Emre ÜNSALLI


ARTI GERÇEK - Sinemanın gerçek sahipleri, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden 'ikinci Cannes olabilmek' adına tartışmaya bile gerek duyulmadan kaldırılan 'Ulusal Film Yarışma Kategorisi’ni sahiplendiğini açıkladı. Eğer festival yönetimi bu kararından döndüğünü açıklamaz ise tamamen kollektif bir dayanışmayla oluşturulan bağımsız bir ulusal film yarışmasının doğuşuna şahit olacağız.

Aslında her şey birkaç ay önce Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in, 54. kez düzenlenecek Uluslararası Antalya Film Festivali'ndeki, Ulusal Film Yarışma Kategorisi’nin kaldırıldığını açıklamasıyla başladı.

Başta yönetmen ve sinema oyuncularının tepki gösterdiği karara karşı asıl büyük tepki Türel’in, “Devrim yaptık, Ulusal film yarışmalarıyla uluslararası film yarışmasının bulunduğu bir festivali karşılaştırmak elmayla armudu karşılaştırmaktan öteye gitmez" sözlerinin ardından geldi.

O ana kadar karara karşı itiraz sesleri yükselse de bu tepkiden öteye giden bir hal alamadı.

Ta ki yönetmen Kaan Müjdeci’nin sosyal medya hesabından duyurduğu bir habere kadar. Yönetmenler ve oyuncular, Antalya Film Festivali’nden ikinci Cannes olmak için çıkartılan ‘Ulusal Yarışma’yı İstanbul'da düzenlemeye karar verdiklerini açıkladılar.

‘Bitti artık yok’ denilen Ulusal Yarışma, 20-27 Ekim tarihleri arasında hem de bir kolu olduğu Antalya Film Festivali ile aynı tarihlerde İstanbul’da gerçekleşecek. Üstelik birkaç ay önce onlar için de ‘bitti artık yok’ denilen bir sinema merkezinde. Yaşadığı mali krizin ardından yine sinemacıların dayanışmasıyla hayat bulan Beyoğlu Sineması’nda.

Biz de ulusal sinema dünyası için çok önemli bir gelişme olarak görülen bu kararın gerçekleşmesine birkaç gün kala, projenin önemli dayanışmacılarından yönetmen ve senarist Onur Ünlü ile bu fikrin neden ve nasıl vücut bulduğunu konuştuk.

- Yıllardır filmleriniz ve senaryolarınızla katılıp ödül aldığınız Antalya Film Festivali’nden Ulusal Yarışma’nın kaldırıldığını nasıl öğrendiniz? Festival yönetimi size bir açıklama yaptı mı?

Bize bir şey söylemediler. Artık ulusal yarışma yapmayacağız, burayı Cannes yapacağız gibi ipe sapa gelmez şeyler söylüyorlar. Ama temel sebep belli ki bizi orada istemiyorlar. Çünkü biz oraya gittiğimiz zaman konuşuyoruz, susmuyoruz. Biz konuştuğumuz zaman onlar için de iyi olmuyor galiba.

- Siz de bunun üzerine alternatif bir yarışma yapmaya karar verdiniz.

Biz değil aslında, Kaan Müjdeci’nin fikri. Kaan bayağı çalışmış, biz de elimizden geldiği kadar destek olmaya karar verdik. Ben mesela daha çıkmamış bir filmimi vererek destek oldum. Yaptığımız aslında basit bir şekilde bizim olan Altın Portakal Ulusal Yarışma’yı başka bir yerde devam ettirmek. O geleneğin çözülmesini engellemeye çalışıyoruz. Orada iyi kötü gelen bir gelenek var, 53 kez yapılmış, 54’üncü de bizi tatmin edici bir gerekçe olmaksızın kaldırdılar. Birkaç ay önce ilan edildiğinde büyük gürültü koptu, herkes bir şeyler söyledi fakat kimse kalkıp da bir şey yapalım demedi. Fakat Kaan Müjdeci dedi bunu. Gitmiş bir hazırlık yapmış, insanlarla konuşmuş sonra ilan etti biz de bunu destekliyoruz.

- Antalya Belediye Başkanı Menderes Türel, sizin yarışmanızı son yılların yükselen sözü, ‘paralel yarışma’ olarak nitelendirdi.

Hayır öyle bir şeyi kabul etmiyoruz. Bu tamamen sürgün bir yarışma. Biz yarışmamızı sürgünde yapıyoruz. Öyle düşünüyoruz biz. Orada bir yarışma olsaydı ve biz de burada aynı yarışmayı yapsaydık belki o zaman böyle bir şey söylenebilirdi. Ama öyle bir şey yok. Orada yarışma olmuyor. Orada olmayan bir şeyi biz burada yapıyoruz. Ayrıca biz bunlarla da ilgilenmek istemiyoruz. Sözlerimizde hiçbir gönderme yok. Bunu X partisi de yapsaydı aynı şeyi yapardık, Y partisi de yapsaydı aynı şeyi yapardık. Biz şu anda festivalle ve ulusal yarışmayla ilgileniyoruz. Bunun dışında her hangi bir şey umurumuzda değil.

- Siz hangi filminizle katılacaksınız?

Geçen yıl ‘Put Şeylere’ adlı bir film yapmıştım onunla katılacağım. Başvurumuzu yaptık, kabul ederlerse onunla katılacağım.

- Ulusal Yarışma, başka bir festival olarak her yıl devam edecek mi yoksa bir gün sürgünden geri dönmeyi düşünüyor mu?

Biz bu sene inşallah bir dahaki seneye görüşmeyiz diye kapatacağız festivalimizi. Orada çok büyük, bariz bir hata yapılıyor. O hatadan dönecekler. Onlar o hatadan dönene kadar biz burada festivalimizin bu bölümüne devam edeceğiz. Bizim uluslararası yarışmayla ilgili bir derdimiz yok. Tabii ki yapılabilir, kim istiyorsa gelebilir. Buna biz karışamayız, bir şey söyleyemeyiz. Orada kimin yarışacağını, ne koşulda yarışacağını zaten onlar belirliyorlar. Bununla ilgili biz dışarıdan ne söyleyebiliriz. Neticede bir festivale başvurursun, festival seni alırsa orada olursun almasa da olamazsın. Ama burada bu yarışma olduğu gibi yapılmıyor. Sorun bu.

- Peki neden olmuyor? Makul olsa da olmasa da bir açıklaması olması gerekir.

Bunu hiçbir şekilde açıklayamıyorlar. Olmamasını bize makul bir şekilde açıklayamıyorlar. Mesela şöyle bir şey olsaydı ikna olurduk, bize, sektörden insanlara açık bir çalıştay yapılabilirdi. Bizi oraya çağırırlardı, ‘arkadaşlar bizim bir fikrimiz var, gerekçelerimiz şunlar, bu konuda siz ne düşünüyorsunuz’ diyebilir belki de bizi ikna ederlerdi. Belki bir çeşit oylama yapılırdı. Çünkü orada meslek birlikleri var ve onlarında söz hakkı var. Jüri seçtikleri zaman oralardan seçiyorlar. Hala oralardan insanları getirmeye çalışıyorlar, çünkü mecburlar. Ama bir şeyi atlıyorlar, bir festival sinemanın ana unsuru değildir. Sinemanın ana unsuru filmdir. Biz film yaptığımız için onlar festival yapabiliyorlar. Biz film yapmasak festival de olmaz.

- Bu işte bir terslik var sanki. Festival var diye siz film çekiyorsunuz gibi mi geliyor acaba artık festival yönetimlerine?

Evet, sanki öyle bir şey oluşturmaya çalışıyorlar. Halbuki öyle bir şey yok. Biz film de yaparız gerekirse festival de yaparız. Hiç kimseye ihtiyacımız yok, kimseye bir şey soracak durumda da değiliz. Biz canımız ne zaman ne isterse onu yaparız. Bunu anlamak zorundalar. Şu anda da canımız orada kaldırılan yarışmayı burada yapmak istiyor. Bize sormalılardı çünkü oraya koydukları ya da koymadıkları filmler bizim filmlerimiz. Biz olduğumuz için onlar festival yapabiliyor. Biz olmazsak onlar da olmaz. Bunu anlayacaklar.

- Peki, ulusal yarışma olmasa ne olur? Önemi nedir sizin için? Hangi eksiği kapatıyor?

Ben hayatımda ilk ödülü Antalya Film Festivali’nden aldım. Bir senaryo ödülüydü. O ödülü almış olmanın genç bir sinemacı olarak bana vermiş olduğu coşkuyu ben bir daha başka hiçbir şey de yaşamadım. Daha sonra başka ödüller aldım, daha büyük ödüller aldım, yurt dışından ödüller aldım, hayatımın sonuna kadar oradan aldığım ilk ödülün hazzını bana hiçbir şey yaşatmayacak. Mevzu basit bir haz mevzusu değil. Yaptığım bir şeyin orada karşılık bulması, insanların bir araya gelmesi ve orada beraberce filmlerin izlenip beraberce bir şey yapıyor hissinde olmamız. Hadi bizden geçti diyelim. Biz yaptık bir sürü film, ödüller aldık ödüller verdik. Ama arkadan gelen insanlar var, bu çocuklardan bu coşkuyu söküp almaya çalışıyorlar. Gerekçesi de çok kötü, Cannes olacaklarmış.

Cannes olacaklarsa demek ki yurt dışındaki başka insanlara yönelik bir şey yapıyorsun. Peki, buradaki çocuklar ne olacak? Buradaki genç sinemacılarla neden ilgilenmiyorsun? Zaten bu festivale katılan filmlerin kendini ifade etme alanları çok sınırlı. Festivali ortadan kaldırdığında tamamen konuşmalarını da ortadan kaldırıyorsun. Ve biz de anlıyoruz ki bunlar konuşmayı kısıtlamak istiyorlar. Delikanlı olsunlar bunu söylesinler bize. Desinler ki ‘biz sizin burada gelip konuşmanızdan rahatsızız o yüzden Ulusal Yarışmayı yapmıyoruz. Antine kuntine girmesinler, açık açık bunu söylesinler. Biz de o zaman belki başka bir şey söyleyeceğiz.

- Festival yönetimi, çok büyük bir sinema olayı olan 54 yıllık Antalya Film Festivali’nin artık ikinci Cannes diye anılmasını istiyor sanırım.

Burası niye Cannes olsun Cannes var zaten. Cannes Film Festivali diye bir yer var. Onlar da gayet iyi gidiyorlar. Niye bir Cannes Film Festivali daha olsun. Niye gidip ülkenin başka bir yerine ‘Burası Antalya olacak, bir Antalya daha yapacağız’ demiyorlar? Çünkü bir Antalya var ikinci bir Antalya’ya gerek yok. İkinci bir Antalya’ya gerek olmadığı gibi ikinci bir Cannes’e de gerek yok. Ayrıca uluslararası yarışma zaten yapılsın. O kadar görkemli yapılsın ki bizim ulusal yarışma onun gölgesinde kalsın. Kalsın sorun değil. Ama biz de orada olalım. Çünkü burası bizim ülkemiz, yaptığımız sinema bizim sinemamız. Biz yapıyoruz bu sinemayı. Antalya’nın bir geleneği vardır. Ben bütün festivallere katılmış birisi olarak, bütün festivallerin ayrı ayrı bir karakteri olduğunu gördüm. Seyircisinin durumu ayrıdır, jüri seçimi ona göre yapılır, jürinin tercihleri ona göre olur. Bir karakteri, bir insanı öldürmek gibi bir şey o yarışmayı oradan kaldırmak. Bunun hiçbir makul sebebi yok.

- Antalya’da izleyicinin tercihi daha çok hangi alana yönelik oluyor?

Uluslararası yarışmaların seyircileri hep düşüktür mesela. Çünkü Antalya seyircisinin özelikle festival seyircisinin ilgisi her zaman ulusal yarışmayadır. O filmler her zaman dolar taşar, oturacak yer bulamazsın. Biz dolu salona hasret insanlarız, oysa oraya gittiğimizde dolu salona film gösteririz. Bu hakkı bile elimizden alınması kendi başına zulümdür. Kaldı ki siz kimsiniz, hayırdır ve nereden çıktınız? Bundan altı sene, on sene önce neredeydiniz? Bundan on sene sonra ne olacak belli değil. Şu anda hangi gerekçeyle ortadan kaldırıyorsunuz, size ne oluyor? Nereden tutulsa elinde kalıyor. Antalya Film Festivali’nin koludur Ulusal Yarışma, kolunu kopardılar attılar. Biz de onu sahiplendik.

- Çok değil birkaç seneye kadar mizahi bir öykü gibi anlatılacak bu karardan vazgeçecekler mi sizce?

Az önce dediğim gibi, biz bu sene, inşallah bir dahaki seneye görüşmeyiz diye kapatacağız festivalimizi. Ama görüşmemiz gerekirse bir sene sonra yine aynı şeyi söyleyeceğiz. Günün birinde elbette ki ulusal yarışma, Antalya’nın yeniden bir parçası olacak. O olana kadar biz festivalimize devam edeceğiz. Bir film festivalinde film konuşamaz hale geliyor. Bak nelerle uğraşıyoruz. Bizim buradan çıkardığımız patırtı yine öne geçti. Bizi hafife almayacaksın. Çünkü filmi biz yapıyoruz. Biz film yapmasak ne festivali yapacaklar? Bunu anlayacaklar.

- Alınan kararın yanlışlığı tartışılmaz ancak, belki de ‘iyi oldu’ diyesi geliyor insanın. Ulusal Yarışma artık daha özgür olacak. Film sonrası yapılan tartışmalar ‘yapılmadı demesinler’ diye değil belki de daha nitelikli olacak. Giderek sembolik bir hal alan yarışma belki de daha özgür olacak.

Evet aslında bu sene biraz apar topar girişildi bu işe ama bizi geri almazlarsa, burası korkarım birkaç sene içinde acayip kuvvetli ve çok değerli bir sinema etkinliğine dönüşecek. Çünkü bir sene sonra daha iyi hazırlanacağız. Ve korkarım ki bundan birkaç sene sonra Alain Delon bizim festivalimize gelmeye başlayacak. Eğer mevzu Alain Delon ise. Giderek kuvvetleneceğiz ve orası gölgede kalacak. Çünkü burası sivil. Sivil olmaktan daha kuvvetli hiçbir şey olmaz.

- Festival için seçtiğiniz Beyoğlu Sineması’nın da böyle bir hikayesi var. Birkaç ay önce ‘bitti’, ‘kapanacak’ denilen bir sinema, yine sinemacıların desteğiyle ayağa kalktı ve hayatına kaldığı yerden devam ediyor.

Biz yönetmenler olarak Beyoğlu Sineması’yla dayanıştık. Benim vizyona girmemiş bir filmim üç seans gösterildi. O oraya maddi olarak da manevi olarak da bir destek oldu. Arkadaşlarımın filmleri de gösterildi, hala gösteriliyor, gösterilecek. Bu dayanışmayla orada ‘öldü’, ‘bitti’, ‘mahvoldu’ denilen bir sinema merkezi tekrar hayat buldu. Sponsorlar bulundu, o sayede koltuklar yenilendi, içi yenilendi, teknik olarak daha kaliteli bir hale geldi. Bu parayla olmadı, tamamen dayanışmanın sayesinde olan şeyler bunlar. Orada biz sinema yapan insanlar, öldü denilen bir yeri iki, üç ay içinde dirilttik. Biz bunu yapabiliriz inandığımız zaman. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde artık yapılmayacak denilen Ulusal Yarışmayı burada yapacağımız gibi.