ARTI GERÇEK- ARTI TV'de ekrana gelen Erdoğan Aydın, Fikri Sağlar ve Ahmet Faruk Ünsal'la "Çetele" programında bu hafta HDP'ye yönelik baskılar ve Türkiye'nin siyasal atmosferi konuşuldu. Programın konuğu yazar ve sosyolog Oya Baydar oldu.

Baydar, "Deniz Poyraz katliamı hangi siyasal atmosferin yansıması?" sorusunu yanıtlarken HDP'ye yönelik oluşturulan algıyla ilgili yüzlerce örmek olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

'KENDİ ELLERİNİZE BAKIN, O KARANLIK ELLER ORADA'

"Mesela kısa bir süre önce iktidarın sayıca küçük, güçte büyük ortağının en yetkililerinden biri 'HDP'liler görüldüğü yerde itlaf edilmesi gereken haşeratlardır' dedi. İktidardaki bir insan bu lafı söyledikten sonra artık her şey beklenir. Devlet Bahçeli diyor ki, 'Karanlık eller ülkeyi bölmeye çalışıyor.' Kendi ellerinize bakın, o karanlık eller orada. Ne dış güçler, ne şu, ne bu; o karanlık eller orada. İzmir cinayeti tek başına bir cinayet değildir. Cani tek olabilir. Ama demin söylediğim ortamda yetişmiştir. Onun gibi yüzlercesi, binlercesi var. Siz onlara bu yolu açtıktan sonra artık kim tutar ki onları?"

'HDP'NİN KAPATILACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM'

Baydar, "40 yıldır savaşın ortasındaki bir ülkede kimse temiz kalmaz. Savaşlar herkesi, bütün kesimleri kirletir. En çok da iktidarı kirletir. O cani gibi insanlar Türkiye'de her yere dağılmış durumdadır. Hiçbir şeyi geçiştirmemiz lazım. Aynı döneme rastlayan İzmir cinayeti, Kobane Davası ve Anayasa Mahkemesi'nin iddianameyi kabulünü topladığını zaman, bunun arkasında AKP-MHP koalisyonu ile onların arkasındaki derin güçler var." dedi. Baydar, "Ben HDP'nin kapatılacağını düşünüyorum, tersi eşyanın tabiatına aykırı olur" diye de ekledi.

'İKTİDARIN KENDİSİ PROVOKASYON, HER ŞEY ONLARDAN BAŞLIYOR'

Baydar, "bütün bu işleri tezgahlayan kişilerin" Türkiye'yi iç savaşa kadar götürecek bir kaosu istediğini düşünmediğini dile getirdi. Muhalefet partilerinin de "kaos olur" düşüncesinin arkasına sığınarak eyleme geçmekten kaçındıklarını söyleyen Baydar, "Ben sokaklara çıkın, ortalığı dağıtın demiyorum. En güzelini Demirtaş söyledi: Biz barşıçıyız, provokasyona yol açmayacağız ama karşı duracağız. Karşı durmak, bu kaos korkutmasına da karşı durmaktır. 'Hep muhalefete mi vuruyorsunuz' diyorlar. Öbürlerine söyleyecek hiçbir lafımız yok ki! Tabii ki muhalefete söyleyeceğim. Muhalafet hiç de güçsüz değil. Liberalinden Kürdüne hepsini toparlayacak olan sizsiniz. Korku yaratırsanız, korkulara mahkum olursanız hiçbir yere gidemezsiniz. Biz ancak muhalefete ve onu güçlendirecek ortak cepheye laf edebiliriz. İktidarın kendisi provokasyon. Her şey onlardan başlıyor. Bunu güçlü ve birlikte sdöyleyecek bir muhalefete ihtiyaç var. Cesur, 'şöyle dersem beni PKK'yla yan yana koyarlar, bunu dersem şunu çıkarırlar' hesabını yapmayacak, 'Nasılsa gidiyorlar, iktidar ağzıma düş' diye beklemeyecek bir muhalafete ihtiyacımız var. O muhalefeti biz yaratabiliriz" diye konuştu.

ÜNSAL: KÜRT İLLERİNDE BİR TEPKİ VE SALDIRILAR OLSUN İSTENDİ

AKP, MHP ve Vatan Partisi'nden oluşan üçlü koalisyonun sadece HDP'yi değil bütün muhalefeti kriminalize ettiğini söyleyen Ünsal, "Ama HDP özelinde çok daha ağır bir idari, siyasi, adli süreç başlatıldı. Oysa HDP meşru bir siyasi partidir, siyasi partiler yasasına göre hareket eder" diyerek AKP'nin HDP'yi doğrudan kriminalize ederek, toplum nazarında meşruiyetini ortadan kaldırmak ve seçimlerde HDP'yi baraj altında bırakmak ya da oylarını düşürmek gayesinde olduğunu, son seçimlerden sonra HDP'li belediye başkanlarının seçime girdikleri halde sonrasında KHK'lı diye görevlerinden alındıklarını, Diaybakır il binası önüne getirilen annelerle sosyal baskı yaratılmak istendiğini anlattı. 

Ünsal, "Bütün bu baskı süreci ve düşmanlaştırıcı dil HDP'nin başına hukuki ve idari olayların dışında, HDP'nin başına bir saldırı gelmesinin psikolojik ortamını hazırladı. Kapatma davası HDP'nin üzerinde 'Demokles'in kılıcı' gibi sallanırken bu saldırıyla karşılaştık. Ben bunun doğuda yani Kürt illerinde 'bu saldırıya dönük bir tepkinin ve mukabil saldırıların başlatıcısı olsun' diye yapıldığı kanaatindeyim, ki kapatma davasında yargının eli biraz daha serbest olsun. Ama çok şükür Kürt illerinde böyle bir şey olmadı. Sanıyorum bu saldırıyı yapanlar, bunun sonucunda kapatma davasını kolaylaştıracak bir psikolojik ortam bekliyordu. O kozu onlara Kürt illerinde yaşayan HDP'liler vermedi." dedi.

SAĞLAR: GELECEĞİMİZİN NE KADAR KARANLIK OLDUĞUNU GÖSTERİYOR

Fikri Sağlar ise "Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir inkarcı politika izleniyor" diyerek şöyle devam etti:

"Alevileri, Kürtleri, devrimcileri, düşünen insanları dışlayan bir politika. HDP'ye oy veren 6 milyon insan da dahil olmak üzere 'Bunların hepsi teröristtir' diyen, HDP'yle yan yana duranları da 'Siz zaten teröristsiniz' diye yaftalayan havuz medyasındaki paralı bülbüller, Türkiye'deki Kürtler ve Türkleri ayrıştırmak, daha doğrusu AKP ve AKP'nin dışındaki kesimleri düşmanlaştırmak için uğraştılar, uğraşıyorlar. Bu nedenden dolayı en son İzmir'deki HDP il binasında bir katliamdan şans eseri dönüldüğünü görüyoruz. Bir katil, elindeki silahın tüm mermilerini genç bir kadının üzerine boşaltma vahşetini gösterebiliyor. Onu yakalayan polisler de 'Abicim senin adın ne' diyerek son derece kardeşçe davranabiliyor."

Sağlar, olaydan sonra SADAT'ın açıklamasındaki "kiralık katil" ifadesine de dikkat çekerek, "Kiralık olduğunu nereden biliyorlar" diye sordu. Sağlar, "İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, HDP İzmir İl binasındaki katliam gibi vahşeti hâlâ kınayıp aileye baş sağlığı bile dilemedi. 'Daha dur bunlar iyi günler' diyen bir Cumhurbaşkanı'na sahibiz. Bu sözler geleceğimizin ne kadar karanlık olduğunu gösteriyor" diye konuştu. 

Sağlar ayrıca, HDP'yi kapatmanın AKP'nin işine gelmeyeceğini, provokasyonların hepsinin arkasından AKP'nin çıktığını ve hallkın bağırarak son defa sandığı istemesinin şart olduğunu söyledi.