Can Atalay, Silivri Cezaevi’nden yazdı: Hiçbir depremin fıtratında böylesi bir yıkım yoktur

Can Atalay, Silivri Cezaevi’nden yazdı: Hiçbir depremin fıtratında böylesi bir yıkım yoktur
Gezi davasından tutuklu avukat Can Atalay Maraş depremiyle ilgili Silivri Cezaevi'nden yazı yazdı. Atalay, "Hiçbir depremin fıtratında böylesi bir yıkım yoktur" dedi.

Artı Gerçek - Gezi davası nedeniyle yargılandığı davada 18 yıl hapis cezasına çarptırılan avukat Can Atalay, tutulduğu Silivri Cezaevi'nden Maraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremin ardından yaşanan yıkıma ilişkin olarak yazdı.

BirGün gazetesinden yayımlanan "Hiçbir depremin fıtratında böylesi bir yıkım yoktur!" başlıklı yazısında Atalay şunları söyledi:

İNŞAAT EKONOMİSİ

"AKP deprem korkusunu ranta çevirdi. Evi nispeten rantı yüksek yerde bulunanları müteahhitle karşı karşıya bıraktı. Örneğin Bağdat Caddesi’nde olan inşaat faaliyeti, Zeytinburnu’nda hiç görülmedi.

Kamu kurumu olan TMMOB’nin bilimsel uyarılarının önemini çevresindeki yıkımın tam ortasında dimdik ayakta duran Kahramanmaraş’taki İnşaat Mühendisleri Odası binası bize kanıtladı.

AKP’nin kalkınma diye takdim ettiği temel iktisadi politikası ‘’inşaat ekonomisi’’, deprem bölgesinde tam bir yok oluşla sonuçlandı. Yer ile yeksan olan yarı gökdelenlerin tümüne yakını son yirmi yıl içinde yapıldı. Bu gidişe siyaseten son vermezsek benzeri sonuçlar bütün deprem bölgelerinde bizleri bekliyor.

21 buçuk yıl, yapılı çevrenin güvenlikli hale getirilmesi için yeterli süredir. Erdoğan’ın kader söylemi boşunadır. Kılıçdaroğlu’nun depremin yıkımının, nedenleri ve sonuçları ile siyaset üstü bir bahismiş gibi gösterilmesine ilişkin itirazı çok önemlidir.

Durum açıktır: AKP’nin ‘’kentsel dönüşüm(!), iktisadi/siyasi/hukuki rejimi” çökmüştür.

Acil, acil… Depremlerin afete dönüşmesinin sonuçları gözlerimizin önündeyken ve yaşadığımız durum Marmara’da, İzmir’de ve bütün fay hatlarında her an yaşanması bir gerçeklikken Altılı Masa derhal, acilen eylem planının esaslarını açıklamalıdır. Afetler konusunda çok zengin bir araştırma, öneri, deneyim vb. vb. zengin bir toplumsal birikime sahibiz. Bu birikimin değerlendirildiğini görmek istiyoruz. Depremlerin afete dönüşmesi kamusal gücün, önceliği, planlaması, önderliği, uygulaması, koordinasyonu, denetimi olmadan başarılamaz. Kamu yararını tek değer kabul eden bir hukuki çerçeve ve uygulama ile sağlanabilir. Yaklaşan afetlere karşı, kamunun öncülüğünde yerel yönetimleri ve yurttaşı da kapsayan toplumsal seferberlik üzerine ortak yaklaşımlarını açıklamalarının tam zamanıdır. Çok bekledik, daha bekleyemeyiz: YENİ BİR BAŞLANGIÇ ZORUNLUDUR." (Kaynak)

Öne Çıkanlar