Anayasa Mahkemesi artık 'makul sürede yargılanma hakkı ihlali'ne bakmayacak: 'Görevden kaçıyor

Anayasa Mahkemesi artık 'makul sürede yargılanma hakkı ihlali'ne bakmayacak: 'Görevden kaçıyor
Makul sürede yargılanma hakkı ihlali başvurularını 'yapısal sorun' sayan Anayasa Mahkemesi artık bu dosyaları kabul etmeyecek. İyi Yargı Derneği Başkanı Mehmet Gün: "AYM, kendisine kanunla verilmiş görevi yerine getirmekten kaçamaz."

Artı Gerçek - Anayasa Mahkemesi (AYM), 10 Ekim 2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan “Keser Altıntaş’ın bireysel başvurusu hakkındaki karar” ile bundan böyle “makul sürede yargılanma hakkı ihlalleri”ni incelemeyeceğini ilan etti.

AYM, 5 Temmuz 2022’deki Nevriye Kuruç kararında “Hukuk sisteminde var olan eksiklikler, yargılamalarda makul sürenin aşılmasını izah edemez” mealinde bir karar verdi. Mahkeme benzer konuda, bir buçuk yıl sonra, Keser Altıntaş kararında ise “Makul sürede yargılanma hakkı ihlalleri yapısal bir sorundan kaynaklanıyor” dedi. Bu nedenle bu ihlallerin incelenmesini haklı gösteren bir sebep olmadığını kabul eden AYM, Keser Altıntaş’ın başvurusunu düşürdü. Bu karar, AYM’nin bundan sonraki makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ile yapılacak bireysel başvuruları da düşüreceği anlamına geliyor.

AYM'NİN KURULUŞ YASASINDA VAR

Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Mehmet Gün, AYM'nin bu kararına tepki gösterdi.

mehmetgun.jpg

Avukat Gün, bu konuda AYM’ye yapılan bireysel başvuruların, Türkiye’nin de imzalayıp kabul ettiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil Yargılanma Hakkı” başlığını taşıyan 6. maddesindeki “Herkes, davasının […] makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir” hükmüne dayandığını hatırlattı.

Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 6216 Sayılı Kanun’un 45. Maddesi'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne atıfta bulunduğunu da hatırlatan Gün, “Herkes, anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir.” denildiğine dikkat çekti.

'ANAYASA MAHKEMESİ GÖREVİNİ YAPMIYOR'

Gün, AYM kararını şöyle değerlendirdi:

“Türkiye'nin de resmen üyesi olduğu Avrupa Konseyi çatısı altında kurulmuş olan Yargının Etkinliği (ve verimliliği) Komisyonu (CEPEJ), yargılamalarda makul süreyi bir yıl, maksimum üç yıl olarak belirliyor.

Nevriye Kuruç kararında, AYM, iş davasının yedi yıl geçmesine rağmen sonuçlanmamış olmasını, makul sürede yargılanma hakkının ihlali olarak tespit etti. AYM’nin, Keser Altıntaş’ın başvurusunda da yedi yılda bitmeyen davasında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermesi zorunluydu. Binlerce davada makul sürede yargılanma hakkı ihlal oluyor. AYM’nin hem Keser Altıntaş’ın başvurusunu hem de benzer başvuruları otomatik olarak kabul etmesi gerekir. Ancak AYM, bu ihlallerin yapısal bir sorundan kaynaklandığını belirterek, başvuruyu düşürme kararı verdi.

TBMM’nin bu yapısal sorunu kalıcı bir tazminat yolu ile palyatif olarak çözmesini bekleyen AYM, benzer başvuruları da düşürme kararı vereceğini bu kararla bildirmekte.

Oysa kuruluş kanunu AYM’ye makul sürede yargılanma hakkının sistematik olarak ihlaline hangi hususlardaki aksamaların neden olduğunu tespit ederek ortaya koyma, bu sorunları ihlal ve ilgili kanun hükümlerini iptal ederek ortadan kaldırma ve ihlalleri önleme görevi ve yetkisini veriyor.

Yüzün üzerinde tetkik hâkimi de çalıştıran mahkeme, başvuruları teker teker inceleyemez olsa bile, sistematik olarak hepsini birden incelemenin bir yolunu bulmak için çaba göstermiyor. Mahkeme sistematik ihlale neden olan yapısal sorunları tespit etmekten ve bu sorunu ortadan kaldırmaktan kaçınıp, kendi görevini yapmadığı gibi, başka kurumların çözüm üretmesinin önünü de kapıyor.”

'AYM KENDİSİNİ ETKİSİZLEŞTİRİYOR'

AYM’nin makul yargılanma hakkı ihlaline yol açan kanun hükümlerini iptal ederek ihlalin gerçekleşmesine neden olan yapısal sorunu ortadan kaldırabileceğini veya sorunun kökten çözümünü başlatabileceğini savunan Mehmet Gün, şöyle devam etti:

“Fakat AYM bu yetkisini kullanmayıp, Nevriye Kuruç kararında yaptığı gibi tespit ettiği ihlali gidermek yerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) özenerek TBMM’ye bildirimde bulunmayı seçiyor. Mahkeme ihlale neden olan sebebi tespit edip ortadan kaldırma ve yeni ihlalleri önleme görevini yapmamış oluyor, kendisini etkili bir mahkeme olmaktan çıkarıp, etkisizleştiriyor.

AYM’nin kendi çıkardığı iç tüzüğü gerekçe göstererek kendisine kanunla verilmiş olan görevini yapmaktan kaçınması açıkça hukuksuzdur. Mahkeme görevini kendi kendisine ortadan kaldıramaz." (HABER MERKEZİ)

Öne Çıkanlar