Esra ÇİFTÇİ


ARTI GERÇEK - Üniversitenin evrensel tanımı: Latince universitas sözcüğünden türetilmiştir ve bilim insanları topluluğu anlamına gelir. Üniversiteyi oluşturan bilim insanları özgür ortamda akademik çalışma yapan ve araştırma bulgularını topluma yayarak toplumsal gelişmelere katkıda bulunan bir gruptur. Dolayısıyla toplumun gelişmesinde öncü rol oynarlar. 

Bundan dolayı akademik özgürlük ve bilim, devletler tarafından zaman zaman tehlikeli görüldü. Üniversite özerkliğinin kurumsallaşması önünde en büyük engellerden birini oluşturan 2547 sayılı Yükseköğretim (YÖK) Yasası 1982’de askeri rejim ürünü olarak yürürlüğe girdi. Amaç, özerk-demokratik üniversite kavramını yok etmekti.  Bireysel kimlik ve farklılıkların devlet ideolojisi içinde eritilmesiyle ortaya çıkan cemaat tipi yapılanmalarla, özgür düşünceli, eleştiren, sorgulayan bireyler yerine itaat eden bireyler yaratılmak istendi.

 2000’li yıllarda da durum farklı değildi. 2002 yılında AKP tek başına iktidara geldiğinde YÖK’ü kaldırmayı ve demokratik özerk bir üniversite hedefi ile yeni bir yasa çıkarmayı vaat etti ama yerine getirmedi. Zamanla kendi siyasi görüşlerini benimseyen adayları sıralamaya bakılmaksızın rektör olarak atamaya başladı. Son yıllarda ise rektör seçimleri Cumhurbaşkanının talimatı ile kaldırıldı ve rektör atama yetkisi Cumhurbaşkanına verildi. 

Devlet bütçesinden üniversitelere ayrılan pay, diyanet işleri ve savunma harcamalarının çok gerisine düşürüldü. Kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) üniversitelerde siyaseten tasfiyeler ile 7 bine yakın öğretim elemanı keyfi ve hukuksuz bir biçimde üniversiteler ile ilişiği kesildi. AKP üniversitelerde öğretim üyesi açığını gidermek için özellikle devlet üniversitelerinin birçoğunu niteliğe bakılmaksızın siyasi ideolojiye uygun öğretim görevlileri ile doldurdu ve eğitim-öğretim yükü bu kadrolara bırakıldı. Böylece eğitimin ve öğretimin niteliği giderek düştü ve üniversite öğrencileri de payına düşeni fazlasıyla aldı. 

Üniversitelilerin sorunları dağ gibi büyüdü,  büyümeye de devam ediyor. Çoğu parasız ve geleceğinden kaygılı. Toplumsal sorunları, politik sorunları, psikolojik sorunları, eğitim sorunları, temel ihtiyaçları çözülmüyor. Harçları sürekli arttırılıyor, barınma, beslenme, burs ve sosyal yaşamında ilerleme olmadığı gibi öğrencilerin örgütlenmesinin de önü kapandı ve düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri alanlar ortadan kaldırıldı. Artıgerçek olarak bugünkü dosyamızda üniversite öğrencilerinin sorunlarını, 2021 yılının öğrenciler açısından nasıl geçtiğini ve öğrencilerin itirazlarını, öğrencilerle konuşacağız.   

BARINAMAYANLARIN BU YILI SOKAKTA GEÇTİ’

İlk sözü, “Barınamıyoruz Hareketinden” Üniversite Öğrencisi Mert Batur’a veriyoruz. Batur,  pandemi öncesinde çoğu öğrencinin ailesinin desteğiyle veya çalışarak arkadaşlarıyla yaşayabileceği bir apart veya oda kiralayabilirken, pandemi sonrası bunun imkansız hale geldiğini söylüyor. 

Batur, kirada yaşayarak aylık giderleri zar zor da olsa karşılarken aynı para ile şimdi bir oda bile tutamadığını,  8 milyon lisans öğrencisi arasından kendine KYK yurtlarında yer bulanların ise küçültülmüş ve hijyen olmayan yemeklerle karnını tam olarak doyurmadan, küçük dar odalarda kalabalık şekilde yaşadığını anlatıyor. Soğukta yattıklarını, musluklarından çamur aktığını, şehrin dışındaki KYK yurtlarına ulaşmaya çalışırken gasp edildiklerini belirtiyor.

Batur sözlerini şöyle sürdürüyor.

“Yemek ve internet yetersizliği tüm yurtlar için ortak sorun olmakla birlikte ‘Bu kadar da olur mu’ diyeceğimiz sorunlar da var. Keza özel yurtların tamamı ortalamanın üstünde bir otel gibi fiyatlandırılıyor. Yani yılın başında okullar kapalıyken öğrenci evlerinde kalmaya devam etmek zorunda kalan ve evinde ağırlaşan giderlerinin altında ezilen öğrencilerin durumu yılın ortasında daha da ağırlaştı ve bir kısmı açıkça sokağa mahkûm edildi. Elbette bu dönemde barınamama sorunu iyice ayyuka çıkmış ve boyutlanmış olsa da, bunun geçici bir döneme özgü olduğu yaklaşımı doğru değil. Brezilya’daki evsiz işçiler hareketi, Almanya’da reform yaptıran barınma hareketleri, Amerika’daki kitlesel kira grevleri ve Yunanistan’daki işgal evlerine kadar sistemin sürdürülebilirlik koşulları yoksul milyonların insanın yaşama koşullarını gasp ediyor.”

BİR GRUP GENCİN YARATABİLECEĞİ SONUÇLAR GÖRÜLDÜ’

Batur,  eylül ayının başında tüm bu koşullarla tek başına mücadele eden barınamayan, yoksul, borçlu, eğitim alamayan milyonlarca öğrencinin artık yalnız olmadığını, eskisi gibi emlakçı köşelerinde, yurt yedek listelerinde veya KYK yemekhanelerinde tek başına olmadığını bildiklerini ve birlikte hareket eden bir grup gencin yaratabileceği sonuçların görüldüğünü söylüyor. 

Batur, 2021 yılının barınamayanlar için bütün yıl evsiz, yurtsuz, borçlu ve aç ama önce yalnız şimdi sonlara doğru giderek güçlenen bir birliktelikle geçtiğini ifade ediyor.

BOĞAZİÇİ DİRENİŞİ TÜRKİYE’NİN HER YERİNE YAYILDI

Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi Ebru Sert, 2021 yılına pandemi yasakları ve okul kapanmalarının devam ettiği bir dönemde girdiklerini, bu sürecin olumsuz etkilerini en çok hisseden kesimin ise liseli öğrencileri olduğunu ifade ediyor. Sert, 3 günde bir yetkili merciler tarafından fikir değiştirildiğini, öğrencilerin sağlıklarının yetkili mercilerin tartışmalarının hiçbirinde gündem olmadığını, göz önüne alınmadığını belirtiyor.

Sert sözlerini şöyle sürdürüyor;

“Liseliler gerek sosyal medyada gerek sokaklarda seslerini her yerden büyütmekten ve yaygınlaştırmaktan geri durmadılar. 2021 yılına girişimizden 3 gün sonra bir gece yarısı resmî gazetede yayınlanan bir ilanla Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne Melih Bulu’nun kayyum olarak atandığını öğrendik. Belki de yılın öğrenciler açısından en önemli olayı bu şekilde yılın ilk haftasında gerçekleşti. Melih Bulu’nun kayyum rektör olarak atanmasından sonra başlayan eylemlilikler yıl boyu öğrencilerin en büyük gündemi oldu. 7 ay boyunca ve nitekim hala liseli, üniversiteli fark etmeksizin bütün öğrenciler ya bu eylemliliklere dahil oldu ya da bu eylemleri takip etti. Destek ve dayanışmalar Türkiye’nin her yerine yayıldı. Ana akım medyadan toplu taşımada denk geldiğimiz kişilere kadar herkes bu direnişi konuştu”

1000’DEN FAZLA ÖĞRENCİ POLİS ŞİDDETİNE MARUZ KALDI

Sert, senenin ilk 5 ayında toplamda 1000’den fazla öğrencinin kayyum rektör istemediği için polis şiddetine maruz bırakılarak gözaltına alındığını, 11 arkadaşlarının tutuklandığını söylüyor. Sert, içlerinden birinin tutuklanmasının tek sebebinin telefon numarasının son 2 rakamının eylem çağrısı yapan hesabın twitter  kayıt numarasıyla aynı olması olduğunu ifade ediyor. Sert, tutuklanan 11 arkadaşlarının yanında 10 arkadaşlarına da adli kontrol adı altında ev hapsi verildiğini ifade ediyor. 

Sert, sözlerine şöyle devam ediyor;

“Okullarından, sosyal çevrelerinden, işlerinden soyutlanmak zorunda bırakılan arkadaşlarımız bu adli kontrolden yaklaşık 1 ay sonra 2 tutuklu arkadaşımızın davasının olduğu gün Çağlayan Adliyesi önünde bileklerindeki kelepçeleri çıkarttılar. Öğrencilere uygulanmak istenen bu kapatma, baskılama ve gündelik yaşamlarını dahi engelleme politikalarının en somutu, ayak bileğinde kelepçeli halini kabul etmediklerini öğrenciler bu şekilde göstermiş oldular. Yaz aylarında Melih Bulu görevden alındı yerine Naci İnci getirildi. Değişen tek şey kayyum rektörün ismi oldu. Öğrencilerin talepleri ve direnişi baki kaldı.  2 arkadaşımız ise hala tutuklu. 2021’den 2022’ye öğrenciler olarak bir görevimiz de Berke ve Perit’i almak oldu.

ÖĞRENCİLERİ TERÖRİZE ETTİLER

Sert, senenin ilk yarısını geri bıraktıklarında okulların yüz yüze olarak eğitime devam edeceği bilgisinin yetkili merciler tarafından duyurulduğunu, bu haberin hemen ardından 800 lira olan ev kiralarının, 1500-2000 TL bandına tekabül etmeye başladığını söylüyor. Sert, özel yurtların zamlandığını, KYK yurtlarında yer bulunamadığını, en kısa tabiriyle öğrencilerin kaderine terk edildiğini ifade ediyor. Sert, ailesinin evinin okulunun olduğu şehirden farklı bir şehirde olan yüzlerce öğrencinin kalacak yer bulamadığı için okul kayıtlarını dondurduğunu, bu sırada 20 öğrencinin parklarda yatmaya başladığını belirtiyor. Sert şöyle devam ediyor,

“Bu en çıplak haliyle gösterilen gerçeklik 20 kişinin değil milyonlarca kişinin gerçekliğiydi. Fakat bu andan itibaren bu sorunun yakıcılığı ve gerçekliği değil parkta yatan kişiler devlet görevlilerinin gündemine girdi. Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Boğaziçi direnişinde olduğu gibi yine öğrencileri hedef alıp hak aramayı terörize etmeye çalıştı. İlk etapta öğrencileri hedef gösterenlerden barınma sorunu ile ilgili birkaç inkâr geldiyse de günün sonunda her belediyenin misafirhane açmasına, çok kapasiteli yeni bir KYK yurdu yapılmasına karar verildi. Okulların açılmasıyla birlikte çeşitli KYK yurtlarında öğrenciler akan pis sudan, yemekhanede çıkan kıl ve böcek dolu yemeklerden zehirlendi, barınma haklarının yanı sıra eğitim ve yaşam hakları da ihlal edilmeye başlandı. Fakat bu senenin esas kritik noktası KYK yurtlarının yemekhanesinin niteliksizliği, yurtların pisliği değil öğrencilerin haklarını geri almak için verdikleri mücadelelerdi.”

Sert, 2021 yılının öğrencilerin anlattığı olayların yanı sıra karşı karşıya kaldıklarını birçok durumla da mücadele ettiklerini söylüyor. Sert, kulüplerinin kapatılmamasından, nitelikli yemek haklarına, barınma haklarından ifade ve eylem özgürlüklerine kadar bir çok şey için mücadele ettiklerini, yılın son günlerinde de mücadele etmeye devam ettiklerini ifade ediyor. Sert, öğrencilerin maruz bırakıldığı durumların ve gösterdikleri tepkilerin, eylemlilikler ve mücadelelerin 2021 yılına özgü olmadığını fakat bu sene öğrencilerin hiç olmadığı kadar kendi öfkesini ve cüretini kuşanarak maruz bırakıldıkları koşullara karşı öfkesini örgütleyerek ikna edilmeye çalışıldıkları hayatla mücadele ettiğini belirtiyor. 

Sert’in sözleri şöyle;

“Bu senenin ‘en’lerinde yine öğrencilerin hak gaspına uğraması, terörist ilan edilmesi, şiddete maruz bırakılması, gözaltına alınması vardı. Fakat bunların karşısında da hep mücadele, umut ve direniş vardı. 2021’den öğrendiklerimizle 2022 yılına daha özgüvenli, hakları ve geleceği için mücadele etmekten imtina etmeyen ve mücadelenin çeşitli yollarını arayan öğrenciler olarak giriyoruz. Önümüzdeki her sene öğrenciler için yeni mücadeleler demek olduğunu geçtiğimiz seneden ve senelerden biliyoruz ve bu bilinçle hareket ediyoruz.

2021 öğrencilerin mücadele ve direniş yılıydı, sıra 2022’de!

ÜNİVERSİTELİLER BİRİKEN ÖFKELERİNİ MEYDANLARDA DUYURDU

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencisi Lizge Biter ise pandemi çıktığında bir gecede yurtlardan atılarak aile evlerine geri dönmek zorunda bırakıldıklarını, online eğitim için gerekli araç ve gereçler sağlanamadan zaten niteliksiz olan online eğitime mahkûm edildiklerini söylüyor. Biter, irili, ufaklı gelişen tepkilerin, Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum rektör atanmasıyla beraber kendisine bir kanal bulduğunu, üniversitelilerde uzun zamandır biriken öfkenin kendisine kitlesel bir hüviyet bularak öğrenci hareketinin memlekette motor gücü görevi gördüğünü bir kez daha kanıtlamış olduğunu ifade ediyor.

Biter, sözlerini şöyle sürdürüyor;

“Boğaziçi Direnişi, Melih Bulu'nun, "6 ay sonra biter gider" cümlesinin karşılığını kendisine vermiş oldu. Kadınlar, LGBTİ+'lar, üniversite öğrencileri, emekçiler seslerini aynı meydanda buluşturdu. Üniversitelerin yüz yüze açılacağı haberi verildiği dönem herhangi bir hazırlıkları olmaması nedeniyle öğrencilerin mağdur edileceği belliydi. Ne yurtlar ne kira denetimleri ne de derslerin nasıl işleyeceğine dair herhangi bir mekanizma kurulmuştu. Bu nedenle ilk krizi barınma noktasında yaşadık. Fahiş kira fiyatları, niteliksiz ve ulaşılabilir olmayan yurtlar ile birlikte üniversiteliler okuduğu illere dahi gelemediler. Barınma hakkı için sokaklara çıkan, parklarda, bahçelerde nöbet tutan, sıra arkadaşlarının sesine ses vermeye çalışan üniversiteliler kriminalize edilerek hedef tahtasına konuldu, gözaltına alındı, darp edildi. Bir şekilde yurtlara yerleşenlerimiz içinse yurt ortamı şöyleydi; 3-4 kişilik odalarda 6-8 kişi kalmaya, sağlıksız yemeklere, internet erişimindeki sıkıntı ile baş başa bırakılma ve yine en temel hakları için sokaklara çıkan, yurtlarında ses çıkartan öğrencilere soruşturma açıldı ve yolumuza yine taş kondu”

Biter, öğrencilerin pandemi döneminin ortasında 650 TL gibi komik bir rakamla insanca yaşamdan çok uzak, geleceksizliğin kıyısına bırakıldığını ama öğrencilerin buna mecbur olmadıklarının farkındalığıyla 2021’i direniş ve kazanım dolu bir yıla çevirdiğini söylüyor. Biter, 2022’in de insanca bir yaşamın haklı talebiyle direniş, dayanışma ve mücadele dolu bir yıl olacağını söyleyerek sözlerini bitiriyor.