Feyzi ÇELİK*


Berat Albayrak’ın istifasının ardındaki İnşaat/ihale ile özdeşleşen sermaye ile TÜSİAD’la temsil edilen ana akım sermaye arasındaki çekişme ve çatışmanın izlerini görmeden doğru yorum yapmak mümkün değildir. Tabi ki, bu iki sermaye blokunun uluslararası sermaye ile bağlantılarını da gözden uzak tutmamak gerekiyor. Albayrak, İnşaat-ihale sermayesinin CEO’su durumunda olan biridir. Havuz medyasını beş inşaat şirketi ile birlikte Kamu bankalarının kaynaklarını kullanarak ele geçiren de Albayrak’ın ailesidir. Her ne kadar Albayrak, Trump’ın damadıyla özdeşleştirilerek gösterilmek isteniliyorsa da onun temsil ettiği sermaye gruplarının Rusya ve Çin bağlantıları göz önündedir. Ana sermaye gruplarının temel bağlantı noktası Batı sermayesidir. Türkiye’nin dünya dengelerindeki duruşu da Batı ile birliktedir. Bu da Batı destekli sermayeye büyük bir avantaj sağlamaktadır. Albayrak konusuna bu açıdan yaklaşmakta fayda vardır. 

Öyle sanıldığı gibi Berat Albayrak tasını tarağını toplayıp gitmiş değildir. Ekonomi, yargı, bürokrasi, medya üzerindeki etkisi hala devam ediyor. Kanal İstanbul’u eleştiren Ekrem İmamoğlu’na soruşturma açılması, Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu’na yönelik tehdit ve hakareti, Kürt siyasetine yönelik operasyonlarda artış görülmesinde de Albayrak’ın izlerinin olma olasılığı oldukça yüksektir. Yine Albayrak’ın istifası konusunda Bahçeli’nin sessizliği, Çakıcı’nın ise Albayrak’ı destekler minvalde twit atması dikkate alındığında Bahçeli ve MHP’nin Albayrak’ın arkasında durduğunu gösteriyor. Burada önemli olan husus Erdoğan’ın konumudur. Erdoğan sonrasındaki belirsizlikler Erdoğansız planların devreye sokulmasını zorladığı için Batı destekli sermaye gruplarının Erdoğan’ı devreden çıkarma olasılığını ortadan kaldırıyor. Aynı zamanda Erdoğan da iktidarını Albayrak’ın temsili bulduğu sermaye gruplarıyla devam ettiremez. Erdoğan bu bakımdan şanslıdır ve bu şansını ana akım sermaye gruplarıyla kaderini birleştirmiş durumdadır. Çoğu Batı sermayesi ile ortak olan özel bankalarla faiz artışı konusunda anlaşmış olması Erdoğan’ı geri dönülmez bir yola sokmuştur. Ancak işi kolay değildir. Erdoğan, mevcut durumda siyasi geleceği olmayan biri olmamakla birlikte yeni bir döneme geçilirken onsuz geçiş de mümkün değildir. Erdoğan belli bir süre ayakta tutularak Albayrak’la temsil edilen sermaye gruplarının etkisi kırılmaya çalışılıyor. 

Erdoğan-Albayrak çekişmesinin asıl kırılma etkisi Erdoğan’ın Rusya ve Putin’le olan ilişki biçimine göre görülecektir. S-400 konusu ve Karabağ sorunu Erdoğan ile Putin’in arasını açabilecek niteliktedir. Albayrak, bir şekilde Rusya ile ilişki kurmak suretiyle Erdoğan’ın oynadığı rolü oynayabilse siyasal olarak kendisini sürdürebilir. Aksi durumda Albayrak ve onu öne süren İnşaat-ihale grupları için geri sayım başlayabilir. Bu durumda AKP-MHP bloğu dağılmayla karşı karşıya kalabilir. Erdoğan içten gelen dalgalara karşı durmak için Merkez Bankası üzerinden ekonomik olarak ana sermayeye, hukuk, demokrasi diyerek liberal kesimlerin desteğini sağlayarak en azından ilk yapılacak seçimlere kadar iktidarını sürdürme peşinde. 


* Av. Feyzi Çelik / İstanbul Barosu