Mahkeme: Barış imzacısı olmak örgüt ilişkisini göstermez

Mahkeme: Barış imzacısı olmak örgüt ilişkisini göstermez
Yayınlanma:
A+ A-
Barış imzacısı A. Özdemir Aktan, KHK ile ihraç edilmesine ilişkin açtığı davayı kazandı. Aktan’ın açtığı davada verilen karar KHK’lı akademisyenler için ilk olma özelliği taşıyor. Avukat Eyüpoğlu kararın diğer davalara emsal olabileceğini söyledi.

Osman ÇAKLI


İSTANBUL - Barış İçin Akademisyenler bildirisinin imzacılarından olan Prof. Dr. Ahmet Özdemir Aktan, Şubat 2017 yılında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildiği Marmara Üniversitesi’ne açtığı davayı kazandı. Aktan, KHK ile ihraç edilenler arasında özlük haklarını kazanan ilk isim oldu. Ankara 21. İdare Mahkemesi’nin verdiği kararı Aktan’ın avukatı, Meriç Eyüpoğlu Artı Gerçek’e değerlendirdi.

‘BİLDİRİYE İMZA ATMAK ÖRGÜT İLİŞKİSİNİ GÖSTERMEZ’

1988 yılından itibaren görev yaptığı Marmara Üniversitesi’nden barış imzacısı olduğu için ihraç edilen Prof. Dr. Aktan, Ankara 21. İdare Mahkemesi’nin kararıyla okuluna geri dönebilecek. Mahkeme kararını Artı TV’de değerlendiren Aktan, şunları söyledi:

“Barış akademisyenleri içerisinde işe iade edilen ilk kişi ben oldum. Umalım ki devamı gelsin. Olmayan bir suçtan çok insanın canı yandı. İnsanlar işlemedikleri suçun cezasını umarım çekmezler. Bu dönemde her türlü zulüm uygulandı. Bir an önce diğer arkadaşlar için karar verilmesi ve bu yolun açılması gerekiyor.”

İtiraz yolu açık olan mahkeme kararında son noktayı istinaf koyacak. ‘Haksız’ yere ihraç edilen Aktan’ın, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yaptığı işe iade başvurusu 2021 yılında reddedilmişti.

PKK/KCK ile irtibat ve iltisaklı olduğu belirtilerek kamu görevinden çıkarılan Aktan hakkında Ankara 21. İdare Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarını gözeterek söz konusu bildiriye imza atmanın, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisaklı bulunduğunu göstermeyeceği değerlendirmesinde bulundu.

‘EMSAL OLABİLİR’

Barış imzacıları açısından mahkeme kararının ilk olduğunun altını çizen avukat Meriç Eyüpoğlu, 11 Ocak 2016 yılından itibaren çok sayıda hak ihlali yaşandığını ve yaşanmaya devam edildiğine dikkati çekti. Bu süreçte 406 imzacının KHK’lar ile ihraç edildiğini sözlerine ekleyen Eyüpoğlu, insanların ihraçlara ilişkin nereye başvuracağının dahi belirlenmediği bir sürecin işletildiğini anlattı. Avukat Eyüpoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“O dönem yaptığımız bütün başvurularda özetle ‘görevli değilim’ yanıtları aldık. Sonra OHAL Komisyonu oluşturuldu. Biz de oraya başvurduk. Ortalama olarak, gerekçesi olmadan 4-5 yıl beklemek zorunda kaldık. İhraçlarla ilgili hiçbir şekilde karar verilmedi. Hukuka aykırı süreçler işledi. Bugüne kadarki bütün mahkemeler olumsuz sonuçlandı. Ankara’da bir idare mahkemesi ilk kez olumlu karar verdi. Şaşırtıcı olmakla birlikte bundan sonrası için emsal olabilir.”

‘SONUCU BELLİ OLAN YARGILAMALAR ORTAMINDA ŞAŞIRTICI KARAR’

Özdemir Aktan’ın mahkeme kararıyla özlük haklarını kazandığını anlatan Eyüpoğlu, OHAL Komisyonu kararının yanlışlığının kayıt altına alınmasını istediklerini bunun da kabul edildiğini ifade etti. İçinden geçtiğimiz hukuk ikliminde, özel olarak da barış imzacıları için sonu belli bir yargılama süreçleri yaşandığı için ret kararları yerine hak ediş kararlarının şaşırtıcı olduğunu ekleyen Eyüpoğlu, şöyle devam etti:

“İdare mahkemelerinin yapması gereken Anayasa Mahkemesi kararına istinaden OHAL Komisyonu tarafından verilen ret kararlarının yanlış olduğunu kayıt altına alması gerekir. Bu olduğu sürece davalar olumlu sonuçlanacaktır. KHK ile ihraç edilen herkes hayatlarının her alanında ‘sakıncalı insan’ muamelesi görmüştü.”

Öne Çıkanlar