Yükselen ABD faiz oranlarına ilişkin korkular, yatırımcıları aralarında Türkiye'nin de bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin hisse senetlerinden ve tahvillerden para çekmeye yöneltti.

Piyasalar uzun vadeli tahvillerde yaşanan satışları dindirmek adına ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell'dan, kısa vadeli tahvilleri satarak uzun vadeli tahvilleri alacağını açıklamasını (tahvil aldıkça fiyatı artıp faiz getirisi düşüyor) bekliyordu. Ancak, Powell bu kez şapkadan tavşan çıkarmadı. ABD 10 yıllık tahvillerinin yüzde 1.61 seviyelerine yükselmesi piyasaları yeniden türbülansa soktu.

Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) günlük sermaye akımı verilerini aktaran Financial Times'ın haberine göre, yabancı yatırımlar geçen hafta yükselen piyasa hisse senetleri ve tahvillerinde negatife döndü ve ekimden bu yana ilk kez toplam günlük çıkışla sonuçlandı.

IIF Başekonomisti Robin Brooks, “Akışlar negatife döndü ve bu gerçekten bir sürpriz çünkü felaketle sonuçlanan 2020'deki toparlanmanın henüz başındayız. Olumlu aşı manşetlerinin ardından kasımda başlayan balayı sona erdi. 2013'teki taper tantrum'u tekrarlıyoruz” dedi.

IIF'nin verilerine göre, 30 gelişmekte olan ekonomideki varlıklara şubat ayındaki yaklaşık 325 milyon dolarlık günlük girişle karşılaştırıldığında, geçen hafta boyunca yaklaşık 290 milyon dolarlık günlük çıkış oldu.

The Economist, ABD tahvil faizlerindeki artışa karşı en riskli görülen ülkeler (Brezilya, Meksika, G. Afrika ve Endonezya) grubuna Türkiye'yi almadı.

Negatif yaklaşılmamasının önemli olduğunu belirten Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, “Fakat cari açık, rezervler ve kısa vadeli dış borcun durumu nedeniyle risk iştahındaki bozulmaya karşı duyarlılığımız hâlâ yüksek. TL'nin değerli olmaması ‘taper tantrum' kâr nispeten koruyucu bir faktör” dedi.