Derin devlet fotoğraf çektirdi

Derin devlet fotoğraf çektirdi
Yayınlanma:
A+ A-
Geçen hafta Bodrum’da çektirilip gururla servis edilen derin devlet fotoğrafı, bu ilişkiler ağının yeni bir vesikasıdır. Susurluk Skandalı’nın 2000’lerdeki uzantısıdır.

Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - Geçen hafta sonu Saygı Öztürk’ün yeni çıkan "Alaattin Çakıcı" kitabını okudum. Türkiye’de mafyayla el ele vermiş derin devletin, siyaseti, bürokrasiyi, sermayeyi nasıl teslim aldığını merak ediyorsanız, okumanızı tavsiye ederim.

1980’e dek İstanbul’da kumarhane işleten Çakıcı, 12 Eylül sonrasında işyerlerinde ülkücü militanları sakladığı gerekçesiyle tutuklanmış, 1982’ye dek cezaevine kalmış. Kitaptan, sonraki dönem MİT’te Güvenlik Dairesi Başkan Yardımcısı olan Korkut Eken’in Çakıcı’ya, önce silah eğitimi verdiğini, sonra yurtdışında görevlendirdiğini öğreniyoruz. Nitekim Çakıcı, Ergenekon davasında tanık olarak ifade verirken, "MİT’in resmi elemanıyım" diyor.

Yine kitaptaki resmi raporlardan, tanık ifadelerinden, mahkeme tutanaklarından öğreniyoruz ki, "devlet görevlisi" Çakıcı, zamanla kontrolden çıkıyor. Uyuşturucu, haraç, alacak tahsiliyle yeraltı dünyasında elde ettiği gücü, yer üstünde, siyasi hesaplaşmalarda, devlet içi çekişmelerde, bankaların el değiştirmesinde, büyük ihalelerde kullanmaya başlıyor. Boyun eğmeyenleri ya tehditle veya öldürerek susturuyor. Güç peşinde olan siyasetçilerle, kar peşinde koşan tüccarlarla, komisyon karşılığı anlaşıyor; onların rakiplerini tehditle ya da öldürerek susturuyor.

Çakıcı’nın 6 ay önceki tahliyesi, onun devlet içinde ulaştığı gücün göstergesi… Ülkenin en güçlü adamı sayılan Erdoğan’a "onursuz, yezit kişilikli" diye mektup yazıp hayatta ve hatta özgür kalmayı başardı. Üstelik Erdoğan’a "uyuşturucu ve cinayet suçlarına af yok" sözünü yutturdu.

Geçen hafta Bodrum’da çektirilip gururla servis edilen derin devlet fotoğrafı, bu ilişkiler ağının yeni bir vesikasıdır. Susurluk Skandalı’nın 2000’lerdeki uzantısıdır. 40 yılda, 1000 operasyonda binlerce yargısız infaz yapmış, hukuk devletinin kuyusunu kazmış bir kadronun, "Yıkılmadık, ayaktayız" fotoğrafıdır.

Bu ilişkiler ağı tam anlamıyla deşifre edilip yargılanmadan, Türkiye’nin demokratikleşemeyeceğinin de kanıtıdır.

 

Öne Çıkanlar