HABER MERKEZİ- Cengiz Holding şirketlerinden Eti Bakır A.Ş. tarafından Cerattepe’de yapılmak istenen madencilik faaliyetlerine direnen Artvinlileri ikna etmek için Artvinlilerden seçilen 14 kişiye aylık toplam 70 bin lira ödenecek şekilde sözleşme imzalandığı ortaya çıktı.

Yeşil Artvin Derneği’nden yapılan açıklamada “Artvin halkının mücadelesini kırmak için işbirlikçi bir örgütlenme tezgâhlanmış, maden yandaşı bir Artvinli grubu yaratılmaya çalışılmış, konu hakkında zerrece bilgisi olmayan bu kişiler yalanlarla ve baskılarla ve iş vaatleriyle halkı bölmeye çalışmışlardır. Bu kişilerin ülke ekonomisi, madenlerin ulusal ekonomiye kazandırılması, ülke çıkarları, Artvin’in çıkarları gibi kaygılarının olmadığını kendilerini tanıyanlar zaten biliyorlar” ifadelerine yer verildi.

LOBİ FALİYETİNE AYLIK 70 BİN TL

Yeşil Artvin Derneği, Eti Bakır firması ile anlaşma yapan Mehmet Ali Ergül’ün dernek yönetimini karalayabilmek için olmadık yalanlar uyduran, dernek yönetiminin Almanlardan para aldığını yolunda yalanlar söyleyen bir kişi olduğunu belirterek yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Sözleşme gerçekten çok ulvi ve vatansever düşüncelerle düzenlenmiş. Sözleşmenin konusu Eti Bakır ile Artvin halkı arasında köprü oluşturmak olarak yazılmış, yapılacak işler kısmında bu komiteye Cerattepe projesini halka anlatmak, sivil toplum kuruluşlarını, sendikaları, resmi kurum ve kuruluşları gezerek bu projenin Artvin halkının sosyal ve ekonomik yönden gelişmesine katkılarını anlatmak olarak belirlenmiş. Yine bu sözleşmeye göre Mehmet Ali Ergül başkanlığında oluşturulan komite çalışanları firmanın madencilik faaliyeti kapsamında yapacağı tüm çalışmalarda Eti Bakır görevlilerine yardımcı olacak ve Eti Bakır tarafından verilen görevleri eksiksiz yerine getirecektir. Bu kadar ulvi görevlerin elbette bir bedeli olmalı, bu da belirlenmiş sözleşmede: 1 Eylül 2016 tarihinden itibaren aylık 70.000.-TL komite üyeleri adına komite başkanı Mehmet Ali Ergül’e verilecektir. 5 yıllık bir süre için verilen bu miktar taraflarca uzatılabilecektir.”

Etibakır ve 14 kişi arasında aylık 70 bin lira karşılığında imzalanan belgeyi bir ilin satış belgesi olarak değerlendiren dernek yönetimi “Bizleri Almanlardan para almakla suçlayanların Artvin halkına ihanet için üç kuruşa kendilerini maden şirketine sattıklarının belgesidir Komite başkanı Mehmet Ali Ergül ile birlikte bu sözleşmeyi imzalayan kişiler Uğur Yaşar, Talih Pişkin, İsmail Öngüner, Ercan Torun, Hasan Cin, Mehmet….., Tahir Yaşar, Recep Şentürk, Mehmet Cin, Muhammet Ergül, İsrafil Öngüner, Davut Ergül, Necdet Aydın isimli kişilerdir. Bu kişileri bütün Artvin halkı tanısın ve bilsin” açıklaması yaptı.

Yeşil Artvin Derneği, Birgün Gazetesi'nde yayınlanan ve  Etibakır ve 14 kişi arasında imzalanan sözleşmenin yasadışı bir örgütlenme olduğunu sözleşmede yer alan şirket tarafından verilecek  diğer işlerin neler olduğunun da açıklanmasını istedi.

ARTVİN  TURİZM KENTİDİR

Yeşil Artvin Derneği kendilerinin davet edilmediği ve 30 Eylül’de düzenlenen Artvin Turizminin Sorunları ve Çözüm Önerileri konulu bir Çalıştay’ın “yıllardır Artvin ilinin geleceğinin turizm ve eğitim kenti olarak planlaması gerektiğini söyleyen” dernek tarafından desteklendiğini de açıkladı.

Yeşil Artvin Derneği açıklamasında daha sonra şu ifadelere yer verildi:

“İlimiz milletvekilleri 2727 bitki türü ile bitki çeşitliliğinde ilk sırada olduğumuzla övünürken, bir yandan da 129 HES’ten 80’inin iptali için çaba gösterdiğini söylemiştir. Öyleyse yıllardır HES’lere karşı mücadele edenlere yaptıkları her türlü haksız suçlamanın haksızlık olduğu bir yana bu mücadelenin her aşamasında yer alan bizler için HES’ler ile turizmin, daha doğrusu yaşamın bir arada olamayacağının kabul görmüş olması elbette bir kazanç olmaktadır.

Yine şehrin tam tepesinde Cerattepe maden belası varken ve bu yetmezmiş gibi sırada 325 maden ruhsatı varken bu ilde Turizm nasıl gelişebilir. 325 maden ruhsatının 129 HES’in olduğu yerde turizm olur mu. Bunlar olurken övündüğünüz 2727 bitki türü sizce yaşamaya devam edebilir mi.

Bizler, Artvin’de yaşayanlar, bunu bir mahkûmiyet olarak değil bize verilmiş bir lütuf olarak görenler, bu ilin dağına taşına, kurduna kuşuna, ormanlarına, derelerine, göllerine âşık olanlar, vatandaşlık bilinci ve onuruyla yaşayanlar olarak bu mücadeleyi asla terk etmeyeceğimizi, nerede ve nasıl gerekiyorsa o şekilde mücadeleye devam edeceğimizi duyuruyoruz"