Boğaziçi tutukluları Anıl Akyüz ve Şilan Delipalta tahliye edildi

Boğaziçi tutukluları Anıl Akyüz ve Şilan Delipalta tahliye edildi
Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine destek eyleminde gözaltına alınarak tutuklanan Anıl Akyüz ve Şilan Delipalta tahliye edildi.

Nazlı Eda PİYADE


ARTI GERÇEK- Boğaziçi Üniversitesi'ne Melih Bulu'nun rektör olarak atanmasını protesto eden öğrencilere destek olmak amacıyla Kadıköy'deki düzenlenen eylemde gözaltına alınıp tutuklanan öğrencilerden Anıl Akyüz ve Şilan Delipalta'nın tahliyesine karar verildi.

İstanbul 38. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada, savcılık öğrencilerin tahliyesini istemişti. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine destek eyleminde gözaltına alınarak tutuklanan Anıl Akyüz ve Şilan Delipalta tahliye edildi.

Maltepe Cezaevine tutuklu bulunan Anıl Akyüz tahliye kararının ardından Kartal Köprüsü'nde serbest bırakıldı. 

AKP’li Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasının ardından başlayan eylemler, ülkenin dört bir yanında destek görmüş, 2 Şubat’ta Kadıköy’de yapılmak istenen eyleme ise polis sert bir şekilde müdahale etmişti. Müdahalede gözaltına alınan 93 kişiden 2’si tutuklanmış, 11 kişiye ev hapsi verilmişti.

VEKİLLER SALONA ALINMADI

23 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması bugün İstanbul Asliye 38. Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşma öncesi mahkeme salonu önünde gerginlik yaşandı. HDP Milletvekili Hüda Kaya, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, TİP Milletvekilleri Erkan Baş ve Barış Atay'ın duruşma salonuna alınmak istenmemesi üzerine gerginlik yaşandı. Vekiller, ısrarlı duruşları sonucunda duruşma salonuna girmeyi başardı.

'SİYASİ BİR KARAR OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM'

Duruşma, kimlik tespitlerinin ardından tutuklu Anıl Akyüz'ün savunması ile başladı. Üniversite öğrencileri tarafından sosyal medya üzerinden eylem çağrısı yapıldığını aktaran Akyüz, "Ben de mitinge katılmak istedim. Herhangi bir eylem veya yürüyüş yokken kolluk kuvvetleri tarafından önüm kesildi. O sırada herhangi bir dağılın ihtarı yapılmadı. Kolluk kuvvetleri başımdan tutup beni kaldırıma vurdular yüzümde hala izleri var" ifadelerini kullandı. 

Akyüz, "2 aydır tutukluyum, bu kararın keyfi ve siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple tahliyemi talep ediyorum. Üzerime atılı şuçlanaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" dedi.

Akyüz'ün avukatı Onur Güneş ise iddianameyi hatırlatarak, "İki aydır tutuklu olan Anıl'la ilgili tek bir cümle yok, sadece en başta adı geçiyor. Niye tutukladınız o zaman? Anıl’ın anayasal haklarını kullanması engellenmiştir. O gün eylemcilere saldırılmış, tacize uğramışlardır. Asıl kolluk suç işlemiştir" diye konuştu.

'ELEKTRONİK KELEPÇENİN KADINA ŞİDDET FAİLLERİNE UYGULANACAĞI SÖYLENMİŞTİ'

Akyüz'ün ardından elektronik kelepçe cezası alan Aslı Altınok'un savunmasına geçildi. Elektronik kelepçenin şiddet faillerine uygulanacak şekilde çıkartıldığını ancak sadece 79 şiddet failinin ev hapsinde olduğunu belirten Altınok, "Yerli elektronik kelepçenin kadına şiddet faillerine uygulanacağı söylenmişti. Ancak görüldüğü üzere elektronik kelepçe biz öğrencilere uygulanıyor. Bunun anlamı biz kadına şiddeti önlemek yerine, muhalif sesleri bastırmak istiyoruz demektir. Yalnızca 79 şiddet failine kelepçe uygulanıyor ancak yüzün üzerinde siyasi insana kelepçe takıldı. Ev hapsi kararımın kalkmasını ve kadına şiddet faillerine ev hapsi cezası verilmesini talep ediyorum" dedi. 

'HOŞ BULMADIK!'

Duruşma, ev hapsi cezası alan doktor Çağdaş Balcı'nın savunmasıyla devam etti. Balcı, "Salona ilk geldigimizde bize hoş geldiniz dediniz. Burada bir misafirlik hali yok biz buraya zorla getirildik. Olay anından şu ana kadar hiçbir aşamada hoş gelmedik, hoş bulmadık. Lebaleb dolu kongreler yapılırken, pandemi gerekçesiyle gösteri hakkının engellenmesi bana komik geliyor. Ev hapsi adli kontrolünü de bir sosyalist olarak kabul etmedim. Yasaklama kararının bir önemi yok, meşruluk izinli olup olmamasına bağlı değildir. Yasaklama kararını da bir doktor olarak komik buluyorum. AKP kongrelerinin lebalep dolu olduğunu biliyoruz" diye konuştu.

Ev hapsi cezası alan Drama Eğitmeni Baran Doğan ise gözaltında insanlık dışı muamelerle karşılaştıklarını belirterek, "Gözaltı sırasında diğer arkadaşlarımla birlikte içinde dışkı bulunan bir hücrede tutulduk" dedi.

'OKULLARIMIZ KÜÇÜK KARAKOLLARA ÇEVRİLDİ'

Doğan'ın ardından Ezgi Ertürk'ün savunmasına geçildi. Üniversite öğrencisi olduğunu hatırlatan Ertürk, "Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne kayyım atandığından beri katılabildiğim tüm eylemlere katıldım. Bugün üniversitelerin nasıl baştan aşağı sermaye ve kar odaklı şekillendirildiginin tanığıyım.  Okullarımız küçük karakollara çevrildi, üniversite bileşenlerinin tüm iradeleri yok etmeye çalışılıyor. Ben bunu bir darbe politikası olarak görüyorum" diye konuştu.

Duruşma, verilen aranın ardından savunmalarla devam etti.

'BİR SUÇLU ARANIYORSA BİZİ TACİZ EDEN POLİSLERİN KENDİSİDİR'

Ev hapsi cezası alan Hasan Doğan, "Üniversiteyi savunduğum için, kayyım rektörü kabul etmediğim için Kadıköy’de 15-20 polis tarafından yerlerde sürüklenerek, işkenceyle gözaltına alındım. Arkadaşlarımdan ayrılarak ayrı bir araçta İskele Karakolu'na götürüldüm. Baygınlık geçirmeme rağmen 7 saat boyunca beni karakolda beklettiler hastaneye götürmeyip. Eğer bir suçlu aranıyorsa onlar bize işkence eden bizi taciz eden polislerin kendisidir" diye konuştu. Doğan, şöyle devam etti:

"Saatlerce hiç kimseye ulaşmama ve avukatıma haber vermeme izin vermeden beni tuttular. Karakol içinde arkadaşlarımın yanında burnumun kanaması ve iki kere bayılmama rağmen 7 saat sağlık kontrolüne götürülmedim. 7 saat sonra beni hastaneye götüreceklerini söylediler. Avukatıma haber vermeden gitmeyeceğimi söyledim ve bu şekilde avukatıma haber verildi. Ev hapsi verdiler kabul etmiyorum, kelepçeyi de çıkardım. Eylemlere katılmak ve haklarımı kullanmak suç değildir."

'İKTİDARLARA YASLANIP İNSANLARA İŞKENCE YAPMAYIN'

Ev hapsi cezası alan Koray Türkay ise savunmasında, "Amerika’da George Floyd katledildiğinde o polislerin güvendiği kişi Trump'tı. Ne oldu Trump’a? İktidarlara yaslanıp insanlara işkence yapmayın" dedi.

'YARGILANMASI GEREKEN BİZ DEĞİLİZ'

Duruşma İlhami Oğlakçı'nın savunmasıyla devam etti. Oğlakçı, "Bu ülkede insanlar siyanür içerek intihar ediyor, ziraat bankasından aldığı krediyi ödeyemediği için kendini öldürüyor. Burada bizim yargılanmamız komik, yargılanması gereken biz değiliz" diye konuştu.

TUTUKLU DELİPALTA: MARJİNAL ARANIYORSA MELİH BULU'YA BAKILABİLİR

Duruşma, öğrencilerin savunmasıyla devam etti. Tutuklu yargılanan Şilan Delipalta, "Özerk demokratik üniversite talebi; üniversite içinde bilimin demokratik yöntemlerle garanti altına alınmasıdır. Üniversite bileşenlerinin üniversiteyi yönetme hakkının garanti altına alınmasıdır. Rektörlük koltuğu bir kürsüden ibaret değildir. Bu memleketin gençliği tarih boyunca kendine biçilen gömleği giymemiştir. Tutanakta 'marjinal' diye bir ifade geçiyor. Bir süredir siyasi temsilcilerden duyuyoruz. Biz oldukça kalabalıktık sadece İstanbul'da değil Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca insan kayyum yöntemiyle atamaya tepki gösterdiği bir kalabalıktan bahsediyoruz" dedi.

"Benim annem beni ve iki kız kardeşimi kendi ayaklarımın üstünde durma öğütüyle büyüttü. Ben bunu dinledim" diyen Delipalta, "Bu marjinal bir öğüt değil bu toprakların gerçeğidir. Özerk, demokratik üniversite talebi marjinalleştirilemez. Kendi kendimi yönetme hakkım bana annemin öğüdüdür; bunun marjinalleştirilmesine izin vermem" diye konuştu.

Delipalta, "Bizi tanımlarken 'marjinal eylemciler' ifadesi kullanılmış, biz binlerce öğrenciydik, ille de marjinal aranıyorsa kayyumluk binasına kendini kilitleyen Melih Bulu’ya bakılabilir" dedi.

Polis saldırısına maruz kaldığını söyleyen Delipalta savunmasına, "Savcı veya başka biri elimizde sopa taş görmek istiyorlarsa photoshop tekniklerine baksınlar. Darp edildim. Yaptığım tek şey bizi püskürtmeye çalışan çeviklere karşı kendimi savunmaktı" şeklinde devam etti.

TANIK POLİSLER DİNLENDİ: YUKARIDAN TALİMAT GELDİ

Duruşma, verilen aranın ardından tanık polislerin beyanlarıyla devam etti. Tanık polis Emre Murat Arı, yargılananların bir kısmını simaen tanıdığını söyleyerek, işkenceye tanık olmadığını ve kendisinin işkence talimatı vermediğini savundu. Tanık polis, öğrencilerin üzerine atılı suçlamalardan olan 'taş atmanın' kendi bulunduğu alanda yaşanmadığını belirtti.

İkinci tanık polis Ramazan Güre, ters kelepçe ve darp görüntülerine ilişkin, "Öncelikle ifadeye davet ediyoruz, direnen olursa koluna girip götürüyoruz. Öncelikle ifadeye davet ediyoruz, direnen olursa koluna girip götürüyoruz" savunmasında bulundu.

Üçüncü tanık polis Rıdvan Yiğitoğlu da kendilerine 'yukarıdan talimat geldiğini' ve kendi bulunduğu bölgede polise 'taş atılmadığını' söyledi.

ANIL AKYÜZ KENDİSİNİ DARP EDEN TANIK POLİSİ TEŞHİS ETTİ

Dördüncü tanık polis Himmet Tunçez ise yargılananlardan kimseyi hatırlamadığını savunarak, "Yakalama işlemini kime ve hangi polisle birlikte yaptığımı hatırlamıyorum" dedi. Tutuklu Anıl Akyüz ise kendisini darp ederek gözaltına alan polisin dördüncü tanık olduğunu söyledi.

Son tanık polis ise kendisine karşı fiziksel bir direnme olmadığını, bulunduğu alanda polise karşı mukavemette bulunanlar olmadığını söyledi. Tanık polislerin ardından avukatların beyanlarına geçildi.

Ara mütalaasını açıklayan savcı, tutuklu Anıl Akyüz ve Şilan Delipalta'nın tahliyesini ve ev hapsi cezalarının kaldırılmasnı istedi.

Mahkeme, Anıl Akyüz ve Şilan Delipalta'nın tahliyesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 18 Haziran'a ertelendi. 

ÖĞRENCİLERDEN BASIN AÇIKLAMASI

Duruşma devam ederken, dışarıda toplanan öğrenciler ise tutuklu olan ve ev hapsi uygulanan arkadaşlarının serbest bırakılması için basın açıklaması düzenledi. Öğrenciler, "Biz Anıl ve Şilan'ı almak için bugün buradayız ve onları alana dek gitmiyoruz, gitmeyeceğiz. Biz biliyoruz, mahkeme bugün özerk üniversiteyi yargılamak için karşımızda" dedi. 

İDDİANAMEDEN

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 23 kişiden 3’ü için 3 yıl 6 aydan 10 yıla kadar, 20 kişi için 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İddianamede, gözaltına alınanların  2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettikleri ve polise mukavemette bulundukları öne sürülüyor.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar