2012 yılında Urfa'da kutlanan Newroz'da polisin katılımcılara kötü muamelesini engellemeye çalışan avukatların yere yatırılıp, kelepçelenmesine ilişkin açılan dava Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ihlal kararına rağmen zaman aşımına bırakıldı. AYM kararının ardından 2016 yılından bu yana devam eden yeni soruşturmanın sonucu avukatlara tebliğ edildi. Savcılık, AYM’nin kararına rağmen polislerin işlediği suçu bu kez de zaman aşımından takipsizlik kararı verdi. Savcılık, polis aracı ve hastanede kaydedilen kötü muamele görüntülerine ilişkin de "o ana ait görüntülerin olmadığı"na kanaat getirdi.

Urfa Barosu tarafından gözlemci olarak görevlendirilen avukat Hidayet Enmek, Eyup Sabri Tinaş ve Mehmet Emin Uyguner, polise itirazda bulundukları için gözaltı aracında biber gazına maruz kaldı. Bunun üzerine avukatlar, polisler hakkında "İşkence ve kötü muamele" nedeniyle suç duyurusunda bulundu. Savcılık başvuruyu, "Kovuşturmaya yer yok" diyerek reddetti. Savcının kararına karşı yapılan itirazı karara bağlayan Anayasa Mahkemesi (AYM), 21 Nisan 2016 tarihinde "İşkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine" hükmetti. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğini belirten AYM, kararın bir örneğini de Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi.

     

 SAVCILIKTAN KÖTÜ MUAMELE GÖRÜNTÜLERİNE ‘O ANA AİT GÖRÜNTÜLERİN OLMADIĞI’ KANAATİ

 Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre AYM kararının ardından 2016 yılından bu yana devam eden yeni soruşturmanın sonucu avukatlara tebliğ edildi. Savcılık, AYM’nin kararına rağmen polislerin işlediği suçu bu kez de zaman aşımından takipsizlik kararı verdi. Savcılık, polis aracı ve hastanede kaydedilen kötü muamele görüntülerine ilişkin de "o ana ait görüntülerin olmadığı"na kanaat getirdi.

‘KOVUŞTURMAYA YER YOK’

İşkenceye ait delil elde edilemediğini belirten savcılık kararında, "Müştekilerin görevlilere doğrudan aktif bir direnme içinde oldukları kamera görüntülerinde sabit olduğu, ancak şüphelilerin müştekilere yumruk atmak suretiyle vurdukları, şüphelilerin bu nedenle şüpheli polis memurlarının sınırlı, ölçülü ve tutarlı güç kullanımını daha fazla zor kullandıkları anlaşılmakla, şüphelilere isnat edilen zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçunun cezalarının üst sınırı itibariyle 5237sayılı TCK'nin 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zaman aşımı süresine tabi oldukları, suç tarihinden sonra zaman aşımını kesen TCK'nin 67. yetkisinin aşılması suretiyle kasten yaralama suçundan zaman aşımı nedeniyle" denilerek kovuşturmayı kapattı.

‘SAVCILIK, 6 YIL DOSYADA BİR İŞLEM YAPMADI’

Öte yandan aynı olay kapsamında polislerin şikayeti sonrası avukatlar hakkında "devlet memuruna hakaret" ve "görevi yaptırmamak için direnme" iddiasıyla açılan davanın karar duruşması ise Urfa 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde yarın görülecek.

 Görülecek olan duruşma ve verilen takipsizlik kararına ilişkin konuşan avukatlarından Ali Arslan, 2012'de 3 meslektaşlarının baro tarafından gözlemci avukat sıfatıyla Newroz'da yer aldığını hatırlattı. Arslan, meslektaşlarının işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını, avukatların bunun üzerine şikayetçi olduğunu ve dosyanın takipsizlikle sonuçlandığına dikkat çekti. Avukatların müşteki olduğu dosyanın takipsizlikle sonuçlanmasının ardından başvurulan AYM'nin "İşkence, eziyet ve kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlaline" karar verdiğini hatırlatan Arslan, şöyle devam etti: "AYM, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için Urfa Cumhuriyet başsavcılığına kararı gönderdi. Savcılık, 6 yıl dosyada bir işlem yapmadı. 6 yılın sonunda söz konusu eylemin işkence olmadığını, kasten yaralama olduğuna kanaat getirdi. İlgili suçun zaman aşımına uğradığı nedeniyle kovuşturmaya yer yok kararı verdi."

‘YENİDEN AYM'YE BAŞVURACAĞIZ’

Bu kararı öngördüklerini ifade eden Arslan, "Dosyanın bu kadar sürüncemede bırakılması, dosyada herhangi bir işlem yapılmaması ile dosyanın zaman aşımına uğratılacağı belliydi. Bu karara karşı yeniden AYM'ye başvuracağız" diye belirtti.

‘TEMEL MANTIK CEZASIZLIK POLİTİKASI’

Avukatlara açılan davada ise geçtiğimiz duruşma savcılığın mütaala sunarak ceza talebinde bulunduğunu anımsatan Arslan, şunları söyledi: "Bu dosyanın sahiplenilmesi gerekiyor. Bu dosyanın sümen altı edilmemesi gerekiyor. İkisi de aynı sürece denk geldi. Avukatların sanık olduğu dosya 2012 yılından beridir sürüyor. Dosyada mahkeme bir arpa boyu kadar yol almış değil. Dosyadaki tek delil olan kolluk görevlilerinin tutanağı delil olarak esas alınıp ceza verilecektir. Öbür taraftan avukatların şikayetçi olduğu dosya ise AYM'de ihlal kararı çıkmasına rağmen, 6 yılda dosyada hiçbir işlem yapılmadı, zaman aşımına uğraması beklenildi ve bu yönde karar verildi. AYM'de muhtemelen yeniden ihlal kararı çıkacaktır ama bakıyoruz temel mantık cezasızlık politikasına çıkıyor. Sanık koltuğunda avukatlar veya vatandaş olduğu zaman farklı bir hukuk işliyor ama kolluk, devlet görevlilileri olduğu zaman farklı bir hukuk işliyor. Tamamen kolluğu koruyan, kollayan bir zihniyet söz konusu. Buna ilişkin AYM kararı dosyada olmasına rağmen bu karar görmezden gelindi."

 DURUŞMAYA ÇAĞRI

 Pazartesi günü Urfa 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan ve karar çıkması beklenen duruşmaya ilişkinde konuşan Arslan, "Pazartesi günkü duruşmada biz bütün meslektaşlarımızı, işkence konusunda hassasiyet gösteren herkesi duruşmayı izlemeye, sahiplenmeye davet ediyoruz" çağrısında bulundu.