Abdullah BOZKOYUN


Halkların demokrasi partisi HDP 8 şubatta Ankara'da ‘’Herkes için adalet’ ‘kampanyası başlattı. Haziran ayına kadar sürecek olan ‘’Herkes için adalet ‘’ kampanyası henüz başlangıç aşamasında halkların ve demokratik kurumların göstermiş olduğu ilgi ve dayanışma daha da boyutlanarak toplumsal bir desteği sağladığı şimdiden görülüyor.

İnsanın toplumsal bir varlık olarak var olabilmesi için, demokratik komünal kültüre sahip olması gerektiği; bunun da adalete dayandığı gerçekliği vardır. Adalet toplumsallığın, toplum olmanın kaynağında var. Adalet olmadan sağlıklı ve özgür bir birey ve toplumda söz edilemez.

Adalete en çok ihtiyaç duyulan bir süreç te HDP’nin başlattığı ‘’Herkes için adalet’’ arayışı kampanyası, adalet isteyen herkesin kampanyaya katılması bir sorumluluk gereğidir. Demokratik ve yaşanılabilir bir ülke için tarihi bir fırsattır. Her türlü adaletsizliğe karşı toplumsal, siyasal ve kültürel bütün güçlerin adalet arayışında buluşmaları elzemdir.

HDP’nin ‘’Herkes için adalet’’ arayışında olduğu bir dönemde AKP ve İktidar ortakları HDP’nin nasıl kapatılabileceği arayışında. Adaletsizliğe karşı adalet kıskacında bile bütün toplum için adalet arayan bir siyasi parti olan HDP ye yönelik saldırılar; tüm demokratik güçleri yakından ilgilendiriyor. AKP’nin İktidar ortaklarından bir partinin liderinin ‘’Bu kervan böyle gitmemelidir. Adalet ve hukuk mutlak surette devreye girmeli, HDP’nin kapısına açılmamak üzere kilit vurulmalıdır’’ diyerek HDP’ye yönelik kuşatmanın daha ileri bir boyuta taşınmasını gündeme getirdi. Ve İktidar HDP’nin kapatılması konusunu ısrarlı bir biçimde gündemde tutuyor.

Gare operasyonu sonrası daha da gündemde tutarak bir taraftan PKK ile özdeşleştirip kriminalize etmek, diğer taraftan HDP’ye destek veren kitlelerin en azında bir bölümünü etkilemeye çalışmaktır.

Unutmamak gerekir ki, HDP Türkiye’nin en önemli demokratik siyasi partisidir. Siyaseti etkileme ve belirleme gücü vardır. Zaten iktidar ve ortağının HDP’yi hedeflemesi de bu nedenledir. Hiçbir ülkede legal demokratik siyasal mücadele verip de bu düzeyde hedeflenen başka bir parti yoktur. Eski Eş Genel Başkanlarından milletvekillerine, yöneticilerinden üyelerine kadar birçoğu halen tutukludur. On binlerce üyesi gözaltına alınmış; binlercesi tutuklanmıştır. HDP demokratik mücadele birikimi ve mirasına dayandığı için Türkiye’nin temel demokrasi ve halkların umudu olmaya ‘’Herkes için adalet’’ demeye devam etmektedir.

HDP tüm Türkiye halklarına ve toplumsal güçlerine dayanan; Türkiye’nin temel siyasal, toplumsal, kültürel, ekonomik ve ekolojik sorunlarını çözmeyi hedefleyen ve bu çerçevede mücadele ederek siyaset üreten bir partidir. Sadece Kürt halkının ya da tek bir toplumsal kesimin/sınıfın partisi olmamaktadır.

HDP Demokratik Türkiye mücadelesi veriyor. Dolayısıyla Türkiye’nin en temel siyasal ve toplumsal sorunları olan Kürtlerin özgür ve demokratik yaşama kavuşmasını da öncelikleri arasına almıştır. Bu yönüyle Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürtlerin özgürleşmesini hedefleyen bir partidir. Türkiye de gerçek anlamda demokratik olan ve var olan toplumsal sorunları çözme iddiasında olan her partinin bunu hedeflemesi gerekir.

Türkiye’nin en dinamik devrimci demokratik ve örgütlü gücü Kürtlerdir. Bu nedenle oluşumu Türkiye’nin devrimci demokratik birikimiyle, Kürtlerin devrimci demokratik gücünün bir araya gelmesiyle gerçekleşmiştir. Bu açıdan bazı çevrelerin görmek istediği gibi HDP’yi bir Kürt partisi olarak görmek ya da böyle bir parti haline getirmeye çalışmak yanlıştır. HDP kampanyanın adı gibi ‘’herkesin partisi’’ yani Kürtlerin, Türklerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Çerkezlerin ,  Arapların, Pomakların, Rumların, Romenlerin, Çingenelerin, Müslüman, Hirisriyan, Yahudi, Ezidi, Alevi’nin; Kadınların, gençlerin, emekçilerin, işçilerin, işsizlerin, sosyalist ve demokratların; özcesi tüm ezilen ve dışlananların, ötekileştirilenlerin,  demokrasi, eşitlik, özgürlük ve adalet isteyen herkesin partisidir. Yani Kürt partisidir, Türk partisidir, Ermeni partisidir de. Zulme uğrayan her kesin partisidir. Eğer HDP ne partisi değildir denecekse; Zulüm edenlerin, sömürenlerin, gasp ve talancıların partisi değildir! HDP herhangi bir etnik veya inanç kesiminin değil ortak paydası demokrasi, eşitlik, özgürlük ve adalet olan tüm toplumsal kesimlerin partisidir!

Zaten Kürt kimliğinin ağır bastığı partiler bulunmakta ve faaliyetlerini yürütmektedirler. Kuşkusuz ezilen, baskı altına alınan bir halk olarak Kürt kimliğinin ağır bastığı partilerde olabilir. Ancak HDP’yi herhangi bir Kürt partisi gibi ele almak kuruluş felsefesini, mücadele stratejisini anlamamak olur. Böyle bir yaklaşım en başta da Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesine zarar verir. HDP’nin Kürt halkı özgürleşmeden, Alevilerin sorunu çözülmeden Türkiye’de demokratikleşme gerçekleşmez, tespiti Kürtlerin özgür ve demokratik yaşam özlemlerine cevap olmayı ifade etmektedir.

Türkiye siyasi çıkmaza girmiştir. Bu çıkmazı yaratan mevcut AKP-MHP iktidarı ile kendini muhalefet gücü olarak gösteren CHP’dir. CHP Türkiye’nin ağır sorunlarına çözüm bulacak ne bir politik doğrultu ortaya koyabiliyor, nede etkili bir mücadele veriyor.

CHP, AKP-MHP iktidarının şiddete ve baskıya dayalı politikası ve şovenizme dayandırdığı çıkmazı aşacak bir politika, irade ve mücadele gücü gösteremiyor. AKP-MHP iktidarının dayandığı temel politik yanlışlıklara karşı tutum takınmadığı için muhalefet yapamıyor. Yine iktidarın savaş politikası ve şovenizme dayandırdığı çıkmazı aşacak bir politik irade ve mücadele gücü gösteremiyor. Hatta iktidarın yanlış uygulamalarına meşruiyet kazandıran bir konumda bulunuyor.

Bu ortamda Türkiye’de tek muhalif güç olarak HDP ve bazı sol demokratik parti ve çevreler kalıyor. Bu açıdan HDP’nin güçlenmesine ve ‘Herkes için adalet’’ arayışına tüm demokrasi güçlerinin katılması ve sorumluluk alması çok önemli. AKP-MHP iktidarı HDP’yi kapatmayı gündemde tutarak tüm muhalif partileri kendine göre dizayn etmeye çalışıyor. Türkiye’de parti kapatmak bugüne kadar çözüm olmamıştır. Daha önce HDP’nin mücadele ettiği kulvarda faaliyet yürüten beş parti kapatılmıştır. AKP iktidarı döneminde Demokratik toplum partisi DTP kapatılmıştır. Parti kapatılarak toplumsal ve siyasal sorunlar çözülmüş mü, Kürt sorunu demokratik bir çözüme ulaşmış mı, toplumsal barış sağlanmış mı? Bunların hiçbiri gerçekleşmemiştir. Aksine mücadele edenler; barış, kardeşlik, eşitlik ve demokrasi isteyenler daha güçlü bir şekilde buluşmuşlardır. Her seferinde daha güçlü bir şekilde siyaset sahnesinde yerlerini almışlardır.

Dolayısıyla ya hep birlikte demokratik ve özgür bir ülkede yaşarız ya da he birlikte yok sayılır, ezilir ve sömürülürüz. Hep birlikte ve herkes için adalet diyerek, mücadeleyi yükseltmek, demokratik-özgür bir toplum ve ülke özlemlerimizi gerçeğe dönüştürecektir. Türkiye’nin şu an yaşadığı kriz ve kaostan çıkışının yolu hepimizin zalimlerin zulmüne karşı birlikte vereceği adalet mücadelesiyle mümkün olacaktır.

Zorbalık kaybedecek adalet ve özgürlük kazanacaktır!