Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - Despotik rejimlerde liderin yükselmesi, uçan balonun yükselmesine benzer.

Otokrat da, uçan balon gibi, sürekli gaz verilmeye ihtiyaç duyar. Aşırı gazdan içerde basınç çok artarsa, patlamamak için biraz gaz alınır. Ve düşmemek için, habire ağırlık atılması gerekir.

Erdoğan’la birlikte yola çıkanları, AKP’nin kuruluşunda görev alanları gözünüzün önüne getirin:

Bir harcanmış siyasetçiler mezarlığıyla karşılaşacaksınız.

Şişirdikleri lider yükseldikçe onları görmez oldu. Liderin ismi büyüdükçe onlarınki soldu.Elene elene,tek kişilik bir parti kaldı geriye:

Abdüllatif Şener’den Erkan Mumcu’ya, Hüseyin Çelik’ten Yaşar Yakış’a, Mehmet Aydın’dan Ali Coşkun’a, Ertuğrul Yalçınbayır’dan Kürşat Tüzmen’e, giderek Abdullah Gül’den Ahmet Davutoğlu’na, Ali Babacan’dan Berat Albayrak’a ve sonunda Bülent Arınç’a kadar uzanan bir koca kırgınlar ordusu…

Erdoğan, omzuna basıp yükseldiklerini göme göme, yol açmaya çalışıyor kendine…

İhanetle suçladıklarına ihanet ederek, yükseldikçe geride kalanları daha az görerek, kendisine gaz verme görevini çevresine topladığı dalkavuklara vererek ve daha fazla yükselebilmek için habire ağırlık atarak tırmanıyor.

Ama en ufak itirazı olanı susturdukça, herkese hain gözüyle baktıkça, giderek büyüyen bir paranoya ile en yakınlarına kıydıkça yalnızlaşıyor. Yükseldikçe, geride kalanları görmesi, ardındaki enkazı fark etmesi imkânsızlaşıyor. Daha da yükselmek için sürekli, “Başka kimi atabilirim” diye düşünüyor.

Bu yükselişin sonunda ne olduğunu iyi biliyoruz: "Balondaki, dünya gerçekliğinden koptukça kendini bulutlarda hisseder. Ama bu hissiyat, çakılmanın hemen öncesidir. Kurtulmayı başarırsa yattığı yerden, “Ben nerede yanlış yaptım” şarkısını mırıldanır. O sırada geride bıraktıkları, çoktan biraraya toplanmış, yeni bir balonu şişirmeye başlamışlardır."