Covid-19 ve Global ekonomi



Artı Gerçek

Dünya nüfusunun en zengin % 1’lik kesimi zenginliğini yitirecek. Orta sınf, göreli ağır zayiat vercek. En alt % 50 içinse, hiçbir şey değişmeyecek.


Reha ÜLKÜ


Covid salgını, 2-3 aylık bir sürede ekonomiyi global ölçekte % 10 küçülttü. İngiltere için bu, % 35’e kadar çıkmış.

Neo-liberalizm, varlığını ihracata ve ithalata (uluslararası ticarete) dayandıran bir yapı. Salgın ise, turizm ve uluslararası uçak şirketleri sektörlerini neredeyse sıfırladı. Salgın korkusuyla, Çin’in internet satışları düştü.

Neo-liberalizm, öyle olup olamayacağına bakılmaksızın, sürekli ekonomik büyümeye dayandırılmış bir sistem. 2007 krizinden beridir herkes global ekonominin küçülmesi gerektiğini biliyordu ama kimse bunun nasıl yapılacağını bilmiyordu. Salgın, bunu İskender’in Gordium düğümünü kesmesi gibi çözdü.

Diğer bir gereklilik olan, ekonominin yeniden reel sektöre ve reel metaya kayması da sağlandı. İnsanlar, karantinada en çok yiyecek ve içeceğe yüklendiler. Borsa (sanal ve finansal sektör) devredışı kaldı.

Bunun kısa, orta, uzun vadede etkileri neler oabilir?

Her ne olacaksa, 3-18 ay içinde yavaş yavaş olacak. Bu süreçte 250 milyon kişinin işsiz kalacağı heaplandı.

Bu da, neo-liberalizm için biçilen, 2020-2040 ikinci a olamayacağını gösteriyor gibi.

1990’dan beri ayaklanmaların ve kazan kaldırmaların (riot) süregeldiği düşünülürse, yeni isyan dalgaları, Batı’yı, G-7’yi, ABD’yi ve AB’yi sallayacak gibi görünüyor. Petrol fiyatlarının düşüşünden Rusya, ihracatı düşüğü için de Çin de bundan nasibini şimdiden aldı. Dolayısıyla, dünya ekonomisinin % 60-70’inin temsil eden bölüm çöküşe geçti.

Diğer ekonomik olgular da, salgınla ilintisi olmasa da, durumu pekiştirecek gibi.

Fransa’da yerli işçilerin haklarını faşist parti savunur, yerli ve yabancı işçiler birbirini öldürür oldu. Tüketimi yaratan kredi kartı kullanımı, borçlar nedeniyle çökme noktasına gidiyor (Türkiye’de Nisan 2020’deki kredi kartı harcamaları muadilinin % 30 aşağısında gerçekleşti).

İşsizlik zaten artıyordu, çünkü ileri teknolojik üretim, ayda 25 dolarlık asgari ücreti bile yüksek maliyetli bulup, robot üretimine geçti, vd.

Geçmişte GSYİH’nın % 70’i harcanabilirken, bu oran şimdilerde % 45’e düştü:Yani, para var ama atıl duruyor, yatırım yok.

Covid- 19'un yarattığı eğitim zayiatı ve işsizliğin neredeyse tamamı, 3. Dünya ülkelerinden oldu ki buna son 40 yılda globalleştirilememiş Dünya nüfusunun yarısı dahil değil. Ancak en fakir % 20, tarihteki en büyük ekonomik krizlerde bile aynı harcar, çünkü zaten minimumdadır. Onun yerine, açlıklardan ölüm artar.

Çevreciler gibi, ekonomik küçülmenin çevre yatırımlarını durdurması nedeniyle, çevresel yıkımın salgından büyük olacağı kanısında değiliz; çünkü Dünya’yı ısınmanın değil, soğumanın beklediğini düşünenlerdeniz.

Dünya’nın ekolojik dengesi, 7,5 milyarın ancak 4,5 milyarını besleyebiliyor. Bu 3 milyar fazlanın öldürülmesi mümkün değil, çünkü en büyük toplama kampı fantazileri bile bunu beceremez. Öngörülen global makro salgın, hepi topu % 5’lik, yani 400 milyonluk ölü demek.

Ancak, savaşların gösterdiği üzere, çocuk yapmalar Batı’da daha da azalacak gibi (ki bu da göçmenlerin çoğunluğa doğru gitmesi demek). Ki bu da, 3. Dünya’da bile azalan eğilim göstermeye başlamıştı. Malthus’un nüfus kabusu yaşanmayacak yani.

Onun yerine, kültür ve yaşam kalitesinin aşırı düştüğü bir dünyaya vardık. Eğitim ve sağlık, pratikte sıfıra kadar gerileyebilir. Bu da, bizi tarihin başlangıç dönemindeki kültürel momentlere geri taşır. Diktatörlük eğiliminin artması, bu göstergelerden biri. Çünkü eğitim azaldıkça, sürüleşme artıyor, tarih bize öyle söylüyor.

Türkiye, bu konuda global panoramanın nasıl olabileceğiyle ilgili bir örnek yarattı. 7,5 milyonluk 'sosyal moloz' üniversite öğrencisiyle, bize 1. Dünya dahil, yakın geleceğin dünyasını panoramalıyor: 15 yıl eğitim ve toplam 0 bilgi.

Ki bu da bizi, asıl Orta Çağ’ın summalarına / ansiklopdelerine ve kampüslerine geri taşıyacak. Sürüden ayrılanlar artacak. Devletlerin sayısı artarken, gücü azalacak, yanılmış devlteler (failed sates) artacak ki zaten 183’de 122 durumunda.

Dünya Sistemi, varlığını iktisat, siyaset ve askeriyeye dayandırıyor, daha çok da iktisada. O nedenle, böylesi bir ekonomik küçülme o modelde ancak bir çöküşü imler, imledi de.

Ekonomik küçülme 10 trilyon dolar götürdü, eğitim gerilemesi 10 trilyon dolar daha götürecek. Yıllık global GSH’nın 80 trilyon dolar olduğunu gözönüe alalım.

Bu, sanal / finansal varlığın limitte ve pratikte sıfırlanması demek olacak: 1929’da öyle olmuştu zaten.

Yani bu türden felaketler, tarihte ilk kez olmuyor. Ancak hegemonlar, kendi sonlarını da getirmecesine, tarihten hiç ders almıyorlar.

Dünya nüfusunun en zengin % 1’lik kesimi zenginliğini yitirecek. Orta sınf, göreli ağır zayiat vercek. En alt % 50 içinse, hiçbir şey değişmeyecek.

Bu sürecin, yüksek yatırımlı ileri teknoloji süreçlerini nasıl etkileyeceğini şimdilik öngöremiyoruz.

Diğer makro global krizlerle salgın krizinin nasıl etkileşeceğini bilmiyoruz.

Başarısız devrim girişimlerinin ne kadar kaos demek olacağını bilmiyoruz, çünkü işin içine giderek çığ modeli karışacak, yani bir noktadan sonra, sistem hiçbir biçimde kendini denetleyip düzeltemeyecek.

Bu işten en çok 1. Dünya’nın zararlı çıktığını biliyoruz. Koskoca uygarlık, 3 ayda güneş görmüş kar gibi eridi gitti.

Çıkış şerh: Gelecekbilim, 1940 gibi, 2 yoldan, sanat ve bilim, bilimkurgu ve fütüroloji eliyle kuruldu. İlki Asimov, ikincisi Flechtheim kavram patentli. Ortak yanları birbirlerini tanımaları ve uygarlık zirvesi olarak Roma İmparatorluğu’nu model almaları, bunun için de Gibbons’un veri tabanını kullanmışlar.

Flechtheim eski bir komünistken, yıllar içinde Alman Sosyal Demokrat Parti liderinin danışmanlığına kaymış.

Asimov ise, ailesi Rusya’dan devrimden kaçmış biri ve anti-komünist olarak, ABD devlet kurumunun yanında yer almış.

Tümüyle editörünün akıl etmesiyle ve katkısıyla, başta 3 cilt olan Vakıf dizisine, sonradan eklediği 4. ciltte, başlangıçtaki iki seçenekli ve diyalektik olan durumu, 5’li seçeneğe kadar açık uçlulaştırmış ve poliyalekleştirmiş.

Biz zaten, Adorno Negatif’i kullandığı için, onun yerine ikame ettiğimiz, tersine poliyaleklikte, ayrıca Hegel veri tabanından hareketle, tez ve antitez krşılaşmalarında her zaman sentez olmadığını gözleyenlerdeniz. Artı, eğer birden çok eksodus varsa, hepsini deneyen çıkacaktır.

Yani insanlık, 21. Yüzyıl’ın geriye kalan 80 yılında insan türü, krizler boyunca, hem rönesansa, hem de engizisyona uğrayacaktır. Asıl Orta Çağ’da olduğu gibi, Yeni Orta Çağ’da da, rönesanslar ve engizisyonlar birden çok yerli ve zamanlı, içiçe ve hatta birarada olabilir, çünkü 11. Yüzyıl Ön Asya İslam kültürü zirvesi, bize bunun mümkün olduğunu gösterdi.

 

BAĞLANTILI HABERLER