Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin'in AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ziyaretinden


Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kapatma talebiyle yeniden iddianame hazırlamasını partilerine yönelik ‘düşmanca’ yaklaşım olduğunu söyledi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin tarafından Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması talebiyle ikinci kez hazırlanan iddianame pazartesi günü Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gönderildi. AYM Başkanı Zühtü Arslan, Başsavcının gönderdiği iddianameyi incelemek üzere ilk iddianameyi inceleyen raportörü yeniden görevlendirdi. Raportör, incelemesi sonucunda raporunu tamamlayarak AYM heyetine sunacak. AYM heyeti de, bu rapor doğrultusunda ilk incelemesini yapıp, iddianamenin kabul edilip edilmeyeceğine karar verecek.  

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede, partilerinin kapatılması talebiyle yeniden hazırlanan iddianameyi ve bu adımın arkasındaki niyet ve planlara dair Mezopotamya Ajansı’ndan Cemil Uğur’a konuştu.


‘İDDİANAMENİN SAYFA SAYISI ARTMIŞ'

Partilerinin kapatılması talebiyle yeniden hazırlanıp, Anayasa Mahkemesi’ne verilen iddianameyi basından duyduklarını belirten Dede, bu iddianamenin halen kendilerine ulaştırılmadığını paylaştı.

Dede, “Dolayısıyla iddianamenin nasıl hazırlandığını ne şekilde hazırlandığını bilmiyoruz. Sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcının basın duyurusunda bazı ayrıntılarını paylaşmış olması durumundan kaynaklı bilgi sahibi olduk. Birincisi iddianamenin sayfa sayısı arttırılmış, ikincisi siyasi yasak istenen kişilerin sayılarında bir düşme durumu var” dedi.

‘2 AYDA, AYM’NİN GEREKÇELERİNİ ORTADAN KALDIRACAK BİR İDDİANAME HAZIRLAMAK MÜMKÜN DEĞİL’

Başsavcılık tarafından hazırlanan ilk iddianamenin AYM tarafından iade gerekçelerinin oldukça ayrıntılı olduğunu dile getiren Dede, “İade edilen iddianamede birçok hata vardı. İlk sunulan iddianamenin iadesinde Anayasa Mahkemesi, ortaya konulan delilerle HDP'nin odak haline geldiğinin anlaşılamadığını belirmişti. Bu şu demek oluyor; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olarak sen bir iddia makamısın. Fakat bu iddianı doğru delillendirmemişsin ve bu iddianın doğru olduğuna, hatta bir şüphe bile oluşturacak düzeyde doğru olduğuna dair bir kanaat oluşturmadı. Bu kadar kısa bir sürede, 2 ay gibi bir sürede Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Anayasa Mahkemesi’nin gerekçelerini ortadan kaldıracak nitelikte bir iddianame hazırlaması teknik olarak da mümkün değil. Çünkü yapması gereken şudur: Eğer ilk iddianamedeki deliller HDP'nin odak haline gelmesini gösterecek nitelikte değilse-ki Anayasa Mahkemesi böyle söylüyor, bu durumda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı’nın yeni deliller bulması gerekirdi. İki ay içerisinde HDP'nin faaliyetleri içerisinde böyle bir sonuca ulaşabilmek mümkün olmadığına göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı önceki değerlendirmesinde delillerini belki bazı maddi hataları düzeltmek suretiyle yeniden AYM’ye sundu. Esas itibariyle AYM’nin iade gerekçelerini ortadan kalktığını biz düşünmüyoruz” diye konuştu.

‘BÖYLE BİR USUL YOK’

Dede, yine basın bildirisinden öğrendikleri kadarıyla Yargıtay Başsavcısının HDP'nin mal varlığına tedbir konulmasını da talep edildiğini, fakat parti kapatmalarda böyle bir usul olmadığının altını çizdi.

‘YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI HDP’YE DÜŞMAN HUKUKU UYGULUYOR’

“Buradan zorlama bir yöntemle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sırf HDP'yi cezalandırmak adına, sırf bu davanın devam ettiği süreç içerisinde bile HDP'yi siyasi faaliyetlerinden alıkoymak adına hukukta yer verilmemiş bir yöntemi talep ediyor” diyen Dede, şöyle devam etti: “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı HDP'ye düşmanca yaklaşıyor, düşman hukuku uyguluyor. Anayasa ve yasalarda düzenlenmemiş bir yolu, HDP üzerinden hayata geçirme çabası içerisinde. Bunun mümkün olmadığını ifade etmek gerekiyor. Sadece şu an öğrendiğimiz ayrıntılardan HDP'nin dava süreci devam ederken mal varlığına tedbir konulması talebi bile bu iddianamenin yasaya ve hukuka uygun olmadığını bize açıkça gösteriyor.”

'TARİH TESADÜF DEĞİL, AKP’NİN İKTİDARI KAYBETMESİNE DÖNÜK HDP ÖFKESİ TAZELİĞİNİ KORUYOR’

Dede, hazırlanan iddianamenin 7 Haziran’a denk gelmesinin de tesadüf olmadığını ifade etti. Dede, bu konuda şunları söyledi:

“HDP, Türkiye siyaset sahnesine çıktığı andan itibaren yüzyıldır devam eden statüko açısından Türkiye halklarına bir umut ve birlikte huzur içerisinde yaşayabileceğinin inancını veren bir parti olarak siyaset sahnesine çıktı. Kuruluşundan çok kısa bir süre sonra girdiği seçimlerde yüzde 13 gibi muazzam bir başarıyla Türkiye siyaset sahnesine çıkmış oldu. Belki 7 Haziran seçimlerinin bir önemi de şudur. AKP seçimlerde HDP'nin gösterdiği başarıyla birlikte iktidarı kaybetmiş oldu ve bundan duyduğu öfke bugüne kadar da tazeliğini koruyor. Bu saldırıların temeli de AKP'nin iktidarı kaybetmesine sebep olan HDP'ye dönük düşmanlığı yer almaktadır. Bugüne kadar Türkiye'de çeşitli halkların inançların inkarı üzerinden geliştirilmiş bir statükoya karşı HDP yeni bir paradigma ortaya koydu. Bu paradigma çok kısa süre içerisinde Türkiye hakları açısından büyük bir teveccühle karşılandı ve büyük bir yönelim oldu. 7 Haziran seçimlerinde HDP'ye oy vermeyen çok ciddi kitleler bile HDP’ye ve HDP'nin temsil ettiği paradigmaya sempati duymaya başladı. Bu öfkeyle HDP'nin milletvekilleri, eş genel başkanları, belediye eş başkanları, yöneticileri, parti meclis üyeleri, MYK üyeleri binlerce arkadaşımız gözaltına alındı ve tutuklandı. Bugün yürütülen kapatma davası aslında 5 yıldır HDP üzerinden geliştirilen saldırıların bir parçası olarak yorumlamak gerekir. Bunlardan ayrı ve bağımsız değil. HDP'nin Türkiye haklarına sunduğu paradigma ve buna karşı toplumun gösterdiği ilgi, alaka hem siyasi iktidarı hem devlet içerisinde kümelenmiş çeteleri mafyaları rahatsız ettiği için HDP’ye yönelikler saldırılar artıyor.”

‘PEKER’İN İTİRAFLARI SONRASI HDP DAVASI GÜNDEMİ DEĞİŞTİRME AMAÇLI’

HDP’li Dede’ye göre, devlet bağlantılı suç örgütü yöneticisi Sedat Peker’in yaptığı açıklamalar sonrası partilerine dönük kapatma davasının tekrar gündeme getirilmesi tamamen “gündemi değiştirme” amaçlı.

Sedat Peker'in ifşaatlarının geçmişte kamu görevlisi ya da bakanlık yapanlarla ilgili bilgilerle vermekle birlikte aynı zamanda şu anda hala bakanlık görevine devam eden, hala devleti en üst düzeyde görevde bulunan kişiler hakkında da suça buluştuklarına ilişkin çok somut bilgiler içerdiğine dikkat çeken Dede, “Bu iddiaların Türkiye gündeminde tartışıldığı bir dönemde kapatma davasının yeniden değerlendirip, Anayasa Mahkemesi’ne sunulmuş olmasının bir yönüyle gündemi saptırmak amacıyla yapıldığını da söyleyebiliriz. Çünkü burada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve diğer savcılar Türkiye'de her türlü suçu işleyen, insan öldürmekten, tecavüzden, gasptan, ihaleye faset karıştırmaktan neredeyse Türk Ceza Kanunu’nda yazılı suçların tamamını işlemiş bir bürokrasi ve siyaset aygıtı ortada duruyorken HDP'nin daha iki ay önce iade edilmiş çok sağlam ve temellendirilmiş gerekçelerle iade edilmiş iddianamesi üzerine bu kadar kafa yoruyor olması gerçekten hukuki olarak anlaşılabilir bir şey değil” dedi.

‘AKP VE MHP İLİNTİLİ’

Bahçeli’nin her fırsatta HDP’nin kapatılmasına dair çağrıda bulunması üzerinde de duran Dede, hem AKP Genel Başkanı ve diğer yetkililerinin, hem de MHP Genel Başkanı ve diğer yetkililerin doğrudan adil yargılamayı etkileyecek söylemler ve eylemlerde bulunduğuna işaret etti.

HDP'ye açılan ilk kapatma davasının MHP liderinin çağırısı ve ısrarı üzerine açıldığını daha önce dile getirdiklerini söyleyen Dede, “Yine Kobane kumpas davası, HDP kumpas davası da aynı şekilde AKP genel başkanı ve MHP genel başkanı ve sözcülerinin söylemleri doğrultusunda iddianamenin nasıl şekillendiğini, soruşturma sürecinin nasıl geliştiğini ifade etmiştik. Anayasa Mahkemesi, HDP kapatma davası iddianamesini iade ettiğinde Bahçeli ‘Anayasa Mahkemesi kapatılmalıdır’ gibi bir hukuk devletinde asla söylememesi gereken cesaret edilmemesi gereken bir söylemde bulunmuştu. Dolayısıyla tüm bunlar gözler önünde bulunduğunda AKP ve onun ortağı MHP’nin söylemleri elbette HDP'ye ikinci kez kapatılma iddianamesinin yazılarak Anayasa Mahkemesi’ne verilmesi sürecinde doğrudan ilgili olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.


‘AYM’NİN İDDİANAMEYİ İADESİNİ BEKLİYORUZ ÇÜNKÜ…’

Anayasa Mahkemesi’nin iddianameyi tekrar iade etmesini beklediklerini söyleyen Dede, bu beklentide olmalarının nedenini şöyle açıkladı: 

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığ’ına ilk iade gerekçesinde AYM, bir çocuğa anlatır gibi gerekçeyle iade etti. Geçmişte Türkiye’nin siyasi partiler için açtıkları kapatma davalarının tamamı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden dönmüşken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tekrar yeniden bir iddianame hazırlamış olması gerçekten anlaşılır gibi değil.”

‘İDDİANAMESİ BÖYLE İADE EDİLEN BİR BAŞSAVCININ İSTİFA ETMESİ GEREKİRDİ’

“AYM iade gerekçesini hiçbir hukuk formasyonu olmayan bir insana anlatır gibi açık bir şekilde anlatmıştı. Biz o dönemde söylemiştik. Böyle bir gerekçeyle iddianamesi iade edilen Başsavcının görevinden istifa etmesi gerek. Eğer siz bir iddianame hazırlayacak bir nitelikte değilseniz, bu formasyona ve bu niteliğe sahip değilseniz, o makamda oturmanız hem ülke açısından çok acı bir durum. Mesleğin onuruna saygınız kaldıysa o makamdan istifa etmeniz gerek demiştik. Bugün yine aynı şeyi söylüyoruz. Cumhuriyet Başsavcısı iki ay içerisinde yeniden iddianame hazırlamak suretiyle siyasi iktidarın tamamen kontrolü altında olduğunu ve hukukun genel ilkelerine hem de anayasalara saygısının olmadığını ve böyle bir derdinin ve kaygısının olmadığını ortaya koymuştur. Bu iddianameyi AYM kabul edecek olsa bile yapılacak bir yargılamada hukuken verilmesi gereken karar; ret kararıdır. Bu hem AYM’nin ilk iadede ortaya koyduğu sebeplerle olmalıdır, aynı zamanda bu ana kadar parti kapatmalara ilişkin AİHM’in verdiği kararlar göz önünde bulundurularak bu şekilde bir ret kararıyla sonuçlanması gerekir.”

‘HDP KARARLI, SUÇ ÖRGÜTÜ HALİNE GELMİŞ SİYASİ ORTAKLAR KAYBEDECEK’

HDP olarak mevcut iktidara her yerde büyük cevaplar verdiklerini söyleyen Dede, son olarak şunları söyledi: “21 Mart’ta Newroz gününde halkımızla birlikte HDP’den vazgeçmeyeceğimizi her koşul altında her şart altında HDP fikrine sahip çıkacağımızı gösterdik. HDP, partimizin en üst organından mahalle birimlerimizin en alt organlarına kadar ve tüm birimlerimizde ve bize oy veren halkımızın yüreğinde ve zihninde asla bitmeyecek bir kararlılığı ifade ediyor. İlk kapatma davasında ifade ettiğimiz gibi HDP’den vazgeçmiyoruz bu çatı altında mücadele etmeye devam edeceğiz. Hem hukuken hem de siyaseten kazanacağımıza dair inancımız yüksektir. Halkımızla birlikte bizi destekleyen demokrasi güçleriyle birlikte HDP’ye karşı kurulan bu kumpasların boşa çıkacağına ve aslında kendisi bir suç örgütü haline gelmiş siyasi ortak ve küçük ortağının bu sürecin sonunda kaybedeceği inancımızı hala koruyoruz ve bu doğrultuda inancımızla yürüyor ve yolumuza devam edeceğiz.”