Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - Önceki yorumuma, “Kötü kokular geliyor” diye başlık atmıştım.

“Herkes Erdoğan’ın sıkıştığı köşeden kurtulmak için ne hamle yapacağını beklerken, ortaya saçılan işaretler, hiç hayra alamet değil” demiştim. Hemen peşinden Ekrem İmamoğlu’na suikast ihbarı geldi.

Dün AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan ve MHP lideri Bahçeli peşpeşe, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun bir “milli güvenlik sorunu” haline geldiğini söylediler. Bunu muhalefetin söylemesiyle, iktidarın söylemesi arasında fark var: İktidar açısından bir insan, bir ülkenin milli güvenlik sorunu haline gelmiş ise yapılması gereken, devletin onu ortadan kaldırması, “sorun”u bertaraf etmesidir. Bunun başka izahı yok.

Ateşle oynuyorlar. Hedef gösteriyor, kışkırtıyor, saldırtıyorlar.

Saldırganları kolluyor, tetikçilerin sırtını sıvazlıyorlar.

Korkuyla yönetiyor, kaostan besleniyorlar.

Yandaş bir kalemin “Kılıçdaroğlu vurulacak. Suç, Çakıcı’ya yıkılacak. Kaos yaratılacak” makalesinin mürekkebi kurumadı daha…

Kılıçdaroğlu’na Çubuk’ta linç girişiminde bulunanlar serbest; onu kazığa oturtmakla tehdit edene neredeyse madalya takacaklar.

Mafyanın dokunulmazlığı var, hiçbir muhalifin dokunulmazlığı yok bu ülkede…

Böyle bir yerde suikast ihbarı da olur, suikast da…

Ne yazık ki, onları hayatını, onları hedef gösterenlerin koruması gibi bir garabetle karşı karşıyayız. İmamoğlu’na suikast ihbarı üzerine Emniyet alarma geçmiş; İstanbul Belediye Başkanı’nın korumalarını artırmış. Ama suikastçı yakalanmamış.

Yakalanacağına kim inanır.

Devlet, suikastçıyı arıyorsa, İmamoğlu ve tehdit altında yaşayan diğer muhalifleri koruyacaksa, ilk yapması gereken, Erdoğan-Bahçeli ikilisine bakmak ve onları susturmaktır.

Onlar bu zehirli dille konuştukça, sadece İmamoğlu değil, onlara karşı koyan herkesin hayatı tehlike altındadır.