Kadınlar, Bakırköy Cezaevi önünde bir araya geldi: Karara itiraz ediyoruz

Kadınlar, Bakırköy Cezaevi önünde bir araya geldi: Karara itiraz ediyoruz
Yayınlanma:
Güncelleme: 30 Nisan 2022 22:08
A+ A-
Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı, Mine Ergüder'ın tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde bir araya gelen kadınlar, 'Bu karar Türkiye’nin nasıl yönetildiğini tarifliyor' dedi.

Yağmur KAYA


+GERÇEK- Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İKK Kadın Komisyonu'nun çağrısıyla onlarca kadın, Gezi Davası’nda 18 yıl ceza alan Mücella Yapıcı, Mine Özerden ve Çiğdem Mater için Bakırköy Cezaevi önünde bir araya geldi.

Kolluk kuvvetleri, Gezi Parkı davasında  verilen kararları protesto etmek için Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde eylem yapmak isteyen kadınlara, eylemin Bakırköy Kaymakamlığı tarafından yasaklandığını ifade etti. Polis kadınların cezaevi önüne geçmesini engellemek için barikat kurdu.

Açıklama, cezaevine giden yol üzerinde yapıldı. "Gezi umuttur yargılanamaz, kararlarını tanımıyoruz" pankart açan kadınlar, 'Parklar, meydanlar bizimdir", "Mine, Mücella, Çiğdem yanındayız" dövizleri taşıdı ve sık sık "Her yer Taksim her yer direniş", "Bu daha başlangıç mücadeleye devam", "Yaşasın kadın dayanışma" sloganları attı.

Kadınlar, 2 Mayıs'ta yeni yaşına girecek olan Mücella Yapıcı'ya kart gönderdi.

Alkış, zılgıt ve sloganlarla seslerini Mücella Yapıcı, Mine Ergüder ve Çiğdem Mater'e seslerini duyurmaya çalışan onlarca kadın, Gezi Davası kararının bir kez daha siyasi bir karar olduğunu vurguladı.

CANSU YAPICI: BU KARANLIK BİTENE KADAR

Açıklamada Mücella Yapıcı'nın kızı Cansu Yapıcı söz aldı. Bu karanlık bitene kadar mücadeleye etmeye devam edeceklerini ifade eden Yapıcı, ziyaret ettiği annesi Mücella Yapıcı'nın mesajını iletti. Yapıcı, "Perşembe günü Mücella ve Çiğdem'i gördük. Kendileri gayet iyi, moralleri yüksek. Bu karanlık bitene kadar da öyle olacaklarını söylediler"

'ABLAMLA ONUR DUYUYORUM'

Mücella Yapıcı'nın kızkardeşi Müberra Yapıcı ise, "Bu hukuksuzluğun düzeltileceğine inanmak istiyorum. Ablamda düzeltme huyu vardır. Şimdi de içeriyi düzeltmeye gitti. Ablamın olduğu her yerde her şey güzel olur" dedi.

'KARANLIĞA İNAT, RENGARENK COŞKUMUZLA GELDİK'

Basın açıklamasını TMMOB İstanbul İKK  Kadın Komisyonu adına Simla Sunay okudu. Simla Sunay şu ifadelere yer verdi: 'Sloganlarımızla, halaylarımızla, bizi kapatmak istedikleri karanlığa inat, rengârenk coşkumuzla geldik! Bu hapishaneye bahar getirdik! Buradayız!  Mücella! Mine! Çiğdem! Buradayız!  Gezi tutsaklarını, Silivri'deki arkadaşlarımızı Bakırköy'den selamlamaya geldik! 25 Nisan 2022’de, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Gezi Parkı Direnişi için açılan üçüncü davasında aldığı hukuksuz karara itiraz ediyor, kabul etmiyoruz!

'BU KARAR TÜRKİYE'NİN NASIL YÖNETİLDİĞİNİ TARİFLİYOR'

Bu karar Türkiye’nin nasıl yönetildiğini tarifliyor. Terörist, hain, casus, çapulcu addedilen bizleri değil! Bu karar; mizahla, neşeyle, takasla, dayanışmayla, ortaklaşmayla, paylaşmayla dağılan tüm kapatmalara, tüm  'zor' a karşı devletin hapishanesini yeniden inşa etme eylemidir. Anayasal hakkımızla yürüdüğümüz sokaklara ve mülkiyetsiz kent ve doğa alanlarına, bedenlerimize ve ortak sesimize devletin el koyma girişimidir.

'BU CEZALAR TESADÜF DEĞİL'

2015’ten bu yana görülen üç, tutarsız davada iktidarın delilsiz yargılayışını, faklı davaları birleştirişini, ayırışını izledik. İki beraat kararına rağmen devletin yeniden suç tasarımına giriştiğine şahit olduk.  Son duruşmada hukuksuz yargılanarak ceza verilen kişilerin kim oldukları, devletin müdahale ve işgal alanlarını açık ediyor. Bu insanların mimar, şehir plancısı, avukat, sanatçı, sivil toplum çalışanı ve kültür sanat gönüllüsü olması tesadüf değil. Bu insanların ortak alanlara, müştereklere, kamusal mekânlara, meslek örgütlerine, sivil ve özgür bir halk söylemine destekleri tesadüf değil. Bu insanların tüm kent suçlarıyla birlikte, devletle kapitalist şirketler ortaklığı Kanal İstanbul Projesi’ne karşı duruşları, doğadan, insandan ve mesleki etikten yana direnmeleri tesadüf değil. Eşit ve adil bir dünya için mücadele etmeleri tesadüf değil. Aralarında kadın ve feminist bulunması tesadüf değil. Muhalif olmaları tesadüf değil.

'9 YILDA TOPLUMUN NASIL DÖNÜŞTÜĞÜNÜN FARKINDAYIZ'

Bizler 'Bu daha başlangıç, mücadeleye devam' derken geçen 9 yılda toplumsal olarak nasıl dönüştüğümüzün farkındayız. Mücella Yapıcı’nın deyimiyle, 2013’te, Gezi Parkı Direnişi sırasında, “İlk defa toplum kendine ait olmayan, yani kendi özel mülkiyeti olmayan ama herkesin olan bir kamusal mekân için müthiş bir direniş ve dayanışma gösterdi". Giderek otoriterleşen, özel yaşam tarzına müdahale edecek cüreti bulan iktidara ve sistematikleştirdiği devlet şiddetine karşıt tüm toplumsal konumlu gruplar, kadınlar, lgbti+’lar, öğrenciler, işçiler, ücretliler güçlendi. Yeni direnişler doğdu. 9 yıldır 'Başka bir yaşam mümkün' diyen, eşitlik, özgürlük ve adalet isteyenler kayyumlara, hukuksuz tutuklamalara, KHK ile işten atmalara karşıt yılmadan, yorulmadan örgütlendi, örgütleniyor.

'GEZİ BİR UMUTTUR'

Gezi, her gün sayısı artan 'öteki' addedilenlerin yüz yüze baktığı, halk meclislerinde, park çadırlarında buluştuğu, kendi hür iradesiyle konuştuğu, düşüncelerini ifade ettiği, haksız yönetimlere, yöneticilere itiraz ettiği bir parktı, bugün tüm ülkeye yayıldı. Kent savunmaları, kentsel dayanışmalar hiç olmadığı kadar çoğaldı. Gezi’yi de Gezi’nin tarihini de biz yazarız! Ders kitaplarında resmi tarihle suçlandırılan hareket, zulme karşı toplumsal bir harekettir! 80 ilde milyonların katıldığı bu hareket suçlu değildir. Tutuklanan arkadaşlarımız suçlu değildir! Mücella Yapıcı’nın deyimiyle: 'Gezi bir umut hali' dir. Gezi Parkı Direnişi toplumsal bir umuttur! Gezi bilhassa kadınların, lgbti+’ların 'ben varım' isyanıdır!"