Derya OKATAN


ARTI GERÇEK- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş kararı, sadece tutuklu milletvekillerini değil, 6-8 Ekim Kobane olayları nedeniyle tutuklu olan eski MYK üyelerini ve “örgüt üyeliği ve yöneticiliği” suçlamasıyla tutuklu olan binlerce kişiyi etkileyebilir. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire, Türkiye’de tutuklu bulunan siyasetçiler için tarihi bir karara imza attı. Selahattin Demirtaş’ın başvurusu üzerine verdiği kararda AİHM, sadece Demirtaş’a yönelik ihlallerle ilgili sonuçlara varmıyor, aynı zamanda dokunulmazlıkları kaldıran Anayasa değişikliği, 6-8 Ekim Kobane olaylarına dair HDP’nin tweetleri ve “örgüt üyeliği ve yöneticiliği” suçlamasını düzenleyen TCK 134. Maddeye dair de kanaatini açıklıyor. AİHM’in vardığı sonuçlar, Türkiye’de tutuklu bulunan siyasetçilerin çoğu için emsal teşkil ediyor.

YETERLİ KANIT YOK

AİHM Büyük Daire, Selahattin Demirtaş’ın tutuklanmasına dayanak olarak gösterilen tüm konuşma ve eylemleri inceleyerek, “terörle bağlantılı suçları işlediğine ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı” sonucuna vardı. AİHM, böylece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “makul şüphe” şartına uyulmadığı, “kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği” kararını verdi. 

MYK ÜYELERİ İÇİN EMSAL

AİHM, Demirtaş’ın tutuklanma gerekçelerini sayarken, Türkiye’deki mahkemelerin kararına atıf yaparak, HDP’nin 6-8 Ekim Kobane olaylarına dair tweetlerini de hatırlattı. Ancak AİHM, bu tweetlerin şiddet çağrısı olarak yorumlanamayacağını, siyasi söylem sınırları içinde kaldığını belirterek, 6-8 Ekim olaylarının söz konusu tweetlerin doğrudan bir sonucu olarak görülemeyeceği ve tutukluluğu haklı gösteremeyeceği kanaatine vardı.

AİHM’in bu kararı, 6-8 Ekim Kobane olayları nedeniyle tutuklu bulunan tüm HDP’liler için emsal teşkil ediyor. 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Selahattin Demirtaş’ın tahliyesini önlemek için 20 Eylül 2019 tarihinde Figen Yüksekdağ ve Demirtaş hakkında yeni bir soruşturma başlatmıştı. Soruşturmanın konusu ise her iki siyasetçinin zaten yargılandıkları fezlekelerden birisi olan 6-8 Ekim Kobane olaylarına dayanıyor. Suçlamaların dayanağını HDP’nin attığı tweet oluşturuyor. Savcılığın soruşturmayı genişletmesiyle 25 Eylül 2020 tarihinde HDP’ye operasyon yapılmış ve eski milletvekilleri ile dönemin MYK üyeleri gözaltına alınmıştı. Bu soruşturma kapsamında toplam 27 kişi tutuklu bulunuyor. Soruşturmanın üzerinden 15 ay geçmesine rağmen halen iddianame hazırlanmadı.

TÜM MİLLETVEKİLLERİ İÇİN EMSAL

Öte yandan, AİHM’in dokunulmazlıkları kaldıran Anayasa değişikliğine dair değerlendirmesi tüm milletvekillerinin tahliyesinin yolunu açacak nitelikte. AİHM, kararında dokunulmazlıkları kaldıran Anayasa değişikliğini hukuka aykırı bulduğu için, hukukçulara göre; buna bağlı olarak sonraki tüm işlemler de hukuka aykırı hale geliyor. 

AİHM, Demirtaş’ın yargılanmasını mümkün kılan 2016’daki Anayasa değişikliğinin öngörülebilir olmadığını belirtiyor. Bu, milletvekilleri konuşmalarını Anayasa ile güvenceye alınmış kürsü dokunulmazlığına dayanarak yaptıkları ve dokunulmazlıklarının kaldırılacağını öngöremedikleri için konuşmalarının suçlama konusu yapılamayacağı anlamına geliyor.

AİHM, böylece, dokunulmazlıkları kaldıran Anayasa değişikliğini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki “yasallık ilkesinin” ihlali olarak görüyor. 

İfade özgürlüğünün de ihlal edildiği kararına varan Büyük Daire, Demirtaş’ın “suç” konusu yapılan konuşmalarının yerel mahkemeler tarafından Anayasa’nın 83/1 maddesinde düzenlenen “yasama sorumsuzluğunun kapsamına girip girmediğini incelemesi gerekirken, hiçbir yerel mahkemenin bu incelemeyi yapmadığını” ifade ediyor. 

AİHM’in atıf yaptığı Anayasa’nın 83/1 maddesi şöyle düzenleniyor: “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.”

AİHM, Meclis kararı olmadan bir milletvekilinin tutuklanamayacağına dair Anayasa’nın 83/2 maddesine de atıf yaparak, bu madde kapsamına girebilecek konuşma ve eylemlerin belirli kişileri hedefleyen yönüyle “Anayasa değişikliği usulünün kötüye kullanılması” niteliğiyle yasallık koşullarını yerine getirmediğini belirtiyor.

SEÇME VE SEÇİLME HAKKI İHLAL EDİLDİ

AİHM’in tutuklu milletvekilleri açısından emsal teşkil edecek bir diğer saptaması ise seçme ve seçilme hakkına dair. 

AİHM kararında, “Ayrıca, yerel mahkemelerin, bir parlamenteri tutuklarken, siyasi görüşlerini ifade etmekte özgür olması gereğini gözetmeleri ve parlamentere yönelik suçlamaların siyasi faaliyetiyle doğrudan bağlantılı olmadığını ortaya koymaları gerekir” diyerek, AİHS ek protokolünde düzenlenen seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

AİHM’in Demirtaş’ın “siyasi amaçlarla tutuklandığı” saptaması da yine diğer HDP milletvekilleri, üye ve yöneticileri için emsal teşkil ediyor. Demirtaş ve HDP’nin Çözüm Süreci ve 2015 Haziran seçimlerindeki başarıları sonrasında iktidarın hedefi haline geldiğini belirten AİHM, Demirtaş’ın tutukluluğuyla ilgili hükümetin ortaya koydukları gerekçelerin, “gizli biri siyasi amaca yönelik” olduğu kanaatine vardı. AİHM, Demirtaş’ın 2017 Anayasa değişikliği Referandumu ve 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyalarından alıkonulmasının amacını “çoğulculuğu boğmak ve özgür siyasi tartışmayı kısıtlamak” olarak değerlendirdi, Türkiye hakkında AİHS’in 18. Maddesinde düzenlenen “kısıtlamaların öngörüldükleri amaç dışında kullanılamayacağı” yasağının ihlal edildiği sonucuna vardı.

TCK 314 YASALLIK STANDARDINI TAŞIMIYOR

AİHM’in sadece milletvekilleri değil binlerce kişiyi etkileyebilecek kararı ise “örgüt yöneticiliği ve örgüt üyeliği” suçlarını düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 314. Maddesine dair. 

Madde şöyle düzenleniyor: 

“Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.”

AİHM, Demirtaş’ın da tutuklanmasına dayanak olan TCK 314. Maddenin “soyut, öngörülemez, anlaşılamaz” olduğu için AİHS’in aradığı “yasallık standardını” taşımadığını saptadı. 

HDP TÜM SİYASETÇİLER İÇİN BAŞVURULARA HAZIRLANIYOR

AİHM’in bu kararının ardından Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ için tahliye başvurusu yapılırken, avukatlar diğer tutuklu siyasetçiler için de başvuru yapmaya hazırlanıyor. Başvurular için AİHM kararının çevirisi bekleniyor.

Demirtaş’ın başvurusunun Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmesi, diğer başvurular için ret kararlarının gelebileceğini düşündürüyor. 

Peki, bu durumda itiraz süreçleri işleyecek mi?

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu'ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Av. Ümit Dede, “Bu karar AİHM Büyük Daire’ye ait. Bunun ötesi yok. Bu kararı tanımamak, hukuka tanımıyorum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini tanımıyorum, demektir. Bundan sonra bir hukuk yolu yok” diye yanıt veriyor.  

Kamuoyunun Demirtaş, Yüksekdağ ve diğer siyasetçilerin tahliye edilmesi talebini daha güçlü dillendirmesi gerektiğine işaret eden Dede, “Burada söz konusu olan sadece HDP değil, Türkiye’nin hukuk sistemi” diyor.