Diyarbakır Barosu'ndan bölgede ihlal raporu: 72 ölüm, 157 yaralı

Diyarbakır Barosu'ndan bölgede ihlal raporu: 72 ölüm, 157 yaralı
Yayınlanma:
Güncelleme: 02 Mart 2022 18:35
A+ A-
Zırhlı araçlar, mayınlar, çatışma ve savaş atıkları can almaya devam ediyor. Diyarbakır Barosu’nun raporuna göre ihlallerin artmasının nedeni bölgede uygulanan güvenlikçi politikalar.

Remzi BUDANCİR


+GERÇEK - Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, çatışmalı ortam insan yaşamını tehdit ediyor. Güvenlikçi politikaların uygulandığı bu kentlerde zırhlı araç çarpması, çatışma alanlarındaki mayın ve patlayıcı madde atıkları nedeni ile çok sayıda can kaybı yaşanıyor. Can kaybı yaşayanların başında ise çocuklar geliyor.

Diyarbakır Barosu, Çocuk Hakları Merkezi,  Zırhlı Araç, Mayın ve Çatışma-Savaş Atıkları Kaynaklı Çocuk Hakkı İhlalleri Raporunu hazırladı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanan ihaleler ile ilgili verilerin yer aldığı rapor, Diyarbakır Barosu Tahir Elçi Konferans Salonunda Baro Başkanı Nahit Eren tarafından açıklandı.

ZIRHLI ARAÇ ÇARPMASI: 14 KENTTE 27 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ, 22 KİŞİ YARALANDI

Diyarbakır, Bingöl, Dersim, Elazığ, Urfa, Mardin, Şırnak, Siirt, Bitlis, Batman, Muş, Ağrı, Van ve Hakkâri kentlerini kapsayan rapora göre zırhlı araç çarpması sonucu en çok ölüm Güneydoğu kentlerine yaşandı. Raporda yer alan verilere göre göre Güneydoğu Anadolu bölgesinde son 11 yılda zırhlı araç çarpması sonucu 27 kişi hayatını kaybetti, 22 kişi de yaralandı.

MAYIN- PATLAYICI MADDEDE: 45 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ, 135 KİŞİ YARALANDI

Ölümlere sebebiyet veren sadece zırhlı araçlar değil. Mayın, patlayıcı madde artıkları da ölümlere neden oluyor. Mayın ve Çatışma - Savaş Atığı Kaynaklı Hak İhlalleri başlığında aktarılan verilere göre, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde aralarına çocuklarında bulunduğu 180 kişi mayın, çatışma ve savaş atıklarından etkilendi. Mayın ve patlayıcı maddelerden kaynaklı Güneydoğu’a 26 kişi hayatını kaybetti, 88 kişi ise yaralandı. Doğu Anadolu bölgesinde ise 19 kişi hayatını kaybetti, 38 kişi yaralandı. Her iki bölgede 45 kişi hayatını kaybetti, 135 kişi yaralandı.

GÜVENLİĞİ ÖNCELEYEN POLİTİKALAR ÖLÜMLERİ ARTTIRDI

"Zırhlı araç çarpması" veya "Zırhlı araçlardan çıkan ateş" sonucu çocukların ölüm ve yaralanmalarının OHAL süreci ile güvenliği önceleyen devlet politikaları nedeniyle artış gösterdiğinin belirtildiği raporda, "2016-2018 yılları arasında dramatik bir biçimde ölüm ve yaralanma sayılarında artış görülmüştür. Raporda incelenen 11 yıllık dönemde zırhlı araçların sebep olduğu ölüm ve yaralanmalı durumların sayısı en az 49’dur. Bu olayların %52’si devletin güvenlik odaklı politikalarının arttığı 2016- 2018 yılları arasında meydana gelmiştir.

Zırhlı araçların faaliyetleri sonucu yaşanan ihlallerin yoğun olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bu araçları kullanan bazı kolluk kuvvetleri mensubu kişilerin yeterlilik sertifikalarının bulunmadığı ve araçların gerekli kontrollerinin yapılmadığı bilinmektedir. Bu durumda, gerek araç arızası gerek kullanıcının yetkin olmamasından kaynaklanan nedenlerle, zırhlı araçtan ateş açılması veya zırhlı aracın çarpması sonucu çocuklar yaşamını yitirmekte ve yaralanmaktadır" ifadeleri kullanıldı.

TÜRKİYE SINIRLARI İÇERİSİNDE 900 BİNE YAKIN GÖMÜLÜ MAYIN VAR

Ölümlere neden olan mayınlar normal koşullarda temizlenmesi ve imha edilmesi gerekiyordu. Türkiye hali hazırda mayınlarının kullanılması, stoklanması, üretilmesi ve transferinin yasaklanması ve imhasına dair olan Ottawa Antlaşması’na 2003 yılında taraf olan bir ülke. Türkiye’nin 2014 yılına kadar topraklarındaki mayınları temizleme ve mağdurlara destek sağlamayı taahhüt ettiğinin hatırlatıldığı raporda, buna ilişkin taahhüdün hala yerine getirilmediği gibi, Türkiye’nin ek süre talep ederek mayınların imha sürecini Mart 2022 tarihine ertelediğine dikkat çekildi. 

Ek süreye rağmen mayınların temizlenme işlemi gerçekleştirilmediğinin vurgulandığı raporda, "Kara Mayınları İzleme Örgütü’nün 2018 yılında sunmuş olduğu rapordaki verilere göre; sınırları içerisinde 100 kilometre kareden fazla mayınlı alan olan 10 ülkeden biri Türkiye olup diğer ülkeler de Afganistan, Irak ve Yemen’dir. Yine son verilere göre Türkiye sınırları içerisinde en az 900 bine yakın gömülü mayın bulunmaktadır. Gömülü mayınlar ile birlikte Türkiye sınırları içerisinde bulunan çatışma-savaş atıkları da çocuklar için tehlike oluşturmaktadır. Sınırları içerisinde en az 900 bine yakın gömülü mayın bulunan ve yine çocukların yaşam alanlarında çatışma-savaş atıkları barındıran Türkiye'de devlet, pozitif ve negatif yükümlülüklerine riayet etmemektedir" denildi.

CEZASIZLIK, FAİLLERİN KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSETMELERİNİ SAĞLIYOR

Raporda hem zırhlı araç ölümleri, hem de mayın-paylayıcı ve çatışma atığının neden olduğu ölümler ile ilgili açılan davalarda faillerin cezasızlık politikası ile ödüllendirildiğine dikkat çekildi. Faili kolluk güçleri olan davalarda hukukun işletilmediğinin belirtildiği raporda yer alan tespitler şunlar:

-Siyasi iktidarların politik eğilimleri ile kamu görevlilerinin bu eğilim doğrultusundaki süregelen yaklaşımları cezasızlık pratiğinin belirleyici faktörlerindendir. Failin kolluk görevlisi olduğu yargılamalarda kovuşturma aşamasının yüzeyselliği cezasızlık pratiğinin bir başka yönü olarak karşımıza çıkmaktadır.  Emir komuta zincirinde yer alan kişilerin sanık olarak dosyalara dahil edilmemesi gibi hususlar kovuşturma aşamasının yüzeyselliğine ilişkin tarafımızca tespit edilen sorunlardır.

-Yargı makamlarının yargılama esnasındaki pasif ve etkisiz eylemleri ile sanıklar hakkında tutuklama talep etmeme veya bu yöndeki talepleri reddetme hususları ise failleri korumak yönünde bir algıya sahip olduklarını göstermektedir. Faillerin görevlerine devam etmeleri hali, delilleri karartma ihtimali yönünden bir tutuklanma gerekçesi olması gerekirken aksine savcılık makamınca tutuksuz olarak yargılanma talebinin gerekçesi olarak öne sürülmektedir. Ayrıca faillerin duruşmalardan vareste tutulmaları fail lehine yaklaşımın sonucu ve cezasızlık pratiğinin ise bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır.

-Faillerin duruşmalarda mağdurları suçlamaya dönük savunmalar yaptıkları ve rahat tavırlar sergiledikleri görülmektedir. Faillerin duruşmalara katılmaması, duruşmada hazır bulunmayan failin sorgusunun yapılamamasına neden olmakta ve bu durum yargılamanın sürüncemede kalmasına neden olmaktadır. Bu durumlar bizlere yukarıda cezasızlığa zemin hazırladığını belirttiğimiz hususların; failleri güçlendirdiğini, faillerin kendilerini güvende hissetmelerini sağladığını ve gerçekleştirdikleri eylemlerin meşru olduğu düşüncesine sahip olduklarını göstermektedir.

DEVLET MAYIN TEMİZLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMELİ

Devletin güvenlik politikalarının bir sonucu olarak, zırhlı araç, mayın ve çatışma, savaş atığından kaynaklanan ölüm ve yaralanma olayları arttığının belirtildiği raporda, şu öneriler sıralandı:

- Devlet Ottowa Sözleşmesi ile taahhüt ettiği mayın temizleme yükümlülüğünü ivedilikle yerine getirmelidir. Mayın temizlemeye ilişkin yapılacak yasal düzenlemeler ve uygulamalar, mayının bir çevre ve insan hakları ihlali sorunu olduğu kabulüyle gerçekleştirilmeli, bu sorun bir ihale ve arazi ıslahı sorununa indirgenmemelidir.

- Mayın temizleme işlemleri planlı, ivedi ve kamuoyunun bilgisine ve denetime açık bir sürece yayılması gerekir. Mayın temizleme süreci devam ederken mevcut mayınlardan dolayı oluşabilecek zararların önlenmesi için mayınlı bölgelerin işaretlenmesi ve bu bölgelerin sivil geçişine kapatılması gerekir.

ZIRHLI ARAÇLARIN ŞEHİR İÇİNE GİRMELERİ YASAKLANMALI

-Öncelikle Karayolları Trafik Yönetmeliğinde düzenleme yapılmak suretiyle zırhlı araçların şehir içi kullanımı yasaklanmalı, bu mümkün değilse zırhlı araçların şehir içi kullanımı asgari düzeye indirilmeli ve bu durumda dahi zırhlı araçlar için belirlenmiş şehir içi yasal hız limitlerine uyulması gerekir.

- Zırhlı aracı kullanan kolluk görevlilerinin bu araçları kullanmak için gerekli olan ehliyet ve lisanslara sahip olması ve buna ilişkin eğitimlerini tamamlamaları gerekir.

- Kullanım amacı olarak değerlendirildiğinde aslında bir savaş ve çatışma aracı olan zırhlı araçları kullanan kolluk görevlilerinin sosyal gerçeklikle bağlarının kopmaması için psikososyal destek çalışmaları ile desteklemeleri gerekmektedir.

-Mayın, çatışma-savaş atığı ve zırhlı araçlar yüzünden yaşamını yitirmiş veya yaralanmış çocukların mağdur olduğu ceza dosyalarında fail hakkındaki soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi ve yargının cezasızlık pratiğinden vazgeçmesi gerekir.