Yağmur KAYA


ARTI GERÇEK- Lübnan'da gözaltına alındıktan sonra 6 ay boyunca kendisinden haber alınamayan ve çıkarıldığı mahkemede bu süre boyunca işkence bu gördüğünü anlatan Ayten Öztürk'ün yargılandığı davanın 30. duruşması İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü ve Öztürk hakkında ev hapsiyle tahliye kararı verildi.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle üç yıldır tutuklu yargılanan Ayten Öztürk için karar duruşması Çağlayan'da bulunan İstanbul 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Druşmaya basın ve izleyici olarak kimse alınmadı. 

Duruşmada hazır bulunan Ayten Öztürk beyanında, 3 yıldır tutuklu olduğunu ve bu zaman zarfı içerisinde adil yargılanmadığını ifade etti. 

'DÜNYADA YAŞANAN HAKSIZLIĞA KARŞI DUYARLI BİR YAŞAM SÜRDÜM'

Öztürk, "Ben Antakyalı, demokrat bir ailenin kızıyım. Devrimci, demokrat kimliğim nedeniyle geçmişte gözaltılar ve beraatla sonuçlanan tutuklamalar yaşadım. Ülkemizde ve dünyada yaşanan haksızlıklara, adaletsizliklere, halkların ezilmesine karşı duyarlı bir yaşam sürdüm, hâlâ da sürüyorum." dedi. 

'MEŞRU TEMELDE MÜCADELE EDEN BİR İNSANIM'

"Ben, terörist değilim. Halkını, vatanını seven, adil, özgür, bağımsız bir gelecek için demokratik, meşru temelde mücadele eden bir insanım" diyen Öztürk, Arap kökenli olmasından dolayı Suriye'de yaşayan akrabalarının olduğunu ve Suriye'ye akraba ziyaretlerini gerçekleştirmek amacıyla gittiğini vurguladı. 

'LÜBNAN HAVAALANINDA GÖZALTINA ALINDIM'

Öztürk, "Geçmişten beri bayramlarda gidip geliriz. 2010’da da akrabalarımın yanında Suriye’nin Lazkiye şehrine gittim. 2011’de orada savaş çıkınca geri gelemedim. Bir süredir Suriye’de akrabalarımla yaşıyordum. 2011’de orada savaş çıkınca geri gelemedim. 2018’de savaş kızışınca oradan Avrupa’ya gitmek istedim. Lübnan’da kaçakçılardan temin ettiğim bir pasaportla Avrupa’ya vizesiz gidecekken Lübnan Havaalanından gözaltına alındım. Havaalanından 8 Mart 2018 tarihinde gözaltına alındığımda hatırladığım kadarıyla üzerimde 200 dolar, 5 TL  ve bozuk Suriye parası vardı. Lübnan’da dolar kullanılıyordu.Bozuk Suriye parası da orada yaşadığım için vardı. 5 Türk lirası ise yıllardır ülkemden hatıra olarak cüzdanımdaydı" diye konuştu. 

Mahkemede başkanı Öztürk'ün bu ifadesine "Bizim yargılamayla ilgisi yok bunun" dedi. Öztürk, Mahkeme başkanına "Benim yaşadıklarımın hiçbir önemi yok mu? Bunu anlatma amacım, bu işkencelerin sürmemesidir. Ben bunları yaşadım, başka insanlar yaşamasın" diye cevap verdi. 

'BİR HÜCREYE KONULDUM'

Uçakla Türkiye'ye getirildikten sonra  kendisine işkence edildiğini belirten Öztürk, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

"Kaçırıldığımı haykırmak istedim. Ama ağzımı açar açmaz bantladılar. İki-üç kişi bana saldırıp tüm elbiselerimi birkaç saniyede çıkardı. Çırılçıplak bir şekilde sert süngerli bir hücreye konuldum. Gözlerim bağlı ellerim arkadan kelepçeliydi. Bazen onların verdikleri giysilerle bazen de çıplak halde orada tutuyorlardı. Bu hücrede 6 ay boyunca akıl almaz işkenceler yaşadım. İlk 3-4 ay gözlerim hiç açılmadı. Kelepçelerim çözülmedi. Benimle diyalog kurmak istiyorlardı. Benim, beni kaçırıp insanlık dışı işkenceler yapan insanlarla konuşacak bir şeyim yoktu.

'RESMİ BİR KURUMUN ALT KATINDA İŞKENCE GÖRDÜM'

"Bana 'senin kimseyi öldürmediğini biliyoruz' diyorlardı, ama işbirlikçilik yapmak zorunda olduğumu söylüyorlardı. Ben size bunu neden anlatıyorum? Çünkü böyle bir işkence var ve bu Ankara'da resmi bir kurumun alt katıydı. Haftanın belli günlerinde yukarıdan gelen topuklu ayakkabı sesleri duyuyordum. Belli saatlerde sesler kesiliyordu. Bir gün işkencedeyken bir kadının sesini duydum. 'Bugün komisyon gelecek' diyordu. Yani resmi bir kurumdu burası.

'65 KİLODAN 40 KİLOYA DÜŞTÜM'

"Bana 'bu devlet senin için uçak kaldırdı. Kimse seni aramıyor, sormuyor' diyorlardı. 'Bu devlet bizi öyle yetiştirdi ki, eğer bir organın iflas ederse bile sana organ nakli yapar yaşatırız' diyorlardı. Ben işkencedeyken babam vefat etmiş. Beni ararken ölmuş babam. Ben işkencede olmama rağmen, ailemin yanına gidip beni soruyormuş devlet yetkilileri. Hala vücudumda elektroşok izleri var. Oraya girmeden 65 kiloyken, çıktığımda 40 kiloydum.

'İŞKENCE VAR, BEN YAŞADIM'

"Avukatlarıma tutunarak ilk mahkememe çıkabildim. Tecavüz girişimleri, elektrik, askı işkenceleri, hücreye sıcak-soğuk hava vermek gibi birçok işkence gördüm. Size göre bunlar davayla ilgili olmayabilir ama bana göre ilgilidir. Geçen gün İçişleri Bakanı açıklama yaptı, 'Bu ülkede işkence yok' dedi; ama var. Ben yaşadım, birçok insan bunu yaşadı.

'KALABALIK BİR AİLEYDİK YILLAR SONRA İKİ KİŞİ KALDIK'

"Bir kişi demiş ki 'Kaldırımda bir kadını gördüm'. Ben orada değildim ama orada olsam bile bu olayı yönlendirdiğim nasıl anlaşılıyor? Benim gördüğüm işkenceler araştırılmıyor ama bu kişinin tek kelamı doğru kabul ediliyor. Ben bunlara sessiz kalmayacağım. İstenen ceza da gördüğüm işkenceler de demokrat düşüncelerim ve ailem sebebiyledir. 

"Abim infaz edildi. Yengem 19 Aralık katliamında diri diri yakılan kadınlardan biriydi. Ablam ise ölüm orucunda yaşamını yitirdi. Biz kalabalık bir aileydik ama yıllar sonra 2 kişi kaldık bu aileden.

"Bir aileye çektirilen bu zulüm fazladır. Ben de bu insanlardan biriyim. İşkencede yok edemediler, şimdi bu dosyayla bunu yapmaya çalışıyorlar. İnsanlar adalet için ölüyor. Ebru Timtik adil yargılanma hakkı için yaşamını yitirdi. Adaletin olmadığını biliyoruz. Bir kişinin beyanıyla ölüme mahkum edilmek isteniyoruz. 

'ÇOCUKLARINIZIN BAKIŞLARINDA BEN OLACAĞIM'

"Bu tarihe geçecek bir duruşmadır ve siz de tarihe geçeceksiniz. Çocuklarınıza, torunlarınıza rahat rahat hesap verebilmenizi istiyorum. Aksi halde çocuklarınızın bakışlarında, torunlarınızın bakışlarında ben olacağım. Bana yapılan adaletsizlikler olacak. Adil yargılanmak istiyorum, beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum."