama kimse alana alınmıyor. Adaylar, yöneticiler ve yakınları zorlayarak alana girmiş. Ama taş evlerin damları tıka basa insan dolu. Bir film seyreder gibi mitingi izliyorlar.

Miting bitince, Siirt'e doğru yola koyuluyoruz. Yaşadığımız onca deneyimden şu dersi de çıkardık. Kente girerken, her türlü zorluk gösterilmesine karşın, kentten ayrılacağınız zaman en kısa zaman diliminde oradan ayrılmanız için gereken ne kolaylık varsa gösteriliyor.

SİİRT’E İZİN YOK, BİTLİS DERESİ’NDE ZORUNLU MOLA

Üç dört taksi ve seçim otobüsü ile Bitlis'ten ayrılıyoruz. Baykan'a 15 kilometre kala durduruluyoruz. Siirt-Bitlis il sınırına ramak var. Bir yetkili gelerek "Bekleyeceksiniz operasyon var" diyor. Bu arada kimlikler toplanıp kimlik kontrolleri de yapılıyor. Askerler 100 metre ileride bekliyor. Bir kaç tane havan topu atılıyor, Bitlis deresinin diğer tarafına. O sırada bir korucu geliyor yanımıza. Bir Grup PKK'linin karşı dağlarda olduğunu, operasyon yapıldığını söylüyor. Bekliyoruz. Bu arada telsizin sesini de açmış, sanki otobüstekiler duysun istiyor. Bir ses "Teslim olun, teslim olun kaçamazsınız" biraz sonra telsizden bir yanıt "Ez teslîm nabim, Ez Şoreşgerê Agîd im" cevabını veriyor. Bizde bunu izliyoruz araçtan. Tam 4 saatlik bir bekleme. Siirt mitingi başlamış. Yola çıkılsa ancak bitimine yetişme şansı var. Fakat hala operasyon var deniliyor. Akşam saatlerine doğru yola çıkılmasına izin çıktı. Yeniden yola koyuluyoruz. Bir kimlik kontrolü daha. Baykan'ı geçip, Ziyaret’e (Veysel Karani) varıyoruz. Siirt yol ayrımında askeri yığınak olduğunu görüyoruz. Siirt'e geçişimize askeri operasyon gerekçe gösterilerek izin verilmedi. Diyarbakır yoluna yönlendiriliyoruz.

30 SAATTE VAN’DAN BATMAN’A ULAŞAMADIK

Bitlis-Batman yol ayrımında Tuzluca denilen ve tuz üretimi yapılan çamlık alanda zırhlı araçlar önümüzü kesiyor. Artık akşam karanlığı çökmüş. Herkes yorgun ve aç. Akşam Batman’da konaklama olduğu için de yiyecek alınmamış. İçecek sular ise tükenmiş.

Yeniden Kimlik kontrolü yapılıyor. Ardından İçişleri Bakanlığı'ndan gelen bilgilendirme yazısı gerekçe gösterilerek "Yol güzergahınız burası değil, Siirt Kurtalan üzerinden Batman'a gidebilirsiniz" denilerek izin verilmiyor. Konvoy geri dönerek Ziyaret belde girişindeki askeri kontrol noktasına geldiğinde buradaki yetkililer de "Siz buradan geçtiniz, geriye dönüşünüze izin vermeyiz. Bu sorumluluğu almayız." İki kontrol noktası arasında git gel yaşanınca Osman Özçelik aracı Diyarbakır yoluna yönlendirerek benzin istasyonuna gitmesini söyledi. İlk benzin istasyonunda bekleme kararı alındı. Bu arada neler yapılacağı tartışılmaya başlandı. Bu benzin istasyonunda çay var fakat yemek yok. Atıştırmalık hiç bir şeyde yok araçta. Herkes sabah kahvaltısıyla bekliyor. Yaklaşık 2 saat sonra motosikletiyle Ziyaret ilçesinden bir HADEP'li geldi. Bi tencere pirinç pilavı, bir tane tavuk ve ekmek getirmişti.. 25-30 kişi o yemeği bitiremedi.

Benzin istasyonunda bekleyiş sürerken Tuzluca'daki zırhlı araçların Ziyaret'e doğru geri döndüklerine tanık oluyoruz. Fakat HADEP yöneticileri en güvenli olanın bu noktada beklemek olduğuna karar veriyorlar. Saat 22.00 sıralarında bir askeri yetkili gelip Osman Özçelik ile konuştu. Özçelik burada bekleyeceklerini söyledi. Askeri yetkili "Yol açık sizi temin ederim ki hiç bir şey yok. Engel de yok. Batman'a gidebilirsiniz. İstediğiniz şey üzerine söz verebilirim" dedi.

HADEP yöneticileri bir süre değerlendirme yaptıktan sonra Batman'a gidilmesi kararı alındı. Araçlara binilip yola çıkıldı. Kozluk girişinde rutin kimlik kontrolü. Daha sonra Batman Üçyola ulaştığımızda her tarafın kapatıldığını gördük. Yolçatı'ndan Batman'a giriş izni verilmeyerek Diyarbakır'a yönlendiriliyoruz.

DİYARBAKIR-VAN KARAYOLUNDA ZORUNLU KONAKLAMA

HADEP Genel Başkan Yardımcısı Osman Özçelik "Yarın Batman mitingimiz var. Gitmiyoruz" diyerek aracın kontağını kapattırdı. Gece saat 24.00. Batman Üçyol kavşağı. Bir otobüs, 3-4 taksi beklemedeyiz. Herkes uyumaya çalışıyor. Bir saat sonra ışıklar açılınca uyanıyoruz. Kimlikler toplanıp götürülüyor. Yarım saat sonra tekrar kimlikler geliyor. Sabaha kadar bekliyoruz. Batman ve Siirt’ten yola çıkıp karşılamaya gelenler bize yaklaştırılmıyor.

Sabah 07.00 gibi yol üzerinde bulunan evlerden gelen kahvaltı ile otobüste yeniden kahvaltı yapıldı. Batman'dan yola çıkan avukatların seçim otobüsüne gelmelerine izin verilmediğini öğreniyoruz. Araçlarıyla yakınımıza kadar gelen HADEP'liler de konvoya yanaştırılmıyor. Saat 08.00 gibi yeniden kimlik kontrolü ardından Batman'a hareket ediyoruz. Kerike köyü civarında bir kontrol noktası, bir kimlik yoklaması ve yaklaşık bir saat beklemeden sonra yeniden yola koyuluyoruz. Saat 10.30 Batman Devlet Hastanesi önünde polis kontrol noktası. Araçtan indiriliyoruz. Tüm eşyalarımız didik didik aranıyor. Mitingin bitimi için her şey ağırdan alınıyor. 11.15’te arama ve kontroller bitiyor. Kent merkezine ulaştığımızda ise mitingin bitimine yarım saat var. Özçelik kurulan sahneye çıkıp bir konuşma yaptıktan sonra miting de bitiyor.

DÜLDÜL’E EL KONULDU

Gazete bürosuna gidip haber yazıyoruz. Gazetenin eli kulağında çıktı-çıkacak bekliyoruz. Günlük haberlerimizi yapıp gönderiyoruz. Bir süredir görmediğimiz arkadaşlarımızla Diyarbakır Caddesi'nde oturuyoruz. Bu arada HADEP il yöneticileri bizi arayarak otobüsün Diyarbakır'a gideceğini söylüyorlar. Bu esnada Petrol-İş Batman Şube Başkanı Mehmet Kılıç da yanımızda. Kılıç bir mahkemesi nedeniyle Diyarbakır'a gideceğini söyleyerek "otobüs gitsin sizinle birlikte yetişiriz" deyince araca binmedik. Yarım saat sonra da biz yola çıktık. Diyarbakır Mardin üç yolda seçim aracına yetiştik. Araç Diyarbakır’a varmadan radyolink istasyonu (Yenişehir Piknik Alanı yanı) önüne gelince durduruldu. Araç durdurulunca Özçelik'in bulunduğu takside durdu.

Özçelik diğer araçlara geçin işareti yapınca biz yola devam ettik. Bugün Yenişehir Piknik alanına dönülen noktaya gelince aracı kenara çekip karşı tepeye çıktık. Uzunca bir süre bekledik. Gelen olmayınca Diyarbakır İl binasına gittik. İl Başkanı Avukat Feridun Çelik'e aracın bekletildiğini söyledik. Yapılan tüm görüşmelere rağmen seçim aracına miting yasaklandığı gerekçesiyle el konuldu.

OHAL Valiliği HADEP'in 15 Nisan mitingini olay çıkacak gerekçesiyle yasaklamıştı. Bir süre sonra araç şöförü Metin ile HADEP görevlisi Mahmut eşyalarımız ile birlikte HADEP il binasına geldiler. Tacim ve Talat ise Çınar Jandarma Alay Komutanlığı'na götürülmüştü. Evrensel Gazetesi Ankara Bürosu'nu arayarak durumu haber verdik. Avukatlar devreye girdi. Akşam 22.00 civarında arkadaşlarımız serbest bırakıldı. O saatte Çınar'dan Diyarbakır'a gelmek mümkün değildi. Miting nedeniyle zaten OHAL olan Diyarbakır'da güvenlik konsepti iki katına çıkarılmıştı. Çınar'da kalacak otel de yoktu. HADEP yöneticilerini aramamız üzerine Çınar İlçe Başkanı gazeteci arkadaşlarımızı alıp eve götürdü. Arkadaşlarımıza da kentte ilan edilmemiş bir sıkıyönetim olduğunu bu nedenle sabah gazete bürosuna gelmeleri haberini gönderdik.

DİYARBAKIR’DA BİNİ AŞKIN GÖZALTI

Sabah kentte sıkıyönetim var. Dağkapı'ya çıkan tüm yollar tutulmuş, bini aşkın kişi gözaltına alınmıştı. Fakat gazeteci arkadaşlarımız kent merkezine gelince, gazete bürosu yerine HADEP Merkez ilçe binasına gittikleri için yeniden gözaltına alındılar. Bunların gözaltına alındıklarından hiç haberimiz yoktu. Evrensel Gazetesi merkezi gün boyu girişimlerde bulunmasına rağmen bilgi alınamadı.

Akşama kadar büroda gelişmeleri takip ettik. Akşam muhabir arkadaşımız Kerem Türk'ün ağabeyinin misafiriyiz. Saat 20.00 civarında bizi arayarak, "Gazeteci arkadaşlarınızı bıraktılar. Gelip gazeteci arkadaşları alın" dediler. Polis okulu önüne gidip gazeteci arkadaşlarımızı alıp eve geldik. Tacim hemen Ankara Evrensel Büroyu arayarak serbest bırakıldığını söyledi. Seçim otobüsüne el konulmuş, HADEP’in tüm etkinlikleri yasaklanmıştı. HADEP mitinginin yasaklanmasına ilişkin Diyarbakır Valisi Nafiz Kayalı ise şunları söylemişti:

"Seçim kurulları doğrudur. Yerini ve saatini belirler ancak bölgemizde OHAL uygulanıyor, OHAL vardır, yetkileri vardır. Dolayısıyla bu konu yetki ve söz kanununa dayanmadan aldığımız ifade ediliyor doğru değildir. Benim için önemli olan Diyarbakır halkıdır. Halkımın burnunun dahi kanamamasıdır. Herhangi bir pişmanlığımız da yoktur ayrıca televizyonlarda yansıyan olaylar için zaten fazla bir şey yok. Sadece bir noktada yaşanmıştır olmasa daha çok iyi olurdu. Tasvip etmiyoruz."

16 Nisan Urfa ve Adana mitingleri kalmıştı. Mersin'de başlayan seçim gezisi seçim aracına el konulduğu için zorunlu olarak kesintiye uğradı. Selda Sürmeli İstanbul'a, Tacim, Metin, Mahmut ve Servet Ankara'ya, Talat Urfa’ya, Mahsum ise Diyarbakır’da ailesinin yanında bir süre kalacağına söyledi.

O gece Sevahir Bayındır ve HADEP Genel Başkan Yardımcısı Ali Hıdır Doğan ile Urfa’ya geçtik. Urfa Suruç olayları nedeniyle miting yapmamayı tercih etmişti. Gece Urfa’da sabahladık, Sabah 5 gibi yola çıkarak 16 Nisan'da yapılan Adana mitingini izledikten sonra Ankara'ya döndüm. Tam 13 günde 16 kent gezmiştik.

Belki de dünyanın hiç bir ülkesinde bir daha göremeyeceğimiz ve yaşayamayacağımız bir seçim kampanyası izlemiştik. 18 Nisan seçimlerinde HADEP yüzde 5.2 oy aldı fakat barajı aşamadı. 8 kent merkeziyle birlikte 34 yerleşim yerinde belediye başkanlarını kazanmıştı. Ve Kürtler 18 Nisan 1999 seçimlerinde "Kendimizi de Kentimizi de biz yöneteceğiz "sloganıyla yerelde iktidar olmanın ilk adımını atmıştı.

Son söz olarak, 15 yıl sonra geriye dönüp yaşananları yazmak zor bir olay. Bu nedenle, Bu yazıda unutulan ve eksik bırakılan onca detayın olduğunun farkındayım. Fakat yazılanlar asla abartılmamış, aksine eksik bile yazılmış olabilir. Bu olayı yaşayanların eksiklikler için bizi affedeceğini de umuyorum. Bu olayları yaşayanlar hala hayatta. Hayatta olmaları nedeniyle tanıkları da anlamlıdır.


1. BÖLÜM: HADEP’in OHAL’li 1999 seçim kampanyası


 

Öne Çıkanlar