Seçkin GÖVERCİN


‘’Yaşadığımız hayat bitkilerin ve ağaçların yaşamına benzer. Ezilen ve yok edilen bir bitki canlanamaz, bundan dolayı gerçek hayata dönen tek şey sadece köklerimizdir.’’

Tondraklı Paul

Divriği’nin dağılışından sonra doğuda, Zarehavanlı Simbat öncülüğünde tekrar birleşen eski ermeni Pavlikanlar, 10. yüzyıla kadar tekrar güçlenerek taraftar toplamaya başladılar.

Çoğu batı Ermenistan’da olmak üzere kuzey Suriye’ye yayılmaya başlayan Tondrakiler esas olarak adını Van, Aladağı’nın (Van Gölü’nün kuzeyindeki Erciş) dibindeki Tondrak (Tendürek) köyünden almıştır.

Kurucusu Simbat, Ermenistan, Zarehavan köyünden göç ederek Tondrak’a yerleşmiş ve hareketi buradan yaymaya başlamıştır.

Ermeni kilisesine karşı faaliyetlerini yürüten Tondrakiler, aynı zamanda feodal aristokrasiye karşı sınıf mücadelesi veren bir hareket olmuştur.

Kaysilerin* egemenliği altında olan bu topraklarda her an yabancı istilasına karşı korunması ve mücadele edinilmesi kaçınılmazdı.

Bunun yanında Kaysi Emiri Ebülvard’ın idaresi altında bölge halkı da iki sömürüye birden uğruyordu.

Bir yandan, feodaliteden kaynaklı zorunluluklar olan vergi, angarya ve ayni ödentileri, öte yandan yabancı saldırı ve işgallerine karşı yağmaya ve haraç ödemeye maruz kalma gibi sebeplerden dolayı Simbat ve Ebülvard arasında şiddetli çatışmalar yaşanmış ve Simbat’ın kuvvetleri, Emir’in kuvvetleri tarafından ezilmişlerdi.

Bunun en büyük nedeni ise, dini ve siyasi otoritelerin baskıya yönelmesi Bizans ve ermeni güçlerinin bu konuda işbirliğine gitmeleriydi. II. Basil’in ordularının Tondrakiler’e karşı din adamlarına ve diğer yetkililere yardım etmesiydi.

Aynı yüzyılın ortalarında Ortodoks karşıtı olanlara yapılan zulüm ve baskılar yine imparatorluğun Vaspurakan ve Mezopotamya bölgesinin Valisi olan Gregory Magistros tarafından daha da şiddetini artırmış, heretik olarak tabir edilenlerin daha da doğuya göçlerine sebep olmuştu.

Bu göç edenlerin en başında gelen ise Simbat geliyordu.

Astetik alışkanlıklara sahip olan ve kendisini keşiş olarak adlandıran Simbat, Ortodoks inanç ve Sakrementleri reddediyor, karşısındaki düşmanları ise onu İsa karşıtı olarak niteliyordu.

Simbat ise İsa için onu ‘’ışık’’, ‘’hayat’’ ve  ‘’hakikat’’ olarak görüyor ve bunlarla adlandırıyordu.

Dirençli olarak inancını korumasına karşılık o da birçok Pavlikan lideri gibi ölüme mahkum edilirken, onun ölümü Bizanslılar tarafından değil, Arap Emiri’nin talimatıyla gerçekleşiyordu.

Bütün bu baskı ve koğuşturmalara rağmen varlıklarını devam ettiren Tondrakiler, 1002 yılında Harck (Bulanık) Psikoposu’nu kendi yanlarına çekmeyi başararak, Jakop adındaki bu psikoposun kendi bölgesini tondrak kurallarına göre yönetmesini sağlıyordu.

Bu psikopos artık din adamı sınıfını reddediyor, sözlü günah itirafını kaldırıyor. Kendisi ise, astetik bir hayat yaşayarak, elbise yerine çuval giyiniyor ayakkabısız yalın ayak dolaşıyordu.

Fakat özellikle, konuşmalarında çok hararetli ve ikna edici bir tavır sergiliyordu.

O dönemin tarihçilerin Pavlikan-Tondrak liderleri hakkında; ‘’Eğer birileri onlara kendilerini tam olarak inandırırsa, onlar için hayatlarını vermeye her zaman hazırdırlar ve kendilerine ne emredilirse hemen onu yerine getirirler.’’ dedikleri nakledilir.

Jakop’un yaptığı dini reformlar diğer din adamlarının tepkisini çekerken, kiliseler arasında bölünmelere yol açmıştı.

Daha sonra Katalikos Sergius onu konuşmak için yanına çağırarak tuzağa düşürür. Yanındakilerin yardımıyla heretiklere itham edilen tilki damgasını alnına vurarak, sokaklarda teşhir etmeye çalışırken, bir yandan da bağırarak; her kim ki aziz Gregory’in kilisesinden uzaklaşıp, başıbozuk insan görünümlü yabani hayvanlar olan Tondrak sürüsüne kendisini kaptırırsa bu cezanın aynısını çekecektir diyordu.

Bu kadar baskıya rağmen, Tondrakilerin eski Pavlikan bölgesi olan Shimi’de Gunzik adında bir papaz, rütbeli birinin eşini kendi inancına kazandırdıktan kısa bir süre sonra bu kadın, iki kız ve bir erkek kardeşini de kendi inancına kazandırır.

Daha sonra bir manastır kurarak halka yayılmaya başladıktan sonra açıktan da ortodoks gelenekleri şiddetle eleştirerek karşı çıkarlar.

Kısa süre sonra II.Basil 1005 yılında bölgeye mahkeme heyeti gönderir. Bu heyet heretik olarak yargıladığı birçok kişi işkence ve ölümlere maruz kalırken birçok kişi de yerinden yurdundan kaçmak zorunda kalıyordu.

Genel olarak Tondrakiler kadınla erkek arasındaki eşitsizliği örgütleyerek aileler arasındaki eşitsizliği redderken, sadece cinsiyetler arasında değil bütün sınıflar ve toplumun üyeleri arasında bir eşitliliğin hüküm sürmesi gerektiğini inancını taşıyorlardı.

Her şeyin üstünde topraklar ve gayrimenkul haklara dair hakların eşitliliğin esas alınması ve bu nedenle toprak mülkiyetinde eşitsizliği kabul edip zenginlerle fakirlerin varlığını tanrısal irade olarak savunan kiliseye karşı çıkıyorlardı.

Tanrıyı insana, gökyüzünü ise yeryüzüne yakınlaştırarak ruhani hayatı ve ruhun ölümsüzlüğünü tanrısal ödülleri reddediyorlar. Kurtuluş ancak bu dünyada olduğunu, adil, ortak, eşit bir sosyal düzenin tesisiyle gerçek ruhani devletin dünyada kurulacağının inancını yayıyorlardı.

Tondrakiler bu düşünceyi yaymakla yetinmeyip yalnızca din adamlarına değil siyasal iktidarlara karşı da mücadele ediyorlardı

Ermeni otoriteler tarafından sürekli yabani varlıklar gibi avlanıyor, hapislere atılıyor, tutuklanıyor, gözleri oyuluyor, kazıklarda yakılıyor, topluca evlerinden sürülüyor, köyleri harabeye çevriliyor, Ermeni kilisesinin önde gelenleri; ‘’Üzüm bağını bozan, küçük tilkilere benzetiyorlardı.’’

Pavlikan önderleri ise, her şeye rağmen, bütün cezalara, hapislere ve işkencelere katlanacaklarına yemin ediyorlardı’’

Ermenistan’da Pavlikan-Tondrakilere yapılan en büyük zulümler Gregory Magistros tarafından yapıldı.

XI. yüzyılda Vaspuragan ve Daron (Van-Muş) Valisi olan Gregory Magistros, Tondrak’ı yakıp yıktırdı ve Tondrak’a tekrar bir isim verdi. Neredeyse 1000’den fazla Ortodoks karşı olanları vaftis ettirerek Ortodoks imanına dönmeyi mecbur etti.

İnançlarında tıpkı Pavlikanlarda olduğu gibi kilisenin kutsallıkları olan haçı, Meryem Ana kutsallığını kabul etmeyen, günah çıkarma ve vaftis olayını da karşı çıkan Tondrakiler, kilise hiyerarşisi yerine Pavlikanlarda olduğu gibi seçkinler olarak adlandırdıkları kişilerin önderliğinde inançlarını yaşıyor, kiliseler yerine kadın ve erkeğin aynı kutsal mekanlarda toplanarak dua ettikleri yerlerde ibadetlerini uyguluyorlardı.

Din adamlığı sıfatının yerine kadın-erkeğin eşit olduğu ve isteyenin gönüllü olarak hizmet ettiği seçkinler (perfect) olarak adlandırdıkları kişilerle uyguluyorlardı.

Tondraki hareketi daha çok Ermeni halkı arasında etkili olmuş yalnızca Ermeni çoban ve çiftçiler arasında yayılmıştır.

Faaliyet merkezleri Armeniyye toprakları içinde olan ve Ermeniler arasında büyük destek bulan Pavlikanların ise, milliyetleri gözetmeksizin tüm coğrafyaya yayılan, ezilen ve sömürülen tüm halkları kapsayan bir hareketti.

Bu yanıyla Pavlikanlardan ayırılan Tondrakilerin esasen bir Ermeni hareketi olduğu da söylenebilir.

Devam edecek

Dipnotlar ve açıklamalar

*Kaiser: Almanca ‘’imparator’’ sözcüğünden alıntıdır. Latince ‘caesar’ kökeninden gelen ve Julius Caesar (Roma İmparatoru) adından türeyen sözcük latince de ‘’kesmek, biçmek’’ fiilinden türemiştir.

Julius Sezar, Roma imparatorluk döneminin başlatıcısı olarak kabul edilir. Sezar döneminde Roma, İtalya dışına taşarak Avrupa içlerine ve Ege’ye doğru ilerlemiştir.

Evlatlık edindiği kendisinden sonraki Oktaviuanus (Agustus Sezar) döneminde ise, Anatolia (Eskişehir, Afyon civarı), Galatya ( Ankara, Çankırı, Yozgat civarı), Kapadokya ( Eskişehir, göreme civarı), Klikya ( Hatay, İskenderun civarı), Yahuda ( Filistin ) Roma topraklarına kattıktan sonra da Bizans’la bu bölgelere aynı isimlerle adlandırmaya devam etmiştir. 

(Bu yazı Adil Medya ile eş zamanlı yayınlanmıştır.)