Dağlık Karabağ, ovalık Rojava

Dağlık Karabağ, ovalık Rojava
Putin'in stratejisi Paşinyan'ı kapıya sıkıştırmak, ancak milisler ipin ucunu kaçırtabilir. Türkiye, Karabağ'ı Minbic, Til Rifat, Heseke, petrol alanı için koz yapacak görünüyor.

Mehmet Ali ÇELEBİ* 


Dağlık Karabağ'da (Artsakh, Nagorno Karabakh) yayları gevşetilen savaşın hinterlandında olanlar ve Rusya ile Türkiye faktörü tartışılıyor. 
SSCB dağılınca 1991'de Dağlık Karabağ Cumhuriyeti bağımsızlık ilan etti. Ancak tanıyan olmadı. Ermenistan da uluslararası dengeleri gözeterek "de facto" olarak tanısa da "de jure" olarak tanımadı. Bağımsızlıkla Azerbaycan ile savaş alevlendi. 
SSCB dağılınca Rusya, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) çatısına toplamaya çalıştı bağımsızlık ilan eden cumhuriyetleri. Aralık 1991'de temeli Rusya, Ukrayna, Belarus tarafından atılan BDT'ye, Ermenistan destek bulsun diye Şubat 1992'de, Azerbaycan da Aralık 1993'te dahil olacaktı. BDT arabuluculuğuyla, Azerbaycan'ın güçlü ordusunun olmamasının da etkisiyle 1994'de Bişkek Protokolü imzalandı ve Dağlık Karabağ (Artsakh, Nagorno Karabakh) için ateşkes yapıldı. 
1994’te kriz için oluşturulan AGİT Minsk Grubu da çözüm üretemedi. Üretemezdi de, çünkü ABD, Fransa ve Rusya Minsk Grubu eşbaşkanlarıydı, diğer üyeleri Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Almanya, İtalya, Portekiz, Hollanda, İsveç, Finlandiya, Beyaz Rusya idi. Çoğu kendi coğrafyalarında adalet, hakkaniyet, özgürlük sorunu yaşayan ülkelerdi bunlar ve başka ülkelere de ırkçı politikalar ve dehşet ihraç ediyorlardı. 
Ateşkese kadar Ermenistan bazı Azeri yerleşimlerini de ele geçirmişti. 
Ateşkes sonrası yıllarda çatışmalar yer yer küçük çaplı olarak sürdü. Ateşkes sonrası en kapsamlı çatışmalar 2-5 Nisan 2016'da ve Temmuz 2020'de yaşandı. Barut fıçısı sonbaharda yalazlandı ve ateş oklarıyla bölgesel yangınlar çıkarabilecek yeni bir savaşın yayları gevşetildi. 
Azerbaycan, Ermenistan'ın Karabağ'ın kuzeydoğusundaki Terter reyonuna saldırdığını (27 Eylül 2020), kendilerinin de karşılık verdiğini söylerken, Ermenistan da tersini söyledi. Hazırlıklar ve seferberlikle hızlı ilerleme başlatan tarafı tarih aynasına yansıtıyordu. Dağlık Karabağ çatışmalarında kim nerde pozisyon almıştı? Gerilimli fay nasıl kırılmıştı ve sarsının boyutları neydi? Türkiye işin neresindeydi? 


Çatışmayı durduracak denen Rusya neden seyretti?

Hazar Denizi'nden Akdeniz'e koridor

1- Kuzey Afrika, Arap Yarımadası üzerinde İhvan-din-mezhep damarını kullanılıyordu, Kafkasya ve Azerbaycan ekseninde ise hem din hem ırk temelli harç yoğruluyordu.
2- Devlet Başkanı İlham Aliyev ve oligarşik yapı para aklama belgelerinde isimlerinin çıkması, ailenin lüx harcamaları nedeniyle sıkıntı yaşarken, Coronanın talep düşürmesiyle petrol gelirlerinin azalması halkın bütçesini sarsıyordu. 
3- İran nasıl ki her sıkıştığında, seçim arifelerinde "İsrail" ve "Kudüs" diye yaygara çıkarıyorsa Aliyev de sıkışınca Dağlık Karabağ açıklamaları yapıp milliyetçi barut biriktiriyordu. Bu AKP-MHP koalisyonunun işini kolaylaştırıyordu. Bölge statükosunun değiştirilmesinin zamanının geldiği konusunda algı bütünlüğüne varılmıştı. Konjonktüre göre 19. yüzyıl sonlarında Alman İmparatorluğu’nun Osmanlı’ya verdiği destek ve stratejisinin benzeri Azerbaycan, Türkiye ittifakı ile devreye sokulabilir, Kafkaysa jeopolitiği değiştirilebilirdi.
4- Türkiye, silah sanayiini geliştirmiş, silahlarını da Suriye ve Libya’da test etmişti. Askerlerin Suriye, Libya savaş tecrübesi, milislerin savaş tecrübesi, denenmiş silahlar Azerbaycan ordusuna özgüven kazandırmıştı ve düğmeye basılabilirdi. 
5- Geçmişte TSK önemli kurmayları NATO karargahlarında eğitilirken, Türkiye artık Azeri subayları Ankara’da eğitmişti. Türkiye Azerbaycan kentlerinde SİHA üssü açıp eğitimler vermişti. Bunun için 1990’lardaki savaş sırasında güçsüz olan Azeri ordusu Rusya ve Türkiye gibi ülkelerden yoğun silah alımı yaparak gücünü artırmış istim üstünde bekliyordu. 
6- Türkiye’nin Enver Paşa, Nuri Paşa’nın oluşturduğu Kafkas İslam Ordusu’nun Turan ülküsünü, "fetih" hayalini yeniden hayata geçirmek, Ermenistan’ı haritadan silerse Hazar Deniz’i ile Çanakkale Boğazı’nı, Hazar Denizi ile Ege Denizi'ni ve Akdeniz’i birleştirmeyi hayal ediyordu. Türkiye, Nahçıvan ile Azerbeycan-Hazar’ın birleşme koridorunu kesen tek yer Ermenistan’dı. 
AKP-MHP yönetimi bir süredir "Kızıl Elma", Turancılığı ülkü edinmiş, din ve mezhepsel aidiyetleri Turancılığın yakıtı yapmış, iç ve dış politkayı buna göre dizayn etme konseptini hayata geçirme hesaplarındaydı. Kars Belediyesi oyunlara, yeniden sayımlara rağmen kaybedilince Ermenistan sınırı vurguları, Kars Belediye'sine kayyum atanması ve tutuklamalar, şaşalı Malazgirt Savaşı törenleri, "Kızıl Elma Marşları" bu minval sürümündendi.
7- Türkiye, Türk-İslam temalı Pantürkizm rüyasıyla Azerbaycan’ı avucuna alıp, doğalgazını ve petrolünü istediği şekilde kullanmak, Rusya'ya enerji bağımlılığını azaltmak istiyordu. Karabağ'da kentler alındıkça sınırlar genişledikçe, milliyetçi katarlar birbirine eklendikçe zaten kendiliğinden içeride irtifa kaybeden iktidarı, gücünü İYİ Parti’ye kaptıran koalisyon ortağı MHP'yi konsolide edecekti. CHP de bir kez daha yedeklenecek, sol cepheyle, Kürtlerle arasında makas açılacaktı. Fakat bunlar savaş açma kararında belirleyici değil taliydi.
8- Çatışma başladıktan sonra dikkat çeken diğer faktör; Dışişleri Bakanlığı, hükümet sözcüleri, hükümet ortağı MHP, Erdoğan, savaşın ana karargahı Ankara’daymış, savaşı yürüten kurmay akıl ordaymış gbi açıklamalar yapıyordu. Basına baynı fotoğraflar ve manşetler servis ediliyordu. Azerbaycan adına ateşkes, müzakere gibi çağrılara yanıt veriyorlardı, Karabağ alınana kadar durulmayacağını söylüyorlardı. Hükümet ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli çatışmanın ilk günü coşkuyla "Kanımızla, canımızla, varlığımızla Azerbaycan’ın yanındayız. Karabağ Türk’ündür, Türk vatanıdır. Yegâne gayesi Türk düşmanlığı olan Ermenistan’ın ve kiralık silahlı unsurlarının Türk milleti karşısında tutunma ihtimali yoktur. Kanımızla, canımızla, varlığımızla Azerbaycan’ın yanındayız" diyordu (27 Eylül 2020/TRT Haber)

BM kararları vurgulanırken

Peki nedereyse her açıklamada yer alan BM vurguları gerçekçi mi? Ankara'da alt düzey diplomattan en üst düzey yöneticilere kadar sık sık Karabağ'ı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları, BM hukuku vurgusu ile dillendirmeleri dikkat çekiyor. Öyle ise Kıbrıs için çıkan BMGK'nin 353, 365,  367, 541, 550 No'lu, BM Genel Kurulu'nun A/37/253 sayılı kararı gibi onca kararı ne olacak o zaman?  
Suriye ve Libya ile ilgili BMGK kararları, uluslararası hukuk ne olacak? 
Cerablus, İdlib, Efin (Afrin), Serekaniye, Gire Spi'ye (Tel Abyad), Trablus'a girmek hangi uluslaraarsı hukukta ya da BM kararında var? 
Bir de şu boyut var... BMGK kararları emperyal 5 ülkenin keyfince, konjonktür dalgalanmalarına göre çıkan kararlar. Milelletler Cemiyeti kararları ölçü olsaydı Osmanlı esas alınır, Ankara-Mustafa Kemal hareketi diye birşey kabul edilmezdi, Hatay haritada yer almazdı. BM kararları ilelebet esas alınsaydı ne Hindistan, Güney Afrika, Latin Amerika ülkeleri hala İngiliz, ABD, İspanyol sömürgesi olarak kalacaktı. BM'ye bakılırsa Çeçenistan, Dağıstan, Adıge Rusya'nın; Katalonya İspanya'nın; Sincan Uygur, Tibet Çin'in; İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda İngiltere'nin.

Savaş dumanı arasında yanılgılar

Kimi analistler, Türkiye’nin Rusya’ya karşı İdlib'de ve Libya’da pazarlık elini artırmak için Karabağ’a yöneldiği değerlendirmesi yaptı. Oysa özgül ağırlıklar, derinlikler görünmüyordu. 
Hakikat şuydu ki; 
1- AKP-MHP yönetimi, Rusya ve İran'ın böyle bir şeyi kaldırmayacağının bilincindeydi, Ne Rusya ne İran, Karabağ’a karşılık Türkiye’nin İdlib'de kalmasına izin verirdi.
2- Hesabına göre ABD, Fransa, NATO kıpırdamayacak Rusya ile kapışma bekleyecekti. Rusya da durdurana kadar ilerlenecekti. 
3- Bu noktada Rojava'yı içeren plan devreye sokulabilirdi. Yani Türkiye'nin İdlib ya da Libya’da kalmak için değil, İdlib pazarlıkları sırasında yaptığı gibi Karabağ operasyonunu Rojava pazarlığına çevirmeyi hesapladığını göreceğiz. Hesap Kuzey ve Doğu Suriye yönetimini Rusya eliyle lağvetme üzerine bina edilmiş görünüyor. Yani Karabağ’daki savaşı durdurma karşılığında İdlib pazarlıkları sırasında onay alamadığı Rusya’dan Minbic, Kobane gibi yerlerin kontrolünün kendisine verilmesini, Efrin, Serekaniye, Gire Spi’de kalıcı olmayı, operasyonu Til Rifat, Til Temir, Qamişlo, Heseke ve petrol bölgelerine kadar taşımaya izin vermesini sağlamayı umuyordu. 
4- Hatırlayın Cenevre'de Birinci Küresel Mülteci Forumu'nda konuşan Erdoğan, "Diyorum ki o petrol kuyularında bulunan petrolü gelin beraber çıkaralım" demişti. (17/12/2019/Euronews Türkçe)  
5- Nitekim Karabağ savaşının 7. gününde Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Reyhanlı Barajı, Afrin Çayı Davutlar Regülatörü, Hatay İçme Suyu Arıtma Tesisi Açılış Töreni'ne Vahdettin Köşkü'nden canlı bağlantıyla katılırken söyledikleri yabana atılmamalı: "Suriye'de halen var olan terör bölgeleri ya bize söz verildiği şekilde temizlenir ya da biz gider bunu kendimiz yaparız. İdlib'de yeni bir insanlık trajedisi yaşanmasına yol açacak hiçbir adımı asla kabul etmeyeceğiz." (3 Ekim 2020/AA) 
Yani Karabağ krizi sırasında dışişleri bakanları telefonlaşıyordu Ankara-Moskova hattında, Putin'le telefon trafiği henüz kurulmamıştı. Erdoğan, Putin’e mesajı açıktan da gönderiyordu. 

ABD ve NATO

ABD ve NATO cephesine bakarsak... 
1- ABD hegemonyası irtifa kaybediyordu, Trump sık sık "sonsuz savaşlardan çekiliyoruz" diyor, "Önce Amerika diyor, hatta küreselleşme çizgisini sürdürmek yerine, kapitalizmin, küreselleşmenin bayraktarı ABD’yi gümrük duvarlarıyla korumaya almaya çalışıyordu. ABD, başkanlık seçimi kıran kırana kampanyalarla giderken, ABD dışarıya bakma sıkıntısı yaşıyordu. 
2- ABD ve NATO; Rusya, Çin, İran’ın etkisini artırmasından rahatsızdı; Türkiye ile Rusya’nın kapışmasını bekliyordu ABD ve NATO. Bazı AB ülkeleri de bekliyordu. 
3- Coronavirüs nedeniyle ABD, Fransa, Almanya, İngiltere gibi güçler de iç sorunlarına odaklanmıştı. 
4- Çin, Bir Kuşak Bir Yol (OBOR) projesinde Türkiye’yi önemli görüyordu. 
Ankara bütün bunları teraziye alıp "tam zamanı şimdi" diye düşündü ve Azerbeycan ordusunu uzun süreli tatbikatlarla savaşa hazırladı. Türkiye Rusya diş gösterirse NATO’yu yanında görmeyi de umuyordu. 
Son kertede ABD, AB ülkeleri enerji hatlarına bir şey olmasın diye ses çıkaracak, çatışmaları izleyip Türkiye ile Rusya’nın kapışmasını, Orta Asya ve Kafkaslar’da Rusya’nın büzüşüp NATO çemberinin genişlemesini umacak. ABD de NATO da savaşı bitirmede etkisiz eleman olacak. 

Kremlin'in ağzındaki bakla 

Çatışmaları gerçekten durdurabilecek tek güç konjonktürde Rusya idi. Ancak Temmuz 2020 savaşında Vladimir Putin elini oynatmadığı gibi bir kez daha uzaktan seyretmeyi, Kremlin kapısını aşındırmalarını beklemeyi seçti. 
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 29 Eylül'de öğleden sonraki basın toplantısında "Cephe hattında yaşananlar hakkında tüm bilgileri topluyoruz" sözleri Paşinyan'la alay etmekti. Paşinyan ile Putin telefonlaştığında Kremlin "Erivan tarafı istedi" diye açıklama yapma gereği duyuyordu, "Elime nasıl düştünüz" babında. Bir nevi Azeri kaldıracıyla Paşinyan’a meydan okuyuştu yansımalar. Aynı Putin, Kırım'a, Belarus'a, Suriye ve Libya'ya asker-polis gönderirken tereddüt etmiyordu.
1- Türkiye, Rusya’nın Azerbaycan ve Ermenistan arasında denge oluşturduğunu, iki ülkeye de savaş uçakları, helikopterler, ağır silahlar sağladığını biliyordu. Rusya’nın Azerbaycan’ı defterden silip kenara atacağını düşünmüyordu. Öyleydi de. Rusya’nın Türkiye ile iki doğalgaz boru hattını, nükleer santral anlaşmasını, dış ticaret hacmini bir yana atacağına da, Ankara’nın Rusya ile ilişki derinleştirip NATO, AB ve ABD’ye mesafe koymasını bir çırpıda sileceğine de ihtimal vermiyordu.
2- Azerbaycan ve Türkiye; Putin’in, Mayıs 2018 protesto dalgalarının üstünde Erivan'da koltuğa oturan ancak kendisi yerine ABD ve Fransa ile ilişkiler geliştiren, müttefiği eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan'ı hapseden Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’a ders vermek için çalıştığının da farkındaydı. 
3- Savaş başladıktan, Azeri güçler Madagiz, Talış, Çakırlı, Mehdili, Karahanbeyli, Gervend, Köy Gerediz, Yukarı Abdurrahmanlı, Mercanlı, Nüzgar, Aşağı Maralyan, Şeybey, Gujag gibi bazı yerleşimleri ele geçirirken Kremlin'den yansıyan açıklamalar Putin ellerini ovuşturduğunun resmiydi. 
4- 1909, 1915, 1918’de Ermenilere yapılanlar, tarihsel ilişkiler, Ermenistan’ın Rusya askeri üs ve karakolları yıllardır ülkesinde tutması, ittifak anlaşmaları, ahde vefa, ilkler bir kez daha "egemen süper gücün ulusal çıkarı" adına, Putin’in hırsları adına yok sayılmıştı. Savaş Dağlık Karabağ'dayken şovenistlerce Ermeniler ve 3 milyonluk Ermenistan yaylım ateşe tutuluyordu. Savaş bulutları altında pragmatizmin yeni dalgasının nasıl zirve yaptığını kaydetmişti takvimler. 
5- Putin yönetimi, bölgeye iki taraf da istesin Rus ordusu "Barış Gücü" adı altında girsin istiyordu. Yani siyaseten ve ekonomik olarak yönettiği bölgede, nüfuz katsayısını artırmak için Rus ordusunun da yer kazanmasını istiyordu. Kremlin'in Sözcüsü Dmitriy Peskov, savaşın bir haftası dolarken, bir baklayı ağzından çıkarmıştı ve Erivan ve Bakü isterse Barış Gücü göndereceklerini söylemişti. "Barış gücü sadece her iki tarafının da rızasıyla oraya girebilir." (Sputnik Türkçe/3 Ekim 2020)  Paşinyan yönetimi "Rus Barış Gücü" meselesinin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu çatısında görüşülmesi yanlısıydı. Bu Libya ve Suriye'ye yerleştiği gibi Güney Kafkasya'ya yerleşme, NATO'nun olası bölge hamlelerini kesme düşüncesini yansıtıyordu.
6- Rusya, Azerbaycan bazı yerleri daha alana kadar müdahil olmayacaktır. Azeri güçler epey yer aldıktan, Paşinyan kapıya sıkıştıktan sonra Putin devreye girecektir. İki ülke yönetim kadrolarını şekillendirip yine avucuna almaya çalışacaktır. Çünkü Rusya, milislerin Azerbaycan, Karabağ’a taşınmasının ileride diğer Kafkasya cumhuriyetleri için de ciddi tehdit olacağını düşünüyor. 
7- Ancak ipin ucunu kaçırabilir, cihadist ihracatı Çeçenistan, Dağıstan, Adıge, Osetya gibi yerlere sıçrarsa başını masasına vurabilir. 

İran ve çözüm penceresi

Azerbaycan ve Ermensitan'ın komşusu olan, zaman zaman roketler kendi toprağına düştüğü için uyarılar yapan İran faktörüne bir parantez açmalı. İran, Azerbaycan ile din-mezhep ortaklığı taşımasına rağmen, Türkiye-Azerbaycan’ın harekatını tasvip etme yanlısı olmadı. 
1- İran ile Azerbaycan arasında önemli Azeri nüfus vardı. İran savaşın kendi sınırlarına taşırılmasından korkuyordu. 
2- İran Türkiye’nin bölgeye yerleşmesinden ve maaş kontratlarıyla, petrol-doğalgaz hatlarını, kritik yerleri koruma adı altında Suriye’den milis ihracatından çekiniyordu. Ki Türkiye ve Azerbaycan yalanlarken Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Vatikan basın, BBC, Reuters, The Guardian, İran basını Suriye’den ve Libya’dan milis savaşın ilk haftası sevkiyatlarını ifşa etmişti.
Sonuç olarak bir savaş yayılıyor ve dünya "ulusal çıkar" denen güdüyle izliyor. Can kayıplarıyla, göçlerle trajedi üreten savaş ve denge-ittifak arayışları; aktörlerin pozisyon alışları, aynı zamanda uluslararası ilişkiler derslerinde girift ilişkilerin, pragmatizmin çarpıcı kaynağı oldu. 
Dağlık Karabağ'da sicilinde savaş ve ırkçılık olmayan arabulucularla bir mekanizma oluşturulabilir. Sadece Dağlık Karabağ sınırları dahilinde referandum yapılabilir. Bu iradeyle Dağlık Karabağ'ın kendi kaderini tayin edecek statüsü tanınabilir ve Ermeni birlikleri elinde tuttukları Azeri kentlerinden çekilebilir. Kriz ancak bu şekilde aşılabilir.
 
* Uluslararası İlişkiler uzmanı. Gazeteci

Öne Çıkanlar