Ayşegül KARAKÜLHANCI


ARTI GERÇEK- Almanya bugün sandık başına gidiyor ve 16 yıllık Angela Merkel dönemi pratikte sona erecek. Almanya'nın Türkiye'ye yönelik yeni politikası da yeni koalisyon hükümetini kuracak partilerin müzakereleri sonucu şekillenecek.

Ülkede son haftalarda yapılan anketlerde Sosyal Demokrat Parti (SPD) anketlerde aldığı yüzde 26 oy oranıyla 15 yıldır ilk kez önde  görünüyor. Fakat hangi parti çok oy alırsa alsın Almanya'da bir koalisyon hükümeti kurulacak.

Şu anda yeterli sayıda milletvekili çıkararak koalisyon hükümeti kurabileceklerini ve ülkenin bundan sonraki başbakanını belirleyebileceklerini düşünen üç parti SPD, Hristiyan Demokrat Birliği ve Yeşiller var. Ancak farklı koalisyon senaryolarına dahil olan iki parti daha var. Biri anketlerde oy oranı yüzde 11 ile yüzde 12 oranında değişen Hür Demokrat Parti (FDP) ve oy oranı yüzde 6 ile yüzde 9 oranında değişen Sol Parti (Die LINKE).

83 milyon nüfuslu Almanya'da seçmen sayısı 60 milyon 400 bin. Seçmenlerin 30 milyon 100 bini kadın, 29 milyon 200 bini erkek. İlk kez oy kullanacak seçmen sayısı ise 2 milyon 800 bin. Bu seçimlerde oy kullanma hakkına sahip göçmen kökenli sayısı 7 milyon 400 bin ile toplamın yüzde 12'sine tekabül ediyor. Yarın 900 bin Türkiye kökenli seçmen de sandık başına gidecek.

SEÇİM SİSTEMİ NASIL?

Almanya Federal Parlamentosu'nda (Bundestag) en az 598 milletvekili yer alıyor. Ancak parlamento genellikle daha fazla milletvekilinden oluşuyor. En çok oyu alan parti Pazar günü akşam belli olacak olsa da kurulacak hükümetin hangi partilerden oluşacağı daha sonra belli olacak çünkü kazanan partinin bir ya da iki diğer parti ile Bundestag'da mutlak çoğunluğu sağlayacak bir koalisyon oluşturabilmesi gerekiyor. Dolayısıyla da ülkenin yeni başbakanının kim olacağı hemen belli olmayacak.

Almanya'da seçmen sandığa gittiğinde iki ayrı pusulayla iki farklı sistem içerisinde oy kullanıyor. İlk pusula, seçmenin yaşadığı seçim bölgesinin milletvekilini belirlemek içindir. Toplam 299 seçim bölgesi var. Bir seçim bölgesinde en çok oyu alan aday o bölgenin milletvekili olarak Federal meclise giriyor. Bu oy pusulası dar bölge sistemi.

İkinci oy pusulası için de nispi temsil sistemi kullanılıyor. Parlamentonun kalan yarısını oluşturan 299 sandalye, her bir partinin ikinci oylardan aldığı orana göre ve her partinin eyalet aday listelerindeki isim sıralamasına göre belirleniyor.

Bir partinin Federal Meclis'e girebilmesi için ikinci oyların en az yüzde 5'ini alması gerekiyor. Bu seçim barajı düşük ve genellikle radikal çizgilerdeki partilerin güçlenmesini önlemek için tasarlanmış bir engel olarak ifade ediliyor. Almanya'nın karma seçim sistemine göre parlamentonun bileşimi, bu ikinci oyların ortaya çıkardığı siyasi tabloyu yansıtmak zorunda. İkinci oylar her bir partinin Federal Meclis'e hangi oranda sandalye sahibi olabileceğini ve hükümet kurma ya da hükümette yer alma şansını da belirliyor.

Partilerin iki ayrı oylamada aldıkları sonuçlar dengeli değilse, ikinci oylamadaki oranları yansıtabilmek için sandalye sayısı artırılıyor. Şimdiki Federal Meclis'te görev süresini 598 değil de 709 sandalyenin olduğu durumdaki gibi.

Başbakanı en çok oyu alan koalisyonun en büyük ortağı belirliyor. Fakat partilerin bir uzlaşma zemini bulması ve bakanlıkların dağılımında anlaşması gerekiyor. Buda zaman alan bir süreç. Koalisyon partileri arasında bir anlaşma sağlandıktan sonra, yeni seçilen Bundestag yeni seçilen başbakan adayı için güven oylaması yapıyor. Güven oylaması alan liderin dört yıllık başbakanlık görevi de başlamış oluyor.

Almanya'daki seçimlerde partiler pandemi koşulları nedeniyle sınırlı kampanya yürütebildiler. Şansölye Merkel'in partisi CDU, onlarca yıldır Bavyera eyaletindeki kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ile kurduğu ittifakla (UNION) Almanya siyasetinde hakim konumdaydı. Ancak Union'un kamuoyu yoklamalarında elde ettiği oy oranı yeni kurulacak koalisyonun lider partisi olamayacağını gösteriyor. CDU'nun yeni lideri Armin Laschet'in Merkel'in doğal halefi olsa da Temmuz ayında sel felaketi yaşanan bölgeye yaptığı ziyarette gülerken çekilen görüntülerinin yayımlanmasından sonra halkın güvenini kaybetmesine neden oldu. CDU oyları o günden itibaren bir daha yükselmedi.

SPD'nin başbakan adayı hali hazırda Almanya Maliye Bakanı olan Olaf Scholz, başbakanlık için de güçlü bir aday konumunda. Yıllardır hükümet ortağı olmalarına karşın hükümette değillermiş gibi ödenebililr kira, asgari saat ücreti 12 euro gibi zayıf bir seçim kampanyası ile yarışa katılan, dış poltika konusunda da değişiklik vaad etmeyen SPD'nin en büyük şansı diğer liderler arasında kendi adaylarının daha çok hükümet tecrübesinin olması ve Olaf Scholz'un Merkel'e benzetilen sakin ve kararlı karakteri oldu.

Yeşiller Partisi iklim değişikliği ve sosyal adalet odaklı programı, genç, hırslı, dikkaet çeken lider Annalena Baerbock ile seçim yılının başlarında anketlerde önde görünüyordu. İlk defa başbakan adayı gösteren ve özellikle de kadın bir aday tercih etmeleri büyük bir heyecan yaratmıştı. Ancak Baerbock hakkında öz geçmişinde yaptığı gerçeği biraz aşan kimi düzenlemeler ve kitabında intihal yaptığı gibi iddialar popülerliğine gölge düşürdü. Partinin eş başkanı Annalena Baerbock şimdiye kadar herhangi bir hükümette görev almaması nedeniyle de rakipleri tarafından tecrübesizliğine sıklıkla vurgu yapıldı. Ama Yeşiller'in sandıktan yeterli oy çıkarması durumunda Baerbock ve eş başkan Robert Habbeck partilerinie bir koalisyona dahil edebilirler.

HANGİ KOALİSYON SENARYOLARI VAR?

Kurulacak koalisyonlar partilerin renkleriyle ifade ediliyor. Bugün sandıktan merkez-sol önde çıkarsa kızıl-kızıl-yeşil koalisyonu, ya da merkez-sağ CDU (siyah) önde çıkarsa Kenya koalisyonu (yeşil-kırmızı-siyah) veya  Jamaika (yeşil-siyah-sarı) koalisyonu betimlemesi gibi.

Irkçı parti Almanya için Alternatif (AfD) Almanya genelinde anketlerde yüzde 11 ile yüzde 12 arasında çıkıyor olsa da merkez partiler AfD ile herhangi bir işbirliğine kapalılıar.

MERKEL HÜKÜMETİNDEN DEVREDEN SORUNLAR

Ülkenin en önemli sorunlarından biri sosyal adalet. Almanya gibi ekonomisi güçlü bir ülkede başta göçmenler olmak üzere çok sayıda insan yoksulluk sınırında yaşıyor. Merkel öncesi Schröder başbakanlığındaki SPD-Yeşiller koalisyonu döneminde HARZ IV denilen işsizlik yardımı önemli bir problem olamya devam ediyor. Örneğin Sol Parti bu yardımın kalkmasını bunun yerine 1200 euro sabit geliri öneriyor.

Bunun yanısıra göçmenleri en çok etkileyen sorunlardan biri işsizlik, iş ararken, ev kiralarken karşılaşılan ayrımcılık, kurumsal ırkçılık gibi köklü sorunların çözülmesinde ciddi adımlar atılmadığı gibi 2015 yılında yanlış yönetilen kapıları açma politikası ile ırkçı parti AfD yükselerek Federal Meclis'e girmeyi başardı. Dijitalleşme, pandemi de ortaya çıkan sağlık alanındaki personel sayısının yeteriszliği, sağlıkta yapılan özelleştirmenin yarattığı sorunlar, iklim ve çevre sorunlarında ciddi bir politikanın uygulamamış olması yeni hükümetin devr alacağı sorunların başında geliyor.

ALMANYA SEÇİMLERİ NEDEN TÜRKİYE'Yİ YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR?

Avrupa Birliği'ndeki etkin rolü ve milyonlarca Türkiyeli göçmene de ev sahipliği yapması nedeniyle Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Erdoğan yönetimideki AKP hükümetinin başta başkanlık seçimlerinde Almanya'da yapmak istedikleri etkinliklerin Almanya içerisinde farklı görüşteki Türkiyeli gruplar arasında çıkardığı gerginliğin Almanya'nın iç huzurunu bozmasyla başlayan gerginlik, ardından DİTİB'i imamlarının Ankara'ya casusluk yapma iddilarının ortaya çıkmasıyla devam etmiş, sonrasında da Suriye, Libya Doğu Akdeniz, Kafkaslar coğrafyasında izlediği sert politika askeri hamleler ve buna bağlı olarak yarattığı kriz, Almanya ile ilişkilerde de büyük gerilimlere neden olmuştu.

Yüne de AB ve Batılı müttefikler arasında Merkel başbakanlığındaki CDU/SPD hükümeti Ankara'ya karşı sert yaptırımlar uygulanması konusunda hep frene bastılar. AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin tamamen kopmaması için ciddi çaba sarfettiler.

Almanya'da nasıl bir koalisyon hükümeti kurlursa kurulsun Ankara Angela Merkel gibi ciddi bir partneri kaybediyor.

Merkelsiz yeni dönemde Almanya-Türkiye ilişkilerinde önemli bir değişim olabilir. SPD liderliğinde kurulun bir hükümet olur da bu hükümette Yeşiller de yer alırsa Ankara'dan insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konusunda daha daha ciddi adımalr atması istenecektir. Türkiye'nin Kürtlere yönelik politikası daha ciddi eleştiri konusu olması kaçınılmaz olacak.

Ancak Almanya-Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler, Almanya'da yaşayan 3,5 milyon Türkiye kökenli nüfus, Türkiye'nin AB'nin düzensiz göçden sınırını koruyan konumda olması nedeniyle insan hakları, demokrasi eleştirileri yükselecek olsa da yeni kurulacak Almanya hükümeti de ilişkilerde radikal bir değişiklik yapamayacaktır.