Kaftancıoğlu: Göreceksiniz bu halk sayesinde olacak, bu halk iktidarı gönderecek

Kaftancıoğlu: Göreceksiniz bu halk sayesinde olacak, bu halk iktidarı gönderecek
Yayınlanma:
A+ A-
Zamanları az kaldı, seçim kararını verecekler, ben erken seçimin olmak zorunda kalacaklarını söyleyen Kaftancıoğlu, 'Hızlanarak oyları ve karşılıkları düşmeye başlıyor' dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile seçim gündemini, sandık güvenliği ve CHP politikalarına dair açıklamalarda bulundu. Zamanları az kaldı, seçim kararını verecekler, erken seçim kararı almak zorunda kalacaklarını belirten Kaftancıoğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi artık erken seçim filan değil vatandaş istediği ve bize ilettiği, biz de gerekli gördüğümüz için derhal, hemen, acil seçim diyoruz ve kararlarını bekliyoruz. Erken seçim kararı almak zorunda kalacaklarını düşünüyorum, çünkü her geçen gün oyları toplum nezdindeki karşılıkları her geçen gün azalıyor ve gittikçe de hızlanarak oyları ve karşılıkları düşmeye başlıyor" ifadelerini kullandı.

Sözcü’den Ruhat Mengi’ye konuşan Canan Kaftancıoğlu, önemli açıklamalarda bulundu. Kaftancıoğlu’nun açıklamalarının bir kısmı şöyle:

‘YARGIYA GÜVEN YÜZDE 30'LARIN ALTINA İNMİŞ’

Kaftancıoğlu, hakkında verilen ceza ve siyasi yasakla ilgili sürekli davalarla beni yıldırmaya, çalışmamı ve siyaset yapmamı engellemeye çalıştıklarını belirtti. Kaftancıoğlu, "Bu ülkede hukuka, yargıya güven yüzde 30'ların altına inmiş durumda. Bugünün iktidarı, iktidardaki ittifakı kendileri gibi düşünmeyen, önlerinde engel gibi gördükleri, iktidarlarının devamında tehlike olarak gördükleri her muhalifi; kimilerini hukuk yoluyla, kimilerini farklı şekillerde ya susturuyorlar, ya da cezalandırıyorlar, benim sürecim de tam anlamıyla bu yaklaşımın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor" dedi.

‘"HAK İHLALİ" KARARI VERİLECEĞİ BEKLENTİM VAR’

Siyaset kurumu değişmeden şu ana kadar olan veya bundan sonra olacak hukuksuzluklarla ilgili hukuka uygun bir karar çıkmayacağını bekliyoruz, bu benim davamla da ilgili, diğer davalarla da ilgili ama başka bir şey söylüyoruz, benim davamda örneğin şu anda Anayasa Mahkemesi süreci devam ediyor, oradan "hak ihlali" kararı verileceği beklentim var ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden döneceğini zaten biliyorum ama buradaki mesele bu ülkede yeniden hukukun üstünlüğünü tesis edebilme meselesi. Hukuku 84 milyon için aynı eşitlikte işler hale getiremezsek hiçbir süreç hukuka uygun şekilde işleyemiyor, bu siyasetin hukukta oluşturduğu bir durum ama bunların düzelmesi kolay ve bütüncül olarak düzeltmek gibi bir sorumluluğumuz var.

‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KALDIRILMASIN’ DİYORSA BU İKTİDARIN SONU GELMİŞTİR’

Yargıtay'ın burada yaptığı ile Danıştay'ın İstanbul Sözleşmesi'nin feshine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptal istemini reddetmesi birbirine benziyor, ikisi de uluslararası sözleşmelere aykırı olarak yapıldı. Danıştay Savcısı ne dedi, aslında iptal edemez dedi ama 2 üyenin olumsuz oyuna rağmen karar 3 üyenin oyuyla "iptal edebilir" olarak çıktı. Şimdi bunun akılla, mantıkla ya da hukukla bağdaşan bir yanı var mı, yok ama siyasi olarak şöyle bir gerçekliği var; İstanbul Sözleşmesi nedir; Kadını toplumsal yaşamda güçlendiren, şiddet görmesini engelleyen, eğer kadın şiddet görürse şiddet uygulayanları etkin cezalandıran ve kadını toplumsal yaşamda güçlendirecek araçların da yayılmasını sağlayan bir sözleşme. Bu olduğu zaman, siyasi olarak düşündüğümüzde; toplumsal yaşamda güçlü kadın, istihdamda, eğitimde var olan kadın, siyasette var olan kadın, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmış bir kadının olduğu yerde demokrasi, özgürlükler daha gelişmiş olur, bu ülke daha ileriye; Atatürk'ün bize göstermiş olduğu çizgiye gitmiş olur, işte o zaman tek adamlar ve tek adam anlayışları olmaz, zaten o nedenle İstanbul Sözleşmesi'yle ilgili bu kadar ısrar var ama Cumhur İttifakı'na oy veren kadın seçmenin de yüzde 60.9'u "İstanbul Sözleşmesi kaldırılmasın" diyorsa bu iktidarın sonu gelmiştir ve ölen, öldürülen her kadının vebali de bu iktidarın vebalidir."

‘HALK İKTİDARA GÜVENMİYOR’

Seçim güvenliğiyle ilgili konuşan Kaftancıoğlu, "halk şu anda iktidardakilere zaten güvenmiyor, onlara güvenmeyecek de ama halk kendisine güvensin, bir de bu ülkede demokrasi mücadelesi veren Millet İttifakı, 6'lı masa ve demokrasi mücadelesi veren diğer partilere güvensin, neden güvensin biliyor musunuz; dediğiniz gibi her şeyi yapabilirler ama mesele vatandaşın ve bizlerin ne yapacağı kısmı, bu daha önemli. Bu ülkede hala demokrasiye sahip çıkanlar her geçen gün artarak devam ediyor, bir. İkincisi, halkın çok büyük bir çoğunluğu bu iktidarın yaptıklarını görüyor ve bir an önce artık seçim olsun da bu yozlaşmış, iyice çeteleşmiş devlet yönetimi iktidardan gitsin diye düşünüyor, üçüncüsü; seçim döneminde de hem vatandaşın sandığa gidip oyunu vermesiyle, hem de bizlerin "vatandaşın oyuna sahip çıkmak için" yapacağımız her şeyle birlikte göreceksiniz –bunu oldukça iddialı bir şekilde söylüyorum- tahmin edeceğinizin çok üstünde bir farkla gidecekler.

‘HALKIN DESTEĞİNİ ALMADAN HİÇBİR ŞEYİ BAŞARIYA ULAŞTIRAMAZSINIZ’

Çünkü artık halkın büyük çoğunluğu bu iktidarın gitmesi için kendisinin sandığa giderek oy vereceğini gösterdiğinde ve aradaki fark çok büyük olduğunda mühürsüz oylar gibi ya da aklımıza gelmeyen ne yaparlarsa yapsınlar farkı kapatacak kadar manipülasyon ya da oy çalma gibi bir şey yapma ihtimalleri yok. Hep söylediğim bir şey var; halkın desteğini almadan hiçbir şeyi başarıya ulaştıramazsınız, örneğin bir usulsüzlük yaptıklarında ve halka da bunu anlatıp büyük bir çoğunluğu usulsüzlük yapmadıklarına ikna ediyor olsalar o zaman size "endişelenin" derdim ama bugün artık o gün değil. Vatandaş her şeyi görüyor, ne yaptıklarını biliyor.

İktidar tarafından kamu kaynaklarının yok edilmesi dair Kaftancıoğlu, "Birincisi bu yapılanlar tamamen gideceklerini kendileri de görüp giderayak yangından nasıl mal kaçırabiliriz duygusuyla yapılıyor, bu tespiti yapalım. İkincisi; 6'lı masa iktidarın bütün bu olanlarla, hukuksuz adımlarıyla ilgili süreçleri olmayan yargıya, hukuka rağmen yürütüyor" diye konuştu.

‘HER GEÇEN GÜN OYLARI HIZLANARAK AZALIYOR!’

Zamanları az kaldı, seçim kararını verecekler, ben erken seçimin olmak zorunda kalacaklarını söyleyen Kaftancıoğlu şunları söyledi:

"Bir önceki genel seçimi hatırlayalım, bir sabah kalktık, Bahçeli cumhurbaşkanlığı seçimi için "Biz seçim istiyoruz, seçim tarihi şu" dedi, biz hemen seçim, acil seçim diye uzun süredir çağrı yapıyoruz, vatandaşın büyük bir kesiminin de erken seçim beklentisi var, çünkü evine ekmek götüremiyor ve vatandaş bu ülkede yeniden bir siyasi düzen inşa edilmeden ekonominin düzelmeyeceğini, cebine birkaç kuruş daha fazla giremeyeceğini görüyor.  Vatandaşın bunu gördüğünü iktidar da biliyor ama onların derdi vatandaşın cebi değil, o yüzden biz; Cumhuriyet Halk Partisi artık erken seçim filan değil vatandaş istediği ve bize ilettiği, biz de gerekli gördüğümüz için derhal, hemen, acil seçim diyoruz ve kararlarını bekliyoruz. Erken seçim kararı almak zorunda kalacaklarını düşünüyorum, çünkü her geçen gün oyları toplum nezdindeki karşılıkları her geçen gün azalıyor ve gittikçe de hızlanarak oyları ve karşılıkları düşmeye başlıyor.

‘TEK TEK KAPILARI ÇALIYORUZ’

Seçimin gerekliliğini şöyle paylaşacağım; İstanbul'da yaklaşık 11 milyon seçmenin, 4 milyon 560 hanede –İstanbul'da 4,5 milyon hane var- yaklaşık 27 bin partilimizle birlikte tek tek kapılarını çalıyoruz. Kapıları çaldığımızda tek eleştiri geliyor, düşünün 100 yıllık parti, "Neden 20 yıl, 10 yıl, 5 yıl öncesinde böyle kapılarımızı çalmadınız da bizi Ak Parti iktidarına mahkum ettiniz" diyorlar. Bunun dışında insanların yoksulluğu, seçim beklentisi, artık kendisini koruması gereken devletin ve devleti yönetenlerin kendisinden uzaklaşması, en önemlisi insanların bir umutsuzluğu ve hayal kırıklığı var. Biz insanlara uzun uzun siyasi propaganda filan yapmıyoruz, onlara "Nasılsın" diyoruz, "Senin yaşadıklarını görüyoruz, biliyoruz, bu gerçekliği toplumda birçok kesim yaşıyor, bize güvenip yetkiyi verdiğinde biz bunu Halk Partisi iktidarında değiştireceğiz. Bu yetkiyi kendimiz için kullanmayacağız, bizim zenginleşme gibi bir derdimiz yok, toplumu zenginleştirme gibi bir sorumluluğumuz var, bu sorunları çözeceğiz, seçim gününe kadar da belediyelerimiz aracılığıyla elimizden gelen katkıyı sana sunacağız ama bu siyasi iktidar değişmeden senin sorunlarını kalıcı ve sürekli çözemeyiz" dediğimizde insanlar "Bir an önce seçim olsun" diyor.

‘BU SEÇİMİN KADERİNİ 30 YAŞ ALTI GENÇLERİN BELİRLEYECEK’

Sistem böyle ama gençler artık siyasette kimde ümit görüyorlarsa ona bakıyorlar. Kendilerine kimi zaman rol model olarak kimi seçmişse onun sesini duymak istiyor. Onların sırtlarında bagajları, travmaları yok, kendilerine parmak sallamayan, her şeye ahkâm kesmeyen siyasetçi arıyorlar, bu seçimin kaderini 30 yaş altı gençlerin belirleyeceğini düşünüyorum, 11 milyona yakın genç seçmen var, İstanbul'da 700 bine yakın ilk defa oy kullanacak seçmen var, onları tek tek ziyaret ediyoruz, toplumu kandırmaya ihtiyacımız yok, biz toplumu anlamayı tercih ettik. İstanbul'daki 700 bin ilk defa oy verecek seçmenin sadece yüzde 10'u "Ben bu iktidara oy verebilirim", yüzde 60'ı "Halk Partisi'ne oy veririm" diyor. Biz bunları daha fazla arttırmak ve örgütlemek için çalışıyoruz.

‘BU İKTİDARI GÖNDERECEK, HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ!’

Bütün partilere oy vermiş seçmeni kast ediyorum, bu halk bu topraklarda; 1- Atatürk değerleri bizim için önemli diyor. 2-Cumhuriyet'i ve Cumhuriyet'in kurumlarını yeniden görmek istiyoruz diyor, kimliğimiz, yaşam tarzımız, inancımız hiç önemli değil, komşumun mezhebiyle ilgilenmek istemiyorum, dinim inancım siyasete alet edilmesin diyor. Burada şu soruyu sorabilirsiniz; 20 yıl öncesinde böyle değil miydi? 20 yıl öncesinde de böyleydi ama bugünün iktidarı, bugünün "kötülüğü iktidara getiren" anlayışı, bu halka ben size siyasi İslam'ı iktidara getireceğim diye iktidar olmadı; "özgürlükleri getireceğim, ekonomini iyileştireceğim, benim için kimlik önemli değil" dedi, halkın hatası, suçu yok, vatandaş partilere inanır, inandığı partiye de oy verir ama inandığı parti seçmene ihanet etti ve 20 yıl sonra artık kendi partisine oy veren seçmen o ihaneti gördüğü için ister SADAT olsun, ister Vehhabiler olsun bu halka güveneceğiz, geçmişten bugüne gelen toplumsal duyarlılığı ve Cumhuriyet'in 2'inci yüzyılına nasıl girmek istediğinin ortaklaştırdığı kolektif bilinciyle o seçim olacak ve göreceksiniz bu halk sayesinde olacak, bu iktidarı gönderecek, Cumhuriyetimiz yeniden demokrasiyle taçlanacak, bu kadar iddialı söylüyorum, vatandaştan görerek söylüyorum, hep birlikte başaracağız.

‘İKTİDAR ÇOK KORKUYOR’

Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı konusu sadece Cumhur İttifakı'nın gündeminde var, sürekli o oldu, bu oldu, o yıprandı, bu yıpranmadı, bunlar bizim gündemimizde değil, onlar o tartışmaya devam etsinler, keşke bu tartışma vatandaşın bir derdini çözmeye yardımcı olsa da hani bir vatandaşın derdini çözmeye çözüm olsa inanın o tartışmaya ben de girerim. Bu tartışma sokaktaki bir vatandaşın sıkıntısını çözmüyor, hafifletmiyor. İl ve ilçe belediye başkanlarımız görevini yaparken onların üzerine gidiliyor, çünkü iktidar çok korkuyor, korkularının sebebi ve sonucuyla birlikte bu ülkede "nitelikli yoksullar" dediğimiz bir yoksulluk tabakası oluştu, kıdemli mühendis 7400 lira maaş alıyor, bunları konuşacak yüzleri olmadığı için Ekrem İmamoğlu şöyle, Kaftancıoğlu böyle diye bizimle uğraşacaklar, bunların hiçbir önemi yok."