Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) 18 öğrenci ve bir akademisyen hakkında 10 Mayıs 2019’da üniversite kampüsünde gerçekleştirilen LGBTİQ+ Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları gerekçesiyle açılan davanın 3’üncü duruşması bugün Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Ancak duruşmaya katılmayan ODTÜ’lü öğrenciler avukatları, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam edilen “çoklu baro” teklifine karşı baro başkanlarının nöbet eylemlerini sürdürdüğü Kuğulu Park’a geldi.


Baro başkanlarına destek veren öğrenciler ve avukatları, davaya dair da açıklama yaptı. Ankara Barosu LGBTİQ+ Hakları Merkezi Başkanı Öykü Didem Aslan, davada süren hukuksuzluklar ve avukatların engellenmesinden dolayı davaya katılmadıklarını, nöbet eylemine katılmayı tercih ettiklerini söyledi.

‘LGBTİQ+ BİREYLERE YÖNELİK NEFRET SÖYLEMİNE DUR DİYEN BARO BAŞKANLARIMIZA DESTEĞE GELDİK’

Aydın, konuşmasında şunları dile getirdi:

“Bizler, ODTÜ LGBT Dayanışması Avukatları ve ODTÜ LGBTİQ+ Dayanışması olarak haftalardır LGBTİQ+ özneleri hedef alan nefret kampanyasına ‘dur’ diyen barolarımızla ve bütün avukat meslektaşlarımızla bu kere savunma yürüyüşü için dayanışmaya geldik. Türkiye’nin bütün barolarından bin meslektaşımız geçen hafta yayınlanan LGBTİQ+ Hakları ve Onuru İçin Avukatlar Bildirisi’yle LGBTİQ+ haklarını savundular ve ‘imzamız onurumuzdur’ dediler.


Bugün barolarımızın parçalanmasını ve avukatların LGBTİQ+ de dahil olmak üzere bütün hak öznelerine destek vermekten yoksun bırakılmasını protesto etmek için ODTÜ LGBTİQ+ Dayanışması öğrencileriyle beraber Ankara Kuğulu Park’tayız.”

‘HEPİMİZ EŞİT OLANA KADAR HİÇBİRİMİZ ÖZGÜR DEĞİLİZ’ 

LGBTİQ+ hakları ve onuru için mücadele verenlerin sadece avukatlar ve üniversiteliler olmadığını belirten Aydın, şöyle devam etti: “Bütün özneler ve destekçileridir. Sadece barolarda, üniversitelerde, Kuğulu Park’ta değiliz, alışın her yerdeyiz. Eşitlik ve özgürlük talep ediyoruz. Hiç kimsenin, demokratik düzenin ve hukuk devletinin öngördüğü kişi onuru korumasından bireyleri yoksun kılarak onları yalnızlığa ve çaresizliğe itmeye hakkı yoktur. LGBTİQ+ hakları insan haklarıdır. LGBTİQ+ mücadelesi büyük bir tarihsel birikime ve etiğe dayanmaktadır. Bizleri bilim, inanç, ev içi, okul, kurum kisvesi altında yok sayarak yaşamak-var olmak gibi, çalışmak gibi, ifade özgürlüğü gibi zaten var olan en temel insan haklarımızı elimizden alacağınızı sanıyor olabilirsiniz. Biz sevginin dilini, nefretin dilinden daha iyi biliyoruz. Biliyoruz ki bizim özgürlük ve hak mücadelemiz sadece LGBT öznelerin değil, bütün insanlığın hak mücadelesine yapılan bir katkıdır. Biliyoruz ki tarih bizim yanımızdadır. Hepimiz eşit olana kadar hiçbirimiz özgür değiliz.”

Açıklama atılan “Susma haykır, LGBTİQ+lar vardır” ve “Savunma susmadı, susmayacak” sloganlarıyla sona erdi.