ABD'nin 20 yılda inşa ettiği Afgan devleti ve Afgan ordusunun 10 gün içinde Taliban'a teslim olması bütün dünyada hem ABD'nin hem de Afganistan hükümetinin zaafı olarak yankılandı.

Oysa bu hikâyenin daha az bilinen bambaşka bir yüzü daha var. Melek Ulagay Taylan ve Adalet Çavdar Bianet'e yazdıkları yazıda Taliban'ın Afganistan'da iktidarı ele aldığı 1996-2001 yılları arasında ve Afganistan'a tekrar geri döndüğü 2006'dan günümüze kadar Afganistan'daki afyon üretimi ve ticaretini tümüyle ele geçirmesini yazdı.

Afganistan'da afyon üretimi 1979 yılında Sovyetler Birliği'ne karşı savaşan İslamcı mücahit grupların kendilerini finanse etmek için bu yola başvurmalarıyla başladı. 1997'de Taliban iktidara geldiğinde afyon ile mücadele edeceğini söyledi. Yayınladığı bildiride "çiftçilerin haşhaş ve eroin üretmekten, kullanmaktan ve ticaretinden kesinlikle kaçınmaları gerektiğini bu emri ihlal eden herkesin şeriat kanunlarına göre cezalandırılacağını" duyurdu.

1986 yılında bir mücahit lider New York Times'a verdiği röportajda "Kutsal savaşımızı kazanmak için afyon yetiştirip satmalıyız" demişti.

1996'da Afganistan 2 bin 250 metrik ton afyon üretti. 1999'da bu miktar 4 bin 580'e yükseldi. Üretimin yüzde 97'sinin Taliban'ın elindeki bölgelerde yetiştirildiği tahmin ediliyordu.

2001'de ABD'nin Afganistan işgalini başlatması sonucunda Taliban Pakistan'a geri çekildi. Ancak bu dönemde özellikle güney Afganistan'daki ilişkileri sayesinde afyon ekimini ve üretimini sürdürdü.

TALİBAN'IN BİRİNCİ GELİR KAYNAĞI NARKOTİK

2006'da Taliban Pakistan'dan tekrar Afganistan'a döndü ve ondan sonra artık birinci gelir kaynağı narkotik oldu. Daha önce Güney Afganistan'daki ilişkileri sayesinde afyon üretimini ve yetiştiriciliğini elinde tuttuğu için 2007 yılında, Musa Qala kasabasının kontrolünü ele geçirdi. Afyon yetiştiren ailelere destek olarak üretimin sürekliliğini sağladı.

Sonraki yıllarda Taliban bütün bu operasyonları kurumsallaştırdı. Afyon taşıyan kamyonlara, işleme laboratuvarlarına ve Orta Asya ya da Pakistan'a giden kartel konvoylarına vergiler koydu.

2007 yılında Afgan afyon üretimi 8 bin 200 metrik tona yükseldi. 2008'de aşırı sulama ve kuraklık gibi nedenlerle 3600 metrik tona indi. 2014 yılında 6400 metrik tona yükseldi. 2017'de 9000 metrik tona çıkan üretimin, 2018'de kuraklık nedeniyle 6400 metrik tona inmesine rağmen bu rakamlar dünya afyon ve eroin pazarının içinde en büyük paylardan biri olmaya devam etti.

2007'den bu yana afyon üretimi Afganistan'ın en büyük para getiren ekonomik faaliyeti oldu. ABD'nin Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) Afgan afyon ekonomisinin, afyonun yetiştirilmesi, eroin olarak üretilmesi ve Afgan sınırlarından dünyaya taşınmasının 2017 yılında 4,1 ile 6,6 milyar dolar olduğunu açıkladı.

Bu rakam 2018'de kuraklık nedeniyle 2,2 milyar dolara düştü. Bu da Afgan ekonomisinin gayrisafi milli hasılasının yüzde 6'sı ile yüzde 11'i arasında.

Şunu da belirtmekte yarar var ki 2018 yılında Afgan hükümetinin sağladığı kendi geliri 2,5 milyar dolardı, yani gayrisafi milli hasılanın yüzde 12,8'i. Buradan da anlaşıldığı üzere bugün Afganistan hükümetinin kendi geliri, afyon ekonomisiyle eş değer. Afganistan hükümetinin kamu masrafları ise doğrudan doğruya 11 milyar dolar dış yardımla karşılanıyor.

DÜNYADAKİ EROİNİN YÜZDE 85'İ AFGANİSTAN'DAN

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin Kabil'deki temsilcisi Cesar Guedes-Ferreyros, dünyadaki eroinin en az yüzde 85'inin Afganistan'dan geldiğini kaydediyor. 2020'de afyon ekimi yapılan alan, 163 bin hektardan 224 bin hektara genişledi ve bu alan ezici bir çoğunlukla Taliban kontrolündeki bölgelerdeydi.

ABD, bu gidişata engel olmak istese de başarılı olamadı. Havadan yaptığı operasyonlar çoğunlukla Afgan sivillerin ölmesine neden oldu. ABD Başkanı Obama, uyuşturucuların Afgan devletini yıpratan daha geniş gayrimeşru faaliyetlerin bir parçası olduğu sonucuna vardı. Aslında Afganistan'da illegal afyon üretimi halkın geçim kaynağı haline gelmişti. Bunun önüne geçmek imkansızdı. Topraktan başlayıp, savaş ağaları ve devlete kadar uzanan çok katmanlı bir yapı söz konusuydu.

TALİBAN-METAMFETAMİN

Afganistan'da şiddeti artarak devam eden savaş, milyar dolarlık küresel bir piyasaya sahip olan yasadışı uyuşturucu ticaretinin gelişmesine yardımcı oldu. Kaçak ve gizli işlerin yapılması için gerekli olan alt yapı savaş sayesinde sürüyordu.

Uluslararası uyuşturucuyla mücadele uzmanları, Afganistan'daki bu gelişmeyi dünya için yaklaşan bir felaket olarak değerlendiriyor. Afganistan'daki şiddetin, eroin üretimi için kullanılan haşhaş ekiminin ve ülke genelinde yabani olarak yetişen ve metamfetamin (uyarıcı ve halüsinasyon etkisi olan sentetik madde) yapmak için kullanılan bir bitki olan efedra'nın bulunmasıyla birlikte Taliban'ın yeni bir uyuşturucu piyasasına daha hakim olmaya başladığını gözlemliyorlar.

EN BÜYÜK UYUŞTURUCU KARTELLERİNDEN BİRİNE DÖNÜŞTÜ

Yetkililer, Taliban'ın dünyanın en büyük uyuşturucu kartellerinden biri haline dönüştüğünü ve Afgan hükümetine karşı şiddetli bir isyanla mücadele eden grubun, metamfetamini Avustralya, Asya, Kuzey Amerika, Avrupa ve Afrika'daki yeni pazarlara sürmek için eroin aktarma yollarını kullandığını söylüyorlar.

Taliban, eroin pazarlama yollarını da geliştiriyor ve küçük paketlerle posta yolunu kullanıyor. Bir yetkilinin eroin sevkiyatının başlangıç paketleri olarak tanımladığı bu yolla, 500 gram eroin gönderdiği kişiye, "Sana gönderdiğimiz paket içinde 10 gram da meth (metamfetaminin kısaltılmışı) ekleyecekler, bir dene" diyerek, insanları alıştırmaya başlıyorlar.

COVID-19 pandemisinin başlamasından bu yana 18 ay içinde artan e-ticaret faaliyetinin, ulusal posta sistemleri aracılığıyla gelen paket sayısı patladığı için, kaçakçılara yeni pazarlara giden bir rota da ortaya çıktı.

Taliban, ABD ve uluslararası askeri birliklerin ülkeden ayrılma kararıyla eş zamanlı olarak başlattığı saldırılarla, Afganistan'daki varlığını hızla genişletti ve ülkenin bütün ticaret yolarına hakim oldu. Ülkeye sınırı olan Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve Pakistan ile bu ülkelerden olan mal nakliyatı üzerindeki hayati gümrük gelirlerinin kontrolünü de ele geçirdiler.

Afganistan dünyanın afyon kralıydı. Şimdi, daha ucuza yapılan uyuşturucular, Taliban'ı finanse etmek için başka bir yol sunuyor. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen yakın tarihli bir araştırma, Afganistan'ın afyon üretimine rakip olabilecek önemli bir "nispeten büyük miktarlarda düşük maliyetli efedrin ve metamfetamin üreticisi ve tedarikçisi" haline geldiğini ortaya koydu.

Rapor, yalnızca bir bölgenin, kuzeybatıdaki Farah eyaletindeki 80 bin nüfuslu Bakwa bölgesinin efedra bitkilerini işleyerek potansiyel olarak yılda 240 milyon dolar kazandığını ortaya koydu.

TRUMP'IN İMZALADIĞI ANLAŞMA

Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Şubat 2020'de Doha'da Taliban ile imzaladığı ikili anlaşmada uyuşturucu ve madencilik varlıklarının sömürülmesi gibi diğer yasadışı faaliyetlerden hiç söz edilmedi.

Trump'ın imzaladığı bu anlaşmanın yolunu izleyen Biden'ın 31 Ağustos'a kadar tamamlanacağını söylediği ABD birliklerinin geri çekilme operasyonu, dünyanın en büyük uyuşturucu kartellerinden birine fiilen siyasi meşruiyet sağladı.

Grubun liderleri bölgesel başkentlerde ağırlandı, seyahat edebilmeleri için BM Güvenlik Konseyi yaptırım listelerinden çıkarıldı ve Afganistan hükümetinin gelecekteki ortakları olarak görüldü. Uluslararası uyuşturucuyla mücadele eden kurumların yetkilileri, Meksika ve Kolombiya'yı harap eden uyuşturucu kartellerinden farklı olmadıklarını söylediği Afganistan'ı bir "uyuşturucu devleti" (Narco-State) olarak tanımladı.