Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK- Önce bir özeleştiri yapalım:

Araştırmacı gazeteciliğin ölümünü en net gördüğümüz olaylardan biri 15 Temmuz… Karanlıktaki yüzlerce soru, cevaplanmayı bekliyor, ancak kimse bu mayınlı tarlaya basmak istemiyor. Ana muhalefet partisi ise kendi içinde bir komisyon kurup olayı araştıracağına, tahmine dayalı iddialar salıyor ortalığa…

Bahsettiğim yüzlerce sorunun önemli muhataplarından biri MİT olsa gerektir. Konuyu biraz inceleyen herkesin kolayca görebileceği gibi, Teşkilat’ın o gece ve öncesinde yaptığı hatalar, darbecilerin en büyük avantajı olmuştur. Gelin eldeki bilgileri alt alta yazalım:

  1. MİT, Cemaat’in bir darbeye kalkışacağını biliyordu. Bunu Meclis’e sundukları rapordan öğrendik. O raporda, teşkilatın, “böyle bir ihtimali dış makamlarla, (yani yabancı istihbarat örgütleriyle) paylaştığı“ yazılı. Dünyaya verilen istihbarat, hükümetten gizlenmiş olabilir mi?
  2. MİT, 25 Haziran’da Hükümet’e bir liste sunarak cemaat üyesi olabilecek bazı komutanların isimlerini vermiş, “Bunları Ağustos’taki Yüksek Askeri Şura’da tasfiye edin“ demiş. Sonra ne olduğunu eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan öğrendik: Bu istihbarat sonucu hazırlanan tasfiye listesinden en önemli isim, son gece çıkarılmış. Nedeni hala açıklanmadı.
  3. Bunlar darbe öncesi, darbenin önünü açan iki karanlık nokta. Ya darbe gecesi? MİT, 15 Temmuz darbesini, o gün saat 13.24’te bir ihbarcıdan öğrendi. MİT Müsteşarı Hakan Fidan Genelkurmay’a 18’de gitti. Arada kritik önemdeki 4,5 saat kaybedildi.
  4. Genelkurmay’daki toplantıda, o gece askeri uçuşların yasaklanması kararlaştırıldı, ama zırhlı araçlara çıkış yasağı konmadı. Tankların sokakta yarattığı terör, bu vahim hatanın eseridir.
  5. Fidan, 19.30’da darbe ihbarını haber vermek üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aradı, ama ulaşamadı. Çünkü –inanın ya da inanmayın- Erdoğan o sırada birbaşka telefonda Messi ile maç yapma planlarını konuşuyordu.
  6. Fidan o gece Genelkurmay’dan saat 20.20’de ayrıldı. Darbe ihtimalini haber alan bir istihbarat şefi ne yapar? Fidan yemeğe gitti. Diyanet İşleri Başkanı ve Suriyeli bir muhalif liderle buluştu.
  7. Şimdi daha vahim bölüm geliyor: Saat 21.00’de Özel Kuvvetler’den 33 asker Genelkurmay’ı bastığında, 21.30’da bir Albay, Emniyet’i arayıp sıkıyönetim ilan ettiklerini bildirdiğinde, 21.40’ta Genelkurmay Başkanı esir alındığında MİT Müsteşarı hala yemek yiyordu.
  8. Erdoğan, kendi ifadesine göre darbeyi 21.30’da eniştesinden öğrendi. Yine kendi ifadesine göre hemen MİT Müsteşarı’nı aradı, ulaşamadı. Evet, resmi kayıt aynen öyle; ulaşamadı.
  9. Boğaz Köprüsü, saat 21.45’te trafiğe kapandı. Müsteşar, olup biteni ancak o zaman öğrendi. Zaten 22.38’de de MİT, Kobra helikopterlerinin saldırısına uğradı.
  10. MİT Müsteşarı, bunların soruşturulduğu Millet Meclisi Araştırma Komisyonu’na ifadeye gitmedi.

         Bunlar, şöyle bir kabaa raştırmayla ulaşılabilecek bilgiler.

         Sırf bunlar bile 15 Temmuz ve öncesinde, devletin gafletini ve MİT’in aczini ortaya koymaya yeter. Tabii komplo teorisyenlerinin öne sürdüğü gibi bunlar “gaflet ya da acz“ değil, bir planın parçası değilse…

         Ası ltrajik olan, bütün bunlara rağmen, darbenin geldiğini göre göre gereğini yapmayan, ayağına kadar gelen istihbaratı değerlendiremeyen, darbeyi neredeyse hepimiz gibi televizyondan öğrenen MİT Müsteşarı’nın da, darbecileri son gece tasfiye listesinden çıkaran yetkililerin de hala koltuklarında oturuyor olması…

Neyse, biz yine şanlı direniş öyküleri ve acıklı 15 Temmuz senfonileri dinlemeye ve Bank Asya’ya para yatıranların hapiste olmasıyla avunmaya devam edelim.