Yargıtay’da gerçekleştirilen törenle 2021-2022 Adli Yılı başladı. Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Antalya ve Adana’da barolar, Adli Yılı açılışına dair açıklama yaptı.

Ankara Barosu, Ankara Adliyesi’nin 4'üncü ek binası önünde açıklama yaptı. "Adalete erişim hakkını cesaretle savunuyoruz" yazılı dövizlerin taşındığı açıklamada konuşan Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, adil yargılama hakkının yok sayıldığına değindi.

ANKARA BAROSU: YENİ ADLİ YILI KUTLAMIYORUZ

Sağkan, “Savunma makamının yargı sisteminin dışına çıkartılmaya çalışıldığı, avukatların mesleklerini icra ettikleri her ortamda sistematik olarak şiddete uğradığı, öldürüldüğü; müvekkilleri ile özdeşleştirilerek yargılandıkları, ifade ve iletişim özgürlüğünün kağıt üzerinde kaldığı, kadın cinayetlerinin zamana yayılmış bir katliama dönüştüğü, çocukların sadece çocuk değil bir taraftan da işçi oldukları, adaletin tecelli edeceğine olan inancın adli makamlara değil de sosyal medyada kalabalıklara ulaşabilme umuduna havale edildiği ülkemizde yeni adli yılı kutlayamıyoruz. Ancak bizler, suskunluk sarmalına girmeyen ve eşit bir dünya için herkes adına direnen avukatlar olarak yeni adli yılı büyük bir kararlılıkla karşılıyoruz” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL BAROSU: YARGI GERÇEKLİĞİNİ BİLSEK DE İNADINA YAŞATACAĞIZ UMUDUMUZU'

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, yeni adli yılın başlaması vesilesiyle  baronun Twitter hesabından bir video mesajı yayınladı. Durakoğlu, "Her yıl daha da ağırlaşan mesleki sorunlarımıza daha da kısıtlanan alanlarımıza, sınırlanan yetkilerimize rağmen, ülkemizin bütün yargı gerçekliğini bilsek de inadına yaşatacağız umudumuzu" dedi. Durakoğlu avukatlar olarak "adaleti yaşatmak için mücadele edeceklerini" ifade etti.

ADANA BAROSU: 2017'DEKİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ BUGÜNKÜ KAOTİK ORTAMIN YASAL ZEMİNİNİ OLUŞTURMUŞTUR
 
Seyhan ilçesinde yapılan açıklamada ise Adana Baro Başkanı Semih Gökayaz, yargının yürütmeye bağlı olduğuna dikkati çekerek, “Bağımsız yargı talebimizi her şartta ve koşulda dile getirecek, hukukun egemen olduğu bir sistemin talepkarı olacağız. Toplumsal uzlaşıyla yapılması gereken anayasa, 2017 yılında kıl payı sayılabilecek bir oyla geçmiş ve bugünkü kaotik ortamın yasal zemini oluşmuştur. Hukukun egemen olduğu bir sistemin inşası için kuvvetler ayrılığına dayalı güçlendirilmiş parlamenter sistemin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur. Baro olarak bu sistemi savunmaya devam edeceğiz” dedi. 


 
ANTALYA BAROSU: KUVVETLER AYRILIĞI ŞEKLEN BİLE UMURSANMIYOR

Antalya Barosu'ndan yapılan açıklamada ise Türkiye'de "basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, demokrasi ve özgürlüklerin boğulduğu" belirtildi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

"TBMM işlevini yitirmiş, kanun devletlerinde bile görülmeyecek şekilde, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, Cumhurbaşkanı kararları, yasaların, hatta Anayasanın yerini almıştır. Kuvvetler ayrılığı ilkesi şeklen bile umursanmamakta, yargı bağımsız(mış) ve tarafsız(mış) gibi bile davranamamaktadır. Çağdaş ve demokratik bir devlet düzeninde öne sürülse, bütün kamusal ve siyasal yapıyı yerle bir edebilecek nitelikteki iddialar karşısında ölüm sessizliğine gömülen ilgililer ve yetkililer, 'Cumhurbaşkanına hakaret', 'Suçu ve suçluyu övme' suçları söz konusu olduğunda soruşturma ve kovuşturma açmak için çok hevesli davranmakta, değerli Uğur Mumcu’nun yıllar önce dile getirdiği gibi, 'Devlet koltuklarına dayanarak kabadayılık yapmaktadırlar."

Açıklamada, savunmanın "can çekiştiği", avukatların ise "tehlikede" olduğu belirtilerek, "Memleketimizde gerçek bir demokrasi, insan haklarına dayalı gerçek bir hukuk devleti inşa edilmesi için, mesleğimizin onuru ve saygınlığı için, antidemokratik anlayış ve uygulamalara, hak ihlallerine, hukuka aykırılıklara, çocuk istismarına, kadına yönelik şiddete, kadın cinayetlerine, çevre katliamına, doğa talanına karşı mücadele etmekte ısrarcı ve kararlıyız" ifadesine yer verildi.