TBMM Çevre Komisyonu üyesi ve CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, "Plastik atığa getirilen yasağı kaldırıp ardından Paris İklim Anlaşması’na atıf yaparak 15 Temmuz 2021 tarihinde, Cumhurbaşkanlığı; Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nı yayınlıyor ve devletin tüm kurumlarını iş birliğine çağırıyor” diyerek iktidarın çevre politikalarının tutarsız olduğunu savundu.

İki ay önce yasak getirilen plastik atık ithalatına yeniden izin verileceği iddiaları tartışmaları yeniden alevlendirdi. Atık ithalatı düzenlemesi ile ilgili açıklama yapan CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, açıklamasında şu değerlendirmeleri yaptı:

‘ÜÇ KURUŞ RANT İÇİN’

Üç kuruş rant için yaratılan kirliliği milyarlar harcayarak temizleyemezsiniz, bunun bedelini sadece bizler değil gelecek kuşaklar da ödeyecek. ‘Sıfır atık’ diyeceksiniz, atık yönetimi için ajans kuracaksınız ama plastik atık ithalatına tam gaz devam edeceksiniz. Plastik atık ithalatı yasağına sadece iki ay dayanabileceksiniz; bu ikiyüzlü bir politikadır, bu doğal yaşama, çevreye, insana ve geleceğe ihanettir. Türkiye’yi dünyanın çöplüğü haline getirmektir.

‘ÇOK YÖNLÜ KİRLİLİK’

Çevre sorunları ve bunun önemli bir parçası olan plastik atıklar, doğal yaşamı, tarım alanlarını, su kaynaklarını, vatandaşımızın yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Çok yönlü, etkisini artırarak devam eden bir kirlilik söz konusu.

‘ÜRETİLEN PLASTİKLERİN YÜZDE 9’U GERİ DÖNÜŞÜMDEN GEÇTİ’

 Araştırmalar, dünya genelinde 1950 ve 2015 yılları arasında yaklaşık 8,3 milyar ton plastik üretildiğini söylüyor. Bu plastiklerin yüzde 75’inden fazlası çöpe atılırken, sadece yüzde 9’u geri dönüşüm işleminden geçmiş ve yüzde 12’si ise yakılmış. 1950'de yıllık 2 milyon ton olan plastik üretimi 2019'da 368 milyon tona yükselmiştir. Bunlar plastik sanayinin verileri olmakla birlikte sentetik lif verileri dahil değildir. Bu nedenle gerçek üretim miktarı çok daha yüksektir.

‘PLASTİK ATIK ADALARI OLUŞACAK’

Bu üretimin nasıl bir çevre kirliliğine yol açtığını şöyle açıklayabiliriz. 2017 yılında yayımlanan bir araştırmaya göre 2015'te üretilen plastiklerin yüzde 55'i çöpe atıldı, yüzde 25,5'i enerji üretim tesislerinde yakıldı, yüzde 19,5'i ise geri dönüştürüldü. Küresel önlemler alınmadığı takdirde 2040 yılına gelindiğinde denizler ve karalara atılan plastik atık miktarı 1 milyar 300 milyon tona ulaşacak. Okyanus ve denizlerde oluşacak plastik atık adalarından bahsediyoruz. Kirlenmenin boyutu bu denli yüksek olacak. 2040’a ise sadece 19 yıl kaldı, çok uzak bir gelecekten bahsetmiyoruz.

‘EKONOMİSİ ZAYIF ÜLKELER ZENGİN ÜLKELERİN ÇÖPLÜĞÜ HALİNE GELİYOR’

Plastik üretimi gelişmiş ülke ekonomilerinde önemli yer tutuyor, bu ülkelerin çoğunda geri dönüşüm tesisi bulunmuyor. Bu ülkeler hava kirliliğine yol açtığı için ülkelerinde plastik yakma tesislerine izin vermiyorlar ya da bu tesislerde dönüşüm süreci çok sıkı takip ediliyor.  Bir diğer ifade ile işin kaymağını gelişmiş ülkeler yiyor, çöpü ise gelişmekte olan ülkelere kalıyor.

Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği'nde (AB) plastik paketlerin yüzde 78,5'i ayrıştırılıp toplanıyor fakat bunların yalnızca yüzde 41,5'u AB sınırları içinde geri dönüştürülüyor. Bu ülkeler plastik atıklarını geri dönüştürülmek üzere diğer ülkelere gönderiyor. Bu çöpten kurtulmak için para ödüyorlar. Bu çöplerin adresi ise genellikle yoksul ülkeler oluyor.  Ekonomisi daha zayıf ülkeler zengin ülkelerin çöplüğü haline geliyor.

‘7 BİN TONDAN 750 BİN TONA ÇIKAN TEHLİKE’

Plastik atıkların neden olduğu kirliliğin farkına varan ülkeler kapılarını plastik atık ithalatına kapatıyor. Çin başta olmak üzere çok sayıda ülke plastik atık ithalatına yasak getirdi; bu da plastik atıkların başka ülkelere yönelmesine neden oldu. Plastik atıkların yeni adresi Malezya, Vietnam, Tayland, Endonezya, Tayvan, Güney Kore, Türkiye, Hindistan ve Polonya gibi ülkeler oldu.

‘ÖNLEMLER YETERSİZ’

Türkiye için tablo nedir? Kişi başına kullanılan plastik tüketimi artan bir ülkeyiz, kişi başı plastik tüketimi tahmini değeri 2009 yılında 56,5 kilogram iken bu miktar 2020 yılında neredeyse iki kat artarak 92,1 kilograma çıktı. Bu plastik tüketimini azaltmak için alınan önlemlerin ne kadar yetersiz kaldığını gösteriyor.

‘TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN BİR KİRLENME’

Diğer yandan kontrolsüz ve dehşet verici boyutta artan bir plastik atık ithalatı ile karşı karşıyayız. 2005 yılında 7 bin 806 ton plastik atık ithal eden Türkiye izlenen yanlış politikalar sonucunda, 2020 yılında 756 bin 985 ton plastik atık ithal eder duruma geldi. Aradaki oranı rakamlarla ifade etmek güç! 16 yılda yüz katlık bir artıştan bahsediyoruz. 2020 yılı plastik atık ithalatı, 2016 yılının 5, 2017 yılının ise 3 katı.  Akıllara durgunluk veren telafisi mümkün olmayan bir kirlenme ile karşı karşıyayız.

Bu dönemde plastik atık ihracatı ise ithalatta olması gereken tabloyu işaret ediyor. 2005 yılında 10 bin 63 ton plastik atık ihracatımız gerçekleşirken, 2020 yılında ise bu rakam 14 bin 523 ton olmuş. Bu tabloya nasıl gelindi? 2017 yılından itibaren Türkiye'de bu plastik atıkları geri dönüştürmek için pek çok tesis kuruldu. Hükümet ekonomik büyüme ve istihdam adına bu tesislere ithal ettikleri plastik atık başına teşvik verdi. Birçok yerde plastik organize sanayi bölgeleri kuruldu. Yatırım teşvikleri verildi, ithalat yapan firmalara vergi muafiyeti getirildi. Çok sayıda tesis açıldı. Asıl sıkıntı ise bu sektörün büyük çoğunluğunu merdiven altı firmaların oluşturmasıdır.

‘IRAK BİLE BİZE PLASTİK ATIK SATIYOR’

 Birleşmiş Milletler Comtrade Veritabanı'ndan derlenen bilgilere göre Türkiye 2019 yılında dünyanın en çok plastik atık ithal eden ülkesi oldu. Türkiye’nin 2020 yılında plastik atık ithal ettiği ülkeler arasında başı 203 bin 715 tonla İngiltere çekti. Ardından 161 bin 309 tonla Almanya geliyor. Listenin 5. sırasında 34 bin 946 ton atıkla Irak ve 9. sırada 17 bin 206 ton atıkla Slovenya var. Bu tablo aslında Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetliyor, kalkınmışlık düzeyini gösteriyor.

‘PLASTİK ATIKLARIN İZİNİ BAKANLIK SÜRMEDİ’

İthal edilen atıkların akıbeti ise karşı karşıya olduğumuz tehlikenin boyutlarını gösteriyor. 17 Mayıs 2021’de Greenpeace tarafından yayınlanan araştırmaya göre İngiltere 2020'de Türkiye'ye yaklaşık 210 bin ton plastik atık sattı. Bu atıkların büyük bir kısmı yollara, tarlalara ve su kaynaklarına atıldı veya uygun olmayan biçimde yakıldı. Plastik atıkların izini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sürmesi gerekirken anlaşılan o ki bu işi Greenpeace üstlenmiş.

‘İÇERİDE PLASTİK ATIK TOPLAMAK İTHALATTAN PAHALI’

Türkiye’de 2018 yılında belediyeler 32 milyon ton çöp üretti. Tahminlere göre belediye çöplerinin yüzde 10-15'i plastik atıklardan oluşuyor. Bu da 3-3,5 milyon ton plastik atık demek. Bunun 1,5-2 milyon tonu geri dönüştürülemeyecek plastikler olsa bile geriye en az 1 milyon ton plastik atık kalır. Bu da Türkiye'nin yurt dışından ithal ettiği 750 bin tondan daha fazla. Türkiye bunları ithal etmek yerine kendi plastik atıklarını dönüştürmeye yönelmelidir. Ama Türkiye'de plastik atıkların sadece 250 bin tonu ancak toplanıp geri dönüştürülebiliyor. İçeride plastik atıkları toplamak dışarıdan ithal etmekten daha masraflı. Şirketler kârını düşündüğü için ithalatı tercih ediyor.

‘DÜNYANIN ÇÖPLÜĞÜ OLUYORUZ’

Hükümetin politikalarının tutarsızlığı çevre konusunda da devam ediyor. Plastik atığa getirilen yasağı kaldırıp ardından Paris İklim Anlaşması’na atıf yaparak 15 Temmuz 2021 tarihinde, Cumhurbaşkanlığı; Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nı yayınlıyor ve devletin tüm kurumlarını iş birliğine çağırıyor. İklim değişikliğine yol açan temel sorunlardan birinin sera gazı salınımı olduğu biliniyor. Sera gazı salınımını azaltmak esas hedef kabul edilirken; sera gazını artıran plastik atık ithalatı hızla devam etmekte ve bu durum cennet ülkemizi dünyanın çöplüğüne çevirmektedir.

‘İÇİMİZİ YAKAN TABLO ATIK TOPLAYAN ÇOCUKLAR’

Gelecekte çocuklarımıza temiz bir çevre bırakmak sadece sözde kalıyor. Hükümetin yanlış politikaları nedeniyle ülke her geçen yıl daha büyük çevre felaketleriyle karşı karşıya kalıyor.   Bizim muhalefet olarak görevimiz yılmadan, durmadan bu konuyu gündemde tutarak çözüme katkı sağlamaktır. Türkiye'de plastik atık ve her tür atık toplama işinin büyük bir bölümü kayıt dışı gerçekleşiyor. Toplumun dezavantajlı grupları bu işlerde herhangi bir sosyal güvenceleri olmadan, sağlıksız koşullarda çalıştırılıyor. Sağlıksız koşullarda çalıştırılan çocuklar sorunun bir başka can alıcı tarafını oluşturuyor. Bu alanda çalıştırılanları sosyal güvenlik şemsiyesi altına alan ve çalışma koşullarındaki olumsuzlukları ortadan kaldıran düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir, özellikle çocukları koruyan. Atık toplayan çocuklar hepimizin içini yakan bir durumdur.

‘ACİLEN ÖNLEM ALMAK ZORUNDAYIZ’

Sorunun başka bir boyutu ortaya çıkan kirlenmenin süresidir. Plastik poşetler doğada 1000, plastik tabaklar 500, pet şişeler ise doğada 400 yıl içerisinde çözülüyor. Plastiklerin üretiminde yüksek miktarda sera gazı ortaya çıkarken aynı zamanda bu plastikler çürürken/yok olurken yine doğaya yüksek miktarda sera gazı salmaktadır.  Plastik atıkların yaydığı sera gazı doğal felaketleri ve iklim değişikliğini tetikleyen bir başka büyük sorundur. Su kaynaklarını, tarım alanlarını korumak, çocuklarımıza yaşanır bir ülke bırakmak istiyorsak plastik atık konusunda acilen amasız, fakatsız lakinsiz önlem almak zorundayız. Biz hükümete bu konuda alacağı samimi ve gerçekçi önlemlerde sonuna kadar destek vermeye hazırız.” (ANKA)