Uluslararası Af Örgütü’nün raporunda yeni tip Coronavirus (Covid-19) pandemisi sürecinde birçok ülkede polisin uyguladığı orantısız güce dikkat çekildi. Türkiye'de 510 kişinin paylaşımları nedeniyle gözaltına alınması ''ifade özgürlüğü ihlali'' olarak nitelendirildi.

İnsan hakları savunucularına göre, pandemi nedeniyle alınan önlemlerin uygulanma sürecinde birçok ülkede polisin orantısız güç kullanımına tanık olunuyor. Uluslararası Af Örgütü'nün yayınladığı rapora göre bu süreçte polis şiddeti yalnızca insan hakları ihlallerine neden olmadı, aynı zamanda yer yer sağlık koşullarını daha da kötüleştirdi.

Örgütün raporuna göre toplu gözaltılar, hukuka aykırı sınır dışı uygulamaları, baskınlar ve barışçıl gösterilere saldırgan müdahaleler yaşandı.

Deutsche Welle'deki habere göre, raporda Türkiye'de geçen mart ve mayıs ayları arasında sosyal medyada yaptıkları "provokatif" Coronavirus paylaşımları nedeniyle ifadelerine başvurulmak üzere 510 kişi gözaltına alındı. Örgüt, uygulamayı ifade özgürlüğünün açık bir ihlali olarak nitelendirdi.

Diğer yandan İran'da cezaevlerindeki Covid-19 önlemlerinin yetersizliğini protesto eden göstericilere karşı göz yaşartıcı gaz ve mermi kullanılması sonucu ölen ve yaralananlar olduğu belirtildi. Rapora göre, Kenya'da sokağa çıkma yasağı uygulamasının yürürlüğe girmesinden beş gün sonra en az yedi kişi polis güçleri tarafından öldürüldü, 16 kişi hastanelik oldu. Angola'da da mayıs ve temmuz ayları arasında yedi gencin öldürüldüğü belirtildi.

Slovakya'da bir Roman yerleşkesinin ordu tarafından tamamen karantinaya alınmasının bu azınlığa ilişkin toplumdaki önyargılı bakışı güçlendirdiği belirtildi. Venezuela, Uganda ve Sri Lanka'da da güvenlik güçlerinin Covid-19 önlemlerinin uygulanma sürecinde özellikle mültecilere, LGBTi bireylere ve evsizlere karşı ırkçı ve ayrımcı bir tavır takındığı kaydedildi.

Uluslararası Af Örgütü Almanya'dan Philipp Krüger, güvenlik güçlerinin pandemi sürecince de hukuk devleti ilkelerine sadık kalmak zorunda olduğunu hatırlatarak, "Yaptırımlar her zaman en son başvurulan araç olmalı" diye konuştu.

Krüger, insan haklarına getirilen sınırlamaların yalnızca kamu sağlığını korumak için gerekli olması ya da başka bir acil durum nedeniyle uygulanabileceğini savundu. (HABER MERKEZİ)