'İnsana zekası ve eğitimi kadar değer biçmek seçkinciliktir'

'İnsana zekası ve eğitimi kadar değer biçmek seçkinciliktir'
Yayınlanma:
A+ A-
Engelliler hayatın her alanında çok ciddi ve çözüm bekleyen sorunlarla karşı karşıya. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde engelli çocukların yaşadığı sorunları konuştuk.

Esra ÇİFTÇİ


Artı Gerçek- 3 aralık Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Engelliler Günü olarak kabul ediliyor. Bu vesileyle engellilerin politik, ekonomik, sosyal ve kültürel hayattaki görünürlüğünü sağlamak, daha rahat bir yaşam sürmeleri için çözüm üretmek, sahip oldukları haklara dair farkındalığı artırmak, yaşadıkları zorluklara son vermek hedefleniyor. Engelli vatandaşların en çok karşılaştığı sorunların başında ayrımcılık, erişilebilirlik, eğitim, istihdam ve sağlık geliyor.

Yine engelli çocuklar, günlük yaşama, kent yaşamına ve toplum yaşamına sınırlı ölçüde katılabiliyor. Eğitimden sağlığa, iş ve mesleki rehabilitasyondan kültür ve sanata, spor ve kent standartlarının iyileştirilmesine, ulaşımdan psikolojik desteğe, bireysel ve aile danışmanlığı hizmetlerinden gerektiğinde sürekli bakıma kadar çok ciddi ve çözüm bekleyen sorunları bulunmakta. Artı Gerçek olarak bugünkü dosyamızda engelli çocukların sorunlarına dikkat çekmek istedik ve engelli çocukların yaşadıkları sorunları ve haklarını konuştuk.

“ENGELLİ ÇOCUKLAR DA BÜTÜN ÇOCUKLARLA AYNI HAKLARA SAHİP”

Engelli hakları konusunda çalışmalar yürüten Avukat Figen Erbek, engelli çocukların hiçbir şekilde ayrımcılığa maruz kalmadan bütün çocuklara tanınan tüm haklardan yararlanma hakkı olduğunu, bu mevcut haklardan yararlanmak için de iyi bir sistemin kurulması ve işletilmesi ile sağlanabileceğini söylüyor. Engelli çocuklara tanınmış haklardan yararlandırılmaları ve engelli çocukların korunması için öncelikle sağlıklı bir veri tabanına ihtiyaç bulunulduğunu söyleyen Erbek, ülkemizdeki engelli çocuk sayısının, engel türü, ihtiyaçları, eğitim süreçlerine ilişkin soruların cevaplarının, resmi kayıtlarda tam olarak yerini almadığının altını çiziyor.

ekran-goruntusu-2022-12-02-230049.jpg
Figen Erbek

Engelli çocuğa sahip ailelerin de çocuklarıyla birlikte rehabilite edilmeleri, kurumlarla iş birliği içinde, kesintisiz ve sürekli destek almalarının sağlanması gerektiğini söyleyen Erbek, engelli çocukların ilk eğitim aldıkları yerin aileleri olarak kabul edilmesini, ailelerin gerek ilk eğitimi veren bireyler olarak gerekse engelli bir çocuğa sahip olmanın getirdiği zorluklar nedeniyle maddi ve manevi olarak desteklenmesi gerektiğini belirtiyor.

“ENGELLİ ÇOCUKLARIN AİLELERİNİN DE BİLİNÇLENDİRİLMESİ GEREKİYOR”

Yine engelli çocukların ailelerinin bu konuda bilinçlendirilmelerini, rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi gerektiğini söyleyen Erbek, bu durumun ileride eğitime başlayacak, hayata atılacak engelli çocuğun, öğretmeni, sınıf arkadaşları ve toplumla temas ettiğinde oldukça önem arz edeceğini, özellikle engelli çocuğun eğitim hayatı sürecinde aile-okul iş birliğinde sağlıklı süreç yaşanmasını beraberinde getireceğini ifade ediyor.

“Toplu taşımanın uygun olmaması, mimari engeller, diğer etkenler zor bir durumdur. Okullarda, öğretmen ve idareciler, hastanelerde, doktor, hasta bakıcı, hemşire, toplu taşımalarda şoför, yargıda hâkim-savcı, avukat gibi kamu hizmeti sunan tüm bireylerin eğitim aşamalarında dezavantajlı grupların haklarına yönelik eğitimler verilmelidir. Kimi mesleklerde meslek içi eğitimler ile konu hakkında bilgilendirme yapılmalıdır. En önemlisi bu eğitim ve çalışmaların gerçekten samimi olarak sorunları çözmeye yönelik yapılması gereklidir. Aksi halde “mış” gibi yapıldığında sorun çözülmeyeceği gibi, gereksiz maliyetler çıkacaktır.

“ÖĞRETMENLER VELİLER VE ENGELLİ ÖĞRENCİLER ZORLUKLAR YAŞAMAKTA”

Türkiye Sakatlar Derneği Bakırköy Şube Başkanı Avukat Yüksel Hoş, eğitim olanaklarının işitme engelliler okulu, görme engelliler okulu gibi okulların geçmişten beri yetersiz olduğunu, fiziki engeli olan çocukların da çok zor koşullarda eğitim gördüklerinin altını çiziyor. Bugün bile tüm engelli çocukların engel durumuna uygun şartlarda ve kalitede eğitim aldığını söylemenin mümkün olmadığını dile getiren Hoş, gerekli hazırlık, gerekli donanım, altyapı hazırlanmadan kaynaşmalı eğitime geçildiğini belirtiyor.

“ENGELLİ ÇOCUKLARIN SAĞLIK HAKKINDAN YARARLANMALARI DA SORUNLU”

Engelli çocukların sağlık hizmetinden yararlanma hakkına sahip olduklarını ancak özellikle protez ve diğer tıbbi medikal ihtiyaç duydukları materyallerin sınırlı verildiğini söyleyen Hoş, bu materyallere ilişkin de devlet katkısının az olması, fiyat farklarının da çok yüksek olmasının aileleri zorladığını ve ekonomik olarak karşılayamadıklarını, pek çok gönüllünün katkılarıyla ulaşabildiklerini, ancak bunun da yetersiz kaldığını ifade ediyor.

yuksel-hos.jpg
Yüksel Hoş

“DEVLET HER TÜRLÜ DANIŞMANLIK HİZMETİ VEREBİLMELİ”

“Bir ailenin çocuğu dünyaya engelli gelmiş ise doğduğu andan itibaren, ya da bir yetişkin sonradan engelli olduğu andan itibaren devletin her türlü danışmanlık hizmeti verebilmesi gerekir. Bu devletin asli görevlerinden biri olmalıdır. Süreklilik taşıyan bir destekleyici danışmanlık mekanizması maalesef kurulabilmiş değil. Kapsamlı sürdürebilir mekanizmaların oluşturulması ve işletilmesi devlet politikası olarak hayata geçirilmelidir”

Görme engelli çocukların yaşadığı sorunlara da özel olarak değinen Hoş, en önemli sorunlarının eğitime geç başlamaları ve sayısı tam olarak bilinmese de binlerce görme engelli çocuğun okullardan mahrum kaldığını ifade ediyor. Hoş, görme engelli çocukların öncelikle Braille alfabesi öğrenmesi gerektiğini, körlüğünün kabulünü gerçekleştirmesi gerektiğini ve beyaz bastonuyla bağımsız hareket edebilmesini öğrenmesi gerektiğinin altını çiziyor. Hoş,

“Engel durumuna uygun olanaklar sağlandığında pek çok engellinin pek çok engelsizden çok daha başarılı olabileceğini örnekleriyle biliyoruz, tanıyoruz. Bu nedenle merkezi idarenin, devletin, hükümetlerin gerekli altyapı, donanım, kalifiyeli eğitmen ve yaşamı kolaylaştıracak teknolojik desteklerle engellenen sorunları topyekûn bir yaklaşımla çözmesi mümkündür”

“TÜRKİYE’DE ENGELLİLİĞE YAKLAŞIMIN EN BÜYÜK SORUNU ENGELLİYE ACIMA VEYA REKLAM UNSURU OLARAK BAKAN KİŞİLER”

İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi ve Ceviz Otizm Araştırmaları ve Toplumsal Savunma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Deniz Yazgan, engelli haklarının sadece belirli gün ve haftalarda anıldığını diğer günler unutulduğunu eleştiriyor. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün kutlama değil, müsamere günü değil, mücadele günü olduğunu belirten Yazgan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri engelli haklarına ilişkin mücadeledeki hakikatle tanışmaya, bu tanışıklığı derinleştirmeye davet ediyor.

deniz-yazgan.jpg
Deniz Yazgan

“İNSANA ZEKÂSI VE EĞİTİMİ KADAR DEĞER BİÇMEK HEM SEÇKİNCİLİK HEM DE SAĞLAMCILIKTIR”

Toplumumuzda zihinsel engelli çocuk sahibi olmaya ilişkin ebeveyn hatası veya ebeveynin “genetik eksikliği” algılarının, çocuğun topluma karışmasının önünde bir utanç bloğu oluşturduğunu söyleyen Yazgan, halbuki insana zekâsı ve eğitimi kadar değer biçmenin hem seçkincilik hem de sağlamcılık olduğunu, bu iki ayrımcılığın da kol kola yürüdüklerini ifade ediyor. Zihinsel engelli çocuğun en büyük sorununun inkâr olduğunun altını çizen Yazgan, zihinsel engelli çocuğun söylediklerine, eğer konuşmuyorsa beden hareketleri ve nidalarıyla oluşturduğu iletişime değer vermeyen davranışların da bu algıyı yeniden doğurmaya devam ettiğini belirtiyor.

“Normal bir çocuğa benzetilmeyen zihinsel engelli çocukların katılım haklarından faydalanması yalnızca bir hayal ülkemizde. Susturulan, evlerinden çıkarılmayan ve hepimizin yaşadığı ekonomik sorunlar, dolayısıyla yalnızca bir sosyal güvenlik sorunu olarak görülen, yani bakım maaşı ve erken/malulen emeklilik meselesine odaklanan politikalarla da sosyal olarak yalnız bırakılan zihinsel engelli çocukların önemli bir kısmının tek yoldaşı ebeveyni, hatta çoğu senaryoda annesi oluyor”

“ZİHİNSEL ENGELLİ KIZ ÇOCUKLARININ CİNSEL İSTİSMAR MAĞDURU OLDUKLARINI VEKİLİ OLDUĞUMUZ DOSYALARDAN BİLİYORUZ”

Zihinsel engelli kız çocuklarının ayrıksı bir tehlikenin altında olduğunu, nice zihinsel engelli kız çocuğunun, özellikle cinsel istismar suçunun mağduru olduklarını vekili oldukları dosyalardan bildiğini dile getiren Yazgan, tipik biçimde yakınmayan, konuşmayan veya edilgen kılındığı olayın suç teşkil etmediği yönünde ikna edilen, kız veya erkek çocuğu zihinsel engellilerin yaşam boyu izi silinemeyecek travmatik eylemlerin süjesi yani öznesi kılınmasının en büyük yaralardan biri olduğunun altını çiziyor.

“Aslına bakarsak, ilgisiz bırakılan her çocuk gibi, ilgisiz bırakılan, yalnız bırakılan zihinsel engelli çocukların da gereksinim duyduğu şey sivil toplumun ve devletin el ele vererek çözümler oluşturmasıdır. Özellikle bu dönemde, zihinsel engelli çocuklara yönelik çalışmaların yavaşladığını, görünüşte ise aktif ve verimli olduğunu söylemek durumundayım.

Öne Çıkanlar