Yağmur KAYA


ARTI GERÇEK- Karakurt Köyü sakinleri, köyleri sular altında kalmadan önce tarım-hayvancılığın yanı sıra arıcılık ve bahçelerinde onlarca meyve ağacı, meyve ve sebze yetiştirerek yaşarken, köylerinin sular altında kalacağını bildikleri günden bu yana bugünlerde birçoğumuz için konforlu olabilecek bu yaşamdan neredeyse ışık yılı kadar uzaktalar. Çoğu kişi tarımı, hayvancılığı bırakıp şehirlere giderken arkada kalan 43 haneden 143 kişi, “Bir yanımız yol bir yanımız su” diye yol ve su arasında sıkışıp kaldıklarını ifade etti. Bir diğer köy sakini ise içinde bulundukları durumu “Böyle zulümkarlık görmedik” sözleriyle değerlendirdi. 

Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Karakurt köyü, gazetelerin kültür-sanat sayfalarında, televizyon kanallarında ya da seyahat rehberlerinde etnik çeşitliliği, 2 bin 100 yıllık tarihi geçmişi, doğal zenginliği ile değil Aras Nehri üzerinde yapılan Hidroelektrik Santralinin yapımına başlanması ile sular altında kalması ve hakkı verilmeyen köylülerin isyanı ile gündem de. Birkaç ilçenin ve çoğu köyün merkezi noktasında olan bu köye, insanlar alışverişini yapmak için geldiğini, tarihi eserlere de sahip bir köy olduğunu söyleyen Yücel Zal, “Kars’a daha kanun gelmemiş” diye maruz kaldığı haksızlıklar karşısında bu cümle ile çaresizliğini dile getiriyor.

Bin 600 nüfusu, 150 haneli Karakurt Köyü’nin büyük bir kısmı sular altında kaldı. Şu an 43 hanenin bulunduğu köyde, köy sakinleri ya haklarının verilmesini istiyor ya yeni bir yerleşim yeri kurularak yerleştirilmelerini ya da geriye kalan 43 hanenin 124 kişinin yaşadığı köyde koşullarının iyileştirilmesini. Okulu olmayan köye 3 öğretmen atamasının olduğu bilgisini aldığını söyleyen Atilla Özdemir (58), köylerinde okul, camii, yol olmadığını, tarihi eserlerin yıkıldığını söylüyor. “İlkokulumuzda, ortaokulumuzda vardı. Bunların hepsini yıktılar” diyen Özdemir, köyde 40’a yakın öğrenci olduğunu, yıkılan okuldan dolayı 40 kişinin eğitime erişemediklerini söylüyor. “Başımızı alıp nereye gidelim” diye soran Özdemir, köy sakinlerinin 200 metre ileride yol hemen aşağı da su arasında sıkışıp kaldığını tarif ediyor. “Gelin burada bir gece yaşayın, eğer burada yaşantı var, çok güzeldir derseniz, özümü Karakurt Barajına atacağım” diyerek kimsenin yol ve baraj arasına sıkışıp kalarak yaşayamayacağını ironik bir ifadeyle anlatıyor Özdemir. 

Tarım, hayvancılık ile geçinen Karslılar için en büyük zenginlikte dondurucu soğuklarda başka gıda maddelerinin de yetiştirmektir. Karakurt Köyü tarım-hayvancılık dışında arıcılık ve her evin önünde bahçe yaparak içinde cevizden tutunda da elmasına, ayvasına, narına kadar yetiştirebilen köylerden biri idi. 

‘BAHÇEMDE 300 TANE AĞACIM VARDI’

Şimdi bu zenginlikten de olduklarını belirten 3 çocuk babası Yücel Zal, 3 aileye verilen para ile kendi payına düşen parayı alıp Tekirdağ’a gittiğini ancak bir daire alacak kadar para bile verilmediğini fark ediyor. Geçinemeyeceğini anlayıp toprağına geri döndüğünü söyleyen Zal, “Biz bilmiyoruz ki hesap. Toprağımızın ederi nedir. Barajda su yükselmeye başladıktan sonra işin garanti altına alındığını gördükten sonra işin rengi de değişti. Bahçemde 300 tane ağacım vardı” diye kaydediyor. 

‘SUYU MİLLETİN ÜZERİNE TUTTULAR’

Sarıkamış Kaymakamı ile görüşmek için 23 kişi ile birlikte kaymakamlık önüne gittiklerini belirten Zal, "'Karakurt’u Çek Cumhuriyeti’ne sattınız' diye biri bağırmış. Kaymakam, 4 kişiyi tuttu hapishaneye attı. Biri de bendim. Kanunen hiçbir suç işlemedik, hiçbir hakaretimiz olmadı, bizi keyfi hapishaneye attı. ‘Suçumuz ne’ diye sorduk. Bizi dinleyen olmadı” diyor. Eşi ve çolukları Sarıkamış’ta kiraladığı evde kendisinin ise köye yakın bir arazide hayvanlarına baktığını vurgulayan Zal, “İster kabul edin ister etmeyin, isterse de suyun altında kalın’ diyorlar.  Öyle bir oyuna geldik biz. Suyu milletin üzerine tuttular. Bu 43 ev nereye gidecek. ‘Ben almıyorum’ diyorlar. Okulu yok, suyu yok, yolu yok… Böyle bir kanun var!” diyen Zal, köy sakinlerinin yerleşmesi için belirtilen arazide hala köy adı verilecek bir yapılaşmanın olmadığının altını çiziyor. 

‘ALTI AYDA SAÇLARIM BEYAZLADI’

İsmini vermek istemeyen bir köy sakini ise, evinin sular altında kaldığı halde hala parasını alamadığını belirtiyor. Yetkililer, ‘bir yerler ile konuşmazsan pazartesi paranı vereceğiz’ diye kendisine şart koştuğunu ifade eden köy sakini, yetkililerin sözünü tutmayıp pazartesi parasını alamaz ise o zaman açıkça konuşabileceğini söylüyor. Ama ekliyor, Sarıkamış’ta bir süre kayınpederi ile birlikte 4 çocuğu, eşi ve kendisinin yaşadığını sonra kiralık ev tuttuğunu söylüyor köy sakini. “Altı ayda saçlarım beyazladı” diyerek, köyde 15-20 kişinin derme çatma, elektriği olmayan evlerde kaldığını dile getiriyor. 

‘6 AYDA SAÇLARIM BEYAZLADI’

“Her şeyim sular altında kaldı. 30 dönüm araziye bir ev bile alamayacak kadar para verdiler. Sarıkamış’ta bir ev kiraladım. Bin 500 lira emekli parası ile geçinmeye çalıyorum. Bir süre kayınpederimin evinde kaldım. 4 çocuğum var. 6 ay da saçlarım bembeyaz oldu. Böyle bir zulümkarlık görmedik” diyor.