Bir gün çıkıp da 'Van’a da ihanet ettik!' diyecekler mi?



Artı Gerçek

Çünkü siz Van halkı tarafından seçilmediğiniz için, Van halkı tarafından benimsenmediğiniz için kendinizi bu halka karşı sorumlu tutmuyorsunuz.


Abdullah KILIÇ


Devlet tarafından atanmamış olsaydı, belki de kendisine sorulduğunda haritadaki yerini bilmeyecek kadar Van’a yabancı, Van ile bir bağı/bağlantısı olmayan birileri Van Büyükşehir Belediyesi’nin başına getirildiler. Van halkı tarafından bilinen, tanınan ve halkın demokratik onayından geçmiş olan seçilmişlerin yerine hukuki ve vicdanî olmayan yöntemlerle atanan kayyımlara, memurlara kentin en büyük hizmet ve yerel kurumu teslim ediliyorsa bilin ki kadınından çocuğuna; engelli bireyinden yaş almış olan yurttaşına kadar tüm kesimlerin kent hizmetlerine erişimi de bir nevi sınırlandırılmış ve kent kaynakları belirli bir grup, yapı ve kişiler için devreye konmuş olacaktır. Yani yerel demokratik yönetim böylece iktidar tarafından merkeziyetçi örgütlenmeye eklenmiş olacaktır.

Önceki dönem kayyım uygulamasının ne gibi sonuçlara yol açtığına özellikle 31 Mart seçimlerinden sonra bütün kamuoyu tanık oldu. Bir önceki Mardin kayyımı döneminde kimi iktidar üyelerine sunulan hediyelerden tutun da Diyarbakır kayyımı dönemindeki 1 ton 600 kiloluk kadayıf faturasından, 92 Bin Türk Lirası tutarındaki fincan takımına kadar kamu kaynaklarının nerelere harcandığına tüm kamuoyu tanık oldu.

Van’da yaşayan bir yurttaş olarak, demokratik seçim hakkını kullanmış olan bir kişi olarak Van’a ve Van halkına ait olan Van Büyükşehir Belediyesi’ndeki kayyım anlayışına dair bir iki söz etmek yerinde olacaktır. 18 Mayıs Pazartesi günü yerel basın başta olmak üzere birçok medya platformuna yansıyan Van Büyükşehir Belediyesi'ne atanan kayyımın açıklamasından 30 yıldır Van’da yaşayan, bu kentin sorunlarını, dertlerini kendine dert edinen biri olarak içim yandı.

Elbette içimiz sadece yapılan bu açıklama ile yanmadı. 31 Mart sonrası belediyeyi kayyım anlayışından aldıktan sonra basına da düşen ve karşılaştıklarımız ile asıl bu yangın başladı. Van'ın bir evlâdı olarak bütün Van halkının bildiği ve Van halkına ait olan taşınmazlardan, mülklerden ve bunlara benzer bir kaç kaynağın akıbetinden söz edeceğim. 

Van Büyükşehir belediyesi kayyımı, belediyeye ait ve Van merkezde en prestijli konumda bulunan ve belediye için de önemli bir gelir kaynağı olan Park AVM’nin satışını kamuoyuna açıkladı. Tabi kayyım tarafından Van halkına verilen müjdeli(!) haber sadece bu değildi. Kültürel mirasını Urartulardan alan Turizm kenti Van için büyük bir önem teşkil edecek olan ve yapımı da büyük ölçüde tamamlanan  Kent Müzesi projesini de iptal edilerek, kıraathaneye çevrileceği haberi de yer alıyordu. 

Alınan bu iki kararı tabii ki büyük bir özenle Van halkına duyurmak gerekirdi (!) Onun için yanında  “kek" olarak Eski Devlet Hastanesi arsasını ile ilgili verdikleri kararı duyurmak da kendilerince akilane oldu. Daha önce de birilerinin gözüne kestirdiği Eski Devlet Hastanesi arası oldu. Bu arsanın önceki hikâyesine uygun düşen halk arasında bir deyim vardır. Önce eşeğinizi kaybettirir sonra buldurur. (Tabii o esnada eşekten geriye ne kaldıysa) Şehir merkezdeki hazine arazileri park, yeşil alan vb. kamu yararı amacıyla öncelikle belediyeye devredilmesi gerekir. Van halkına ait olan Eski Devlet Hastanesi yerini önce TOKİ’ye devrettiler. Daha sonra Van halkının büyük mücadelesi sonucunda geri adım atmak zorunda kaldılar. Bir de sanki kendileri bu işin içinde değilmiş gibi, Van halkı için büyük bir zafer getirmişler gibi ‘eski devlet hastanesi yerini TOKİden aldık’ diyerek Yerel medyalarına manşet attırdılar. Bu arsa birilerinin içlerinde dert olmuş olmalı ki kayyım  tarafından üç gün önce yapılan açıklamada, Devlet Hastanesi arsasını Millet Bahçesi yapacağını duyurdu. Neden mi Millet Bahçesi? Millet Bahçesi’nin anlamına ve siyasî arka planına girmeden şunu belirtmek isterim;  tasarrufu Van Büyükşehir Belediyesi’ne  verilmesi gereken bu büyüklükteki merkezi bir arsayı bu sefer Millet Bahçesi kılıfı altında belediyeden kaçırarak, idaresini bir nevi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlıyorlar. Bunun nedeni yerel yönetim olarak halk tarafında doğrudan seçilen belediyelere ait taşınmazlar birer birer satılarak veya belediyelerden başka kurumlara devredilerek belediyeleri zayıf, cılız kaynaksız ve iş yapamaz hale getirmektir. Aynı zamanda kamu kaynaklarını talan etmek ve halk belediyeciliğini merkeziyetçi anlayışla hem bütçesiz, gelirsiz bırakmak hem de halk iradesini yok saymaktır.  

Van Büyükşehir Belediyesi’nden alınan sadece Park AVM, Kent Müzesi değil aynı zamanda Eski Devlet Hastanesi yeridir de bir anlamda. Ayrıca geçtiğimiz günlerde  Akköprü Mahallesi’nde bulunan asfalt şantiyesi yeri de ne yazık ki Van Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak Milli Eğitim Müdürlüğü'ne devredildiği öğrenildi. Elden çıkartılmak istenen Park AVM’ye gelelim;  Park AVM sorunu sadece inşaat süreci ile sınırlı değildi. Evet projeye uyulmadığı için müteahhit ile çeşitli sorunlar vardı. Daha inşaat süreci tamamlanmadan, geçici kabulü yapılmadan, müteahhit ile olan ilişkisi kesilmeden, müteahhit ile kirli ilişkiler içine girdikleri iddia edilen önceki kayyım dönemindeki ilgili sorumlular da soruşturulmadan 31 Mart seçimi öncesi alelacele bir şekilde siyasî şov için Park AVM'nin açılışını yapmaları da en büyük sorunlardandı. Bu süreçler usulüne uygun yürütülmeden AVM açıldıktan sonra da her gün elektrik kesintileri gibi çeşitli sorunlar yaşandı ve yatırımcılar da ayrıca büyük sıkıntılar ile karşı karşıya kaldı. Şöyle bir AVM düşünün bodrum katında otoparkı var fakat otopark girişi yok. AVM yönetmeliğine de aykırı bir şekilde açılışı yapıldı. Park AVM'nin satış kararı şunu akıllara getirmektedir: alelacele verilen bu satış kararı ile yapılması gereken soruşturmaların önüne geçip birilerini temize çekme çabası mıdır? Ayrıca Park AVM’’nin satış kararından da anlaşılıyor ki birilerinin kamu yararı gibi bir derdi de yok. Çünkü Park AVM’nin Van Büyükşehir Belediyesi’ne  aylık kira getirisi 700 bin TL civarında iken bu denli büyük bir kaynağa ilişkin satış kararı öncesi bir muhasebe yapmadıkları anlaşılıyor.  Evet devretmek/satmak kimi anlayışlar için en basit çözümdür. Bu bir kente ihanet etmek değildir midir?

Önceki dönem kayyımından bir iki örnekle devam edeyim. 

Van kamuoyunun da bildiği üzere Van-Erciş yolu üzerinde bulunan ve 500 dönüm arazi üzerinde yer alan ve büyük bir emek sonucunda tamamlanan, tarım ve hayvancılık için modern büyük bir üretim tesisi VOTAŞ daha önce Van Büyükşehir Belediyesi’ne ait iken birilerine peşkeş çekilircesine satıldı.  VOTAŞ sadece Van için de değil bölge için büyük bir tarım ve hayvancılık merkezi olabilecek kapasiteye sahiptir. Değeri yüksek olan böyle bir devasa tarım ve hayvancılık merkezinin hangi yöntem ve usul ile Van halkına danışılmadan,  31 Mart seçimlerinde AKP’nin Van adayının başkanı olduğu Van Ticaret ve Sanayi Odası (VANTSO) yönetimine bağlı şirkete satıldığı halen akıllarda soru işaretidir. Herhangi bir fiyat araştırmasına gidildi mi yoksa keyfi bir tutar ile mi VANTSO’ya satıldı?  Ödeme cetveli ise alıcı lehine en basit taksitli ödeme koşulları ile düzenlendi. Yine de ödeme planına uyulmadı ve sözleşmede yer alan ödemenin % 50’sine yakın bir meblağ yaklaşık 2 yıl geçmesine rağmen ödenmedi. Belirtmek gerekir ki 31 Mart seçimlerden hemen sonra seçilen yönetimin ilk işlerinden biri de Van halkının elinden alınan VOTAŞ’ı geri alma çalışması oldu. Bu bağlamda geri alınmasına ilişkin hukuki süreç için gerekli girişimlere başlanmıştı. Ne yazık ki kayyım atanmasıyla birlikte bugün Van ve bölge için tarım ve hayvancılık açısından devasa bir üretim merkezi olabilecek kıymetli bir projenin akıbeti konusunda akıllarda soru işaretleri var. VanTSO yönetimi ise VOTAŞ’ı hisselere ayırarak halka arz etti. Halka satılan hisselerden gelen para olmasına rağmen Belediyeye ödeme yapılmadığı bilinmektedir.  (Halka satılan bu hisselerin Ticaret Sicil Kaydında bulunmadığı iddiası da ayrı bir konu).

Diğer bir husus ise resmi olmasa da Van Büyükşehir Belediyesi’nin Büyükşehir Belediyesi Van Spor kulübü ile olan bağı ve Van Spor’un bir grup tüccara peşkeş çekilmesi daha sonra da bu grubun Van Spor’u içine çektikleri ekonomik bataklık bilgisi. (Van Spor yönetimi daha sonra ilk fırsatta isim değişikliğine giderek "Büyükşehir Belediyesi" kısmı çıkartılarak belediyeye olan vefasızlığını göstermiş oldu.)

31 Mart yönetiminden hemen sonra gelen yeni yönetim; tıpkı işlevsizleştirilen ve birilerinin hizmetine sunulan belediyenin diğer kaynakları gibi Van Spor için de girişimlere başladı. Halihazırda 31 Mart seçimlerinden hemen sonra yeni yönetimin önündeki tablonun durumu şuydu: Van Spor’un yaklaşık 35 milyon borçlandırıldığı gerçeği. Tabi teselli(!) olarak işe bardağın dolu tarafından bakmak lazım. Önceki kayyım döneminde belediyeye ait ve sadece muhasebeleşen eski para ile 1 Katrilyon 800 Milyar TL tutarındaki borcun yanında Van Spor’un 35 milyon TL borcu nedir ki(!)

Taşımazlar ile devam edecek olur isek; 2016 yılında yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediye eski Eş Başkanı Bekir Kaya döneminde modern bir proje ile yapılan Katlı Otopark binası tamamlanmış durumda iken (Yaklaşık 4 milyona TL'ye mal edilmiş) önceki kayyımın aldığı bir kararı ile Katlı Otopark 14 Milyon TL daha harcanarak AVM'ye dönüştürüldü. Katlı otoparkın diğer büyük sorunu da mühendislik sorunudur. Mesleğimiz Mühendislik değil ancak otopark için yapılan bir binanın yüksekliğinin 240 cm olması gerekirken AVM için gerekli iç yüksekliğin de en az 440 cm'den az olmaması gerektiğini bilecek kadar teknik bilgimiz bulunmakta. Van kentinde yüksek sayıda mimar ve mühendis bulunmasına rağmen bu kararı verenler acaba kimseye mi danışmadılar, yoksa danıştıkları kişiler her alanda doldurulan liyakatten ve teknik bilgiden yoksun kişiler mi? Sonuç ise Van halkına ihanet sayılabilecek ve kamu kaynaklarını heba eden böylesi bir durum ortaya çıktı. (Aracın duracağı yerde AVM diye insanı tutma aklı da ancak böyle bir zihniyete yakışır.)

Katlı otopark sorunu elbette sadece yükseklik meselesi değildir. Dönüştürme esnasında katlı otopark için yüksek maliyetli bat-çık bariyerlerinden tutun da gerekli diğer büyük ekipmanlar şuan kayıp! Ve ne olduğuna dair, kime peşkeş çekildiğine dair ortada hiçbir bilgi yok. Dönüşüm için yapılan maliyet nerdeyse otopark için yapılan maliyetin 3 katı.  Dönüşümden sonra belediyeye ait dükkânların bir kısmı yine birilerine satılmış durumda. Sonuç ise ne yazık ki artık ne otopark için ne de AVM için elverişli olan bir yerin Van’da boş şekilde bir ucube gibi yer aldığıdır. 31 Mart sonrası seçilen yeni yönetimin katlı otopark binası sorununu çözmek için hazırladığı projeler arasında şu çözümler bulunmaktaydı: giriş katına mısır çarşısı esnafını taşımak ve yine mısır çarşısını kaldırarak yerine halk için yeşil alanı barındırmaktı. Üst katlara ise yüksek kiralardan kurtulmak için ve ulaşımı da rahatlatmak için Van Su ve Kanalizasyon İdaresi’ni (VASKİ) yerleştirmek ve böylece VASKİ’nin mevcut binası için ödediği yüksek kiradan kurtularak belediye için giderleri azaltıp bütçe yaratmak ve son olarak da katlı otopark binasının bir kısmını da etüt merkezi yapmaktı.

Akıbet yine belli! Görünen o ki katlı otopark için bu sefer de büyük paralar harcanacak. Fakat bu sefer o ucubeyi yıkmak için. 

Başınızı daha fazla ağrıtıp keyfinizi de kaçırmayacağım!  Hiçbirimizin haberinin olmadığı, sadece döşemesi - dönüşümü için 670 bin TL harcanarak ve önceki kayyımın eşinin arkadaşları ile gün düzenlemekten öteye gitmediği bilinen protokol gemisine hiç girmeyeceğim, şirket tarafından 1 yıla yakın sürede usulsüz çalıştırılan Parkomat kısmına da girmeyeceğim. Katı atık tesisinin arsası için yapılan usulsüzlük ve güya belediyeye ait olan bu tesisin bir şirket tarafından bir çırpıda belediyeden alınabilecek bir şekilde ayarlanmasına ve Van halkına ait bu tesisin bir şirketin insafına bırakılması konusuna da girmeyeceğim. Bölge Hastanesi karşısında İpekyolu’na sıfır 166 dönüm arsadan 66 dönümü Galericiler Sitesi’ne kiralanmış ve kiracı durumunda olan esnaf 2015 yılında satın almak istemesi durumunda 2015 yılında 66 dönüm bu arsa için Kıymet Değer Kurulu tarafından belirlenen değer yeni para ile 97 Milyon TL iken 2018 yılında dönemin kayyımı tarafından aynı 66 dönüm arsanın beş kat daha düşük bir para ile 19 Milyona satılması konusuna da girmeyeceğim.  31 Mart sonrası Belediye'nin merkezi bütçesinde kesinti yapıldığı için ve kredi de verilmediği için VASKİ, elektrik borcunu ödeyemiyor ve Karadenizli  elektrik firmasının su depoları elektriğini kesip Van halkını susuz bırakmasına rağmen, önceki kayyımın Van halkının hakkı olan üniversitenin  yaklaşık 25 milyon liraya su borcunu bir çırpıda  silinmesi konusuna da girmeyeceğim. Edremit’te bulunan Van Büyükşehir Belediyesi Kocaeli Parkındaki kafe ve restoran için “danışmanlık hizmeti ” adı altında önceki kayyumun eşinin kuzeni olduğu iddia edilen Elazığlı bir şahsa  2018 yılında bir yıl süre için ödenen 170 bin TL ile  2019 yılında aynı kişiye aynı “iş” için bu sefer 3 aylığına ödenen 210 bin TL konusuna da girmeyeceğim.( Üzücü olan sadece bu şahsın ücretine yapılan bu akıl almaz zam değil asıl can yakıcı olan bu şahsın “danışmanlığını” yaptığı süre içinde bu yerin neredeyse her ay 250 bin TL civarında zarar etmiş olmasıdır.)  Değerli Vanlılar aslında girmeyeceğim o kadar konu var ki!!! 

Bunların tamamı neden mi? Çünkü siz Van halkı tarafından seçilmediğiniz için, Van halkı tarafından benimsenmediğiniz için kendinizi bu halka karşı sorumlu tutmuyorsunuz. Ne bu kent için ne de bu kentin insanları için zerre kadar vicdanı olmayanlar ancak bu kente ve bu kentin kamu kaynaklarına bu denli vicdansızca yaklaşabilir, talan edebilir. Hakkınız olmadığı gibi hakkıyla da yönetemiyorsunuz!  Belediyeleri her anlamda içini boşaltıp, borç batağına çevirip sonra da satma zihniyetinde olan bir yönetimi bu kent asla kabul etmeyecektir benimsemeyecektir.

Değerli Van halkı sizden biri olarak bu kentte yaşayan biri olarak işte bunun için yüreğim acıyor.

Son olarak; madem borçları ödemek için belediye mülklerini satmaya/devretmeye kolları sıvamışken şunu belirtmek isterim; Bekir Kaya tarafından binbir emekle yapılan Büyükşehir Belediyesi binası, Ehmedî Xanî Parkı’nda bulunan ek hizmet binası (pembe renkli eski bina), Van Gölü Edremit sahilinde bulunan Kocaeli Parkı ve Tesisi, isminden dolayı tabelasını söktüğünüz iskele Yaşar Kemal Parkı, yarısına yakın bir bölümünü daha önce sattığınız Bölge Hastanesi karşısında İpekyolu’na sıfır olan 100 dönüm arsanın da hâlâ belediyede olduğunu hatırlatmak istedim.

 Van halkı adına rica ile bitireyim.

Tüm bu saydığım ve sayamadığım kıymetli mülkleri de birilerine peşkeş çekerken en azından sanat parkı yerini aman satmayın! Neden mi? Seçimle yeni dönem yönetime gelecek olanlar, hizmet vermek için bir çadır kursunlar! 

Sanat parkını seçme isteğimizi sakın yanlış anlamayın ha! Değerinden dolayı değil, boşalttığınız kasada çadır parası bırakmadıysanız, o ağaçların gölgesinde bırakın bu halka, Van halkına hizmet versinler! 

Sağlıcakla kalın...

BAĞLANTILI HABERLER