HDP eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın ve HDP’li siyasetçiler Sırrı Süreyya Önder, Ayhan Bilgen, Sırrı Süreyya Önder, Ayla Akat Ata, Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Emine Ayna’nın da aralarında bulunduğu 108 sanık hakkındaki 3 bin 530 sayfalık iddianame Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Savcı Ahmet Altun’un hazırladığı iddianamede,  108 kişi hakkında 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet cezası istendi.

İddianame 2 gizli tanık ifadesi bulunuyor. Çözüm süreci döneminde İmralı heyetinin devletin bilgisi dahilinde yaptığı ziyaretler gizli tanıklar tarafından suç olarak anlatıldı. Gizli tanık Kerem Gökalp, “6-8 Ekim Kobane olayları bana göre; 2013 yılı içerisinde Türkiye’de yaşanan siyasi atmosfer, PKK ile Türkiye devletinin çözüm süreci adı altında gerçekleştirilen görüşmeler, örgütün bu görüşmelere istinaden eylemsizlik pozisyonunda bulunması, güvenlik güçleri ile örgüt arasında fiili bir çatışmasızlığın bulunması gibi koşullar beraberinde siyasi alan çalışmalarını ön plana çıkarttı” dedi. PKK’nin kitlesini dinamik tutmak için miting ve gösteri gibi faaliyetleri ön plana çıkarmayı amaçladığını ileri süren Gökalp, “PKK’nin Türkiye’deki siyasi yapılarının (HDP, DBP), legal kurumların ve yukarıda belirtmiş olduğum halk inisiyatifi yapılanmalarının gösteri ve eylem gerekçelerini belirleyen gelişmeler olmaktaydı” diye ekledi.

'KCK'NİN TÜRKİYE SÖZCÜLERİ'

İmralı heyetinde yer alan Demirtaş, Önder ve Pervin Buldan’ın Kandil ve İmralı’ya sürekli gidip geldiğini hatırlatan Gökalp, örgütün talimatları doğrultusunda Demirtaş’ın 30 Eylül 2014 tarihinde “Bu bir yalvarma değildir. Bu bir minnet değildir. Tarihi direnişe hep birlikte katılalım. Tarihi direnişi hep birlikte yapalım ki tarih ittifakında tarih birliğinde oluşturma fırsatımız olsun” diye çağrıda bulunduğunu söyledi.

Demirtaş’ın bu çağrısının ‘serhildan (başkaldırı)’ olduğunu ileri süren Gökalp, “HDP, DBP MYK ve PM’si, DTK ve Selahattin Demirtaş bu şekilde açıklama yapmamış olsaydı 6-8 Ekim olaylarındaki serhildan eylemlerinin şiddeti bu denli olmaz ve ölümler yaşanmayabilirdi” yorumunu yaptı.

Gökalp, HDP, DBP gibi siyasi partileri KCK’nin Türkiye sözcüleri olduğunu iddia ederek, “KCK Türkiye Sözcülüğünde faaliyet gösteren örgüt mensupları Kandil alanında ideolojik ve askeri eğitimlerden geçtikten sonra düzenlemeleri yapıldıktan sonra KCK Türkiye sözcülüğü içerisinde faaliyet gösterirler” dedi.

‘DEMİRTAŞ’IN ÇAĞRISI KCK’NİN UYARLANMIŞ HALİ’

Gizli tanık Mahir (K) de Gökalp gibi Demirtaş’ın çağrısından sonra Kobane olaylarının başladığını iddia ederken, Demirtaş’ın açıklaması ile ilgili şunları söyledi:

“Yukarıdaki beyanımda belirtmiş olduğum ‘Tarihi direnişe hep birlikte katılalım, tarihi direnişi hep birlikte yapalım’ tarzındaki Selahattin Demirtaş’ın açıklaması aslında KCK’nin ‘Seferberlik ruhuyla süresiz, kesintisiz, topyekun Kobani direnişine katılalım’ çağrısının HDP, DTK, DBP, HDK’ye uyarlanmış halidir.”

İddianamede sanıklar hakkında şu değerlendirmede bulunuldu: "Sanıkların terör olaylarını, başlamasında ve devamında sorumlu düzeyde organize etmeleri, örgütün talimat bütünlüğü içinde şiddetli sokak olayları şeklinde ülke geneline yayıp terör olaylarına kitlesel boyut kazandırmak için örgüte müzahir taban kitleye talimatlar vermiş olmaları, talimat aldıkları kişilerin örgüt içi pozisyonları, teşhis beyanlarının içeriği, talimatların uygulanış biçimleri ve iletildiği muhatapları, olaylarda inisiyatif almaları, ısrarlı şekilde kararları uygulama biçimleri, örgütün amaçları doğrultusunda aldıkları sorumlulukların ağırlıkları, olayları sorumlu düzeyde organize ettikleri anlaşılmıştır." (ANKA)