'Saraçhane mitingi' için iptal başvurusu: LGBTİ+ nefreti kurumsallaştırılıyor

'Saraçhane mitingi' için iptal başvurusu: LGBTİ+ nefreti kurumsallaştırılıyor
Yayınlanma:
Güncelleme: 17 Eylül 2022 16:58
A+ A-
SPoD, LGBTİ+’ları hedef alan mitingin iptali için hem valiliğe hem de kaymakamlığa başvurdu. Dilekçede, mitingin kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit oluşturduğu belirtildi.

Ayşegül BAŞAR


+GERÇEK- Yesevi Alperenler Derneği, 150 sivil toplum kuruluşu ile beraber Pazar (18 Eylül) günü Saraçhane Parkı'nda LGBTİ+’ların hedef haline getirildiği, nefret söylemi ve şiddet tehdidi içeren bir miting düzenleyecek.

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), söz konusu mitingin iptali için İstanbul Valiliği ve Fatih Kaymakamlığı’na itiraz dilekçesi verdi.

Yaşanan hedef göstermeler, nefret söylemleri ve tüm bunları yaygınlaştırmak adına düzenlenen bu yürüyüşe karşı tüm siyasi partileri LGBTİ+’larla dayanışmaya ve sürecin takipçisi olmaya çağırdı.

SPoD Yönetim Kurulu Başkanı Halim Kır, Onur Haftası kapsamında herhangi bir etkinliğe izin verilmezken resmi kurumların desteğiyle örgütlenen söz konusu mitingin yaratacağı tehdit ortamını ve buna karşı yaptıkları itiraza ilişkin detayları +Gerçek'e değerlendirdi.

‘KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ AÇISINDAN TEHDİT’

Valilik ve kaymakamlığın yurttaşların bir arada eşit ve özgür bir biçimde yaşamasını güvence altında tutma görevi bulunduğunu hatırlatan Halim Kır, "Dilekçede, yapılan çağrının toplumun bir bölümünü hedef gösterdiği, nefret söylemleri içerdiği; durumun LGBTİ+’ların hak ve özgürlerinin yanı sıra kamu düzeni ve güvenliği açısından da tehdit oluşturduğunu bildirdik. Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin devletin nefret söylemeleri, devamında gelebilecek ayrımcılığı ve saldırıları pozitif yükümlülüğü olarak önleme zorunluluğu olduğunu belirten ilgili kararlara atıflar yaptık" aktarımında bulundu.

'LGBTİ+'LARIN KAZANIMLARINI SİLME ÇABASI'

Kır, 2015’ten bu yana sadece Onur Haftası etkinliklerinin değil, aslında LGBTİ+’ların kamusal alandaki tüm görünürlüklerinin, demokratik ve barışçıl hak arayışlarının yasaklar, hedef göstermeler ve gözaltılarla silinmeye çalışıldığı belirtti. Bunu aynı zamanda LGBTİ+ hareketinin yıllar süren mücadelesiyle kazanılmış olan alanların silinme çabası olarak yorumlayarak, "Yasaklar, hedef göstermeler, gözaltılar, nefret söylemleri ve suçlarına karşı cezasızlık, üst düzey devlet yetkililerin LGBTİ+ karşıtı açıklamalarıyla birleşince, Pazar günü için yapılan miting çağrısı ve benzeri girişimler için fırsat kollayanlar açısından da bir zemin oluştuğunu görüyoruz. Ayrımcılık ve nefretin beslendiği yer de tam burası" ifadelerini kullandı.

RTÜK’E 'KAMU SPOTU' TEPKİSİ

RTÜK’ün söz konusu mitinge ilişkin çağrı videosunu 'kamu spotu' olarak yayınlatmasına da tepki gösteren Kır, "RTÜK bir kamu kurumu, dolayısıyla, söz konusu videonun bir kamu kurumu tarafından yaygınlaştırılması açıkça, LGBTİ+’ların eşit şekilde erişemediği, hepimizin vergileriyle oluşturulan kamu kaynaklarının bir nefret kampanyasının örülmesinde kullanılması durumunu meydana getiriyor" dedi.

'LGBTİ+ NEFRETİ KURUMSALLAŞTIRILIYOR'

Bununla da sınırlı kalmadığını belirterek "LGBTİ+ nefreti bir yandan toplumsallaştırılmaya çalışılırken bir yandan da kurumsallaşmasının adımları atılıyor" tespitinde bulundu.

Anayasa’nın eşitliği düzenleyen 10'uncu maddeye işaret eden Kır, "Söz konusu LGBTİ+’lar olunca bir anda nasıl da LGBTİ+ yurttaşları dışarıda bırakacak şekilde işletildiğini de hepimize gösteriyor. LGBTİ+ nefreti bir yandan toplumsallaştırılmaya çalışılırken bir yandan da kurumsallaşmasının adımları atılıyor. Kamu kurumlarının tüm yurttaşlara karşı sorumlulukları olduğunu düşünürsek bunun sadece LGBTİ+’lar için değil, bu ülkede eşit imkanlarla, aşağılanmadan, güvenle yaşamak isteyen tüm yurttaşlar için endişe verici" diyerek endişesini ifade etti.

'EŞİT YURTTAŞ OLARAK YAŞAMA OLANAKLARINI HEDEF ALIYOR'

Örgütlenen nefretin, LGBTİ+'ların hayatları üstünde doğrudan etkisi olduğunu söyleyen Kır, "Miting gerçekleşmese dahi çağrı metninin kendisi, LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemleri ve şiddeti teşvik eden, ayrımcı her türlü tutumu meşru gösteren, LGBTİ+’ların eşit yurttaşlar olarak yaşama olanaklarını hedef alan ifadeler içeriyor. Biz bu perpasızlığın, sonuçlarından elbette endişe ediyoruz. Her hedef gösterme her nefret söylemi LGBTİ+’ların yaşam hakkı başta olmak üzere haklarında yeni bir daralmayı da beraberinde getiriyor" sözleriyle kaygılarını dile getirdi.

'NEFRET, GÜVENCESİZLİĞİ VE EŞİTSİZLİĞİ DE BÜYÜTÜYOR'

Ayrıca LGBTİ+’ların, gerek sistematik ayrımcılıklar gerekse de giderek artan ekonomik kriz karşısında yurttaş olarak hakları olan kamu kaynaklarına erişmekte sıkıntı çektiklerini belirtti. Özellikle iş bulmakta, barınmada, sağlıkta ve eğitimde hak ihlallerine maruz kalan, güvenceli bir hayat süremeyen bir grubu oluşturduklarını ifade etti. Nefreti büyütmek adına gösterilen her toleransın LGBTİ+’lar açısından güvencesizliği, eşitsizliği, hak ihlallerini büyütmenin yolunu açtığına değindi.

SİYASİ PARTİLERE VE TOPLUMSAL MUHALEFETE ÇAĞRI

SPoD'un siyasi partilere yaptığı çağrıdan da söz eden Kır, "Toplumun bir kesimine yönelik bir nefret örgütleniyorsa, bu sadece nefretin odağı haline getirilenlerin değil, tüm toplumun meselesidir. Dolayısıyla toplum adına söz söyleyenlerin, siyasetin de sivil toplumun da meselesidir. LGBTİ+’lara yönelik hedef göstermelere dair tepki ve dayanışma içinde olmalarını, toplumu kutuplaştıran eylemler karşısında ve hedef gösterilen yurttaşların yanında durmalarını beklediğimizi ifade ettik" açıklamasında bulundu.

Ortak mücadele vurgusu yapan Kır, son olarak şu ifadeleri kullandı: "Kutuplaştırıcı, nefret ve şiddeti büyütme potansiyeli taşıyan saldırılar karşısında birbirimizle konuşma, dayanışma ve bir arada yaşama irademizi büyütme noktasında daha fazla çalışmamız gerektiğini herkesin, hepimizin daha fazla gündemine alması gerektiğini düşünüyorum. Çok açık ki LGBTİ+’lara karşı bir nefret örülmek istenirken bunu görmezden gelmek, her zaman şikayet edilen ama hapsolunan kutuplaşma siyaseti içinde hareket etmek; daha adil, eşit, barış içinde yaşayan bir toplum vaadiyle örtüşmüyor."

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar