DEVA Partisi, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün (EGM) tepki çejen 'görüntü yasağı' genelgesini Danıştay'a taşıyacaklarını duyurdu.

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu’nun "Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Toplumsal Olaylarda Ses ve Görüntü Alınmasını Yasaklayan Genelgesi"ne ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yeneroğlu, "DEVA Partisi olarak bugün genelgenin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemi ile Danıştay’da dava açacağız" dedi.

'KOLLUK KUVVETLERİNİN ÖLÇÜSÜZ ŞİDDETİNİ TAKİP EDİYORUZ'

"Öncelikle kamu görevlisi olan kolluk personelinin görev ve yetkilerinin kapsamı açıkça Polis ve Salahiyet Kanununda düzenlenmiştir. Polisin temel görevi genel olarak toplumun emniyet ve güvenliğini sağlamaktır" hatırlatmasında bulunan Yeneroğlu, Kolluk bu görevini yerine getirirken hukuk devletinin bir gereği olarak kanunlarda kendisine verilen görev ve yetkilerin dışına çıkamaz. Maalesef son dönemde devamlı kolluk güçlerinin ölçüsüz şiddetini sosyal medyadan takip ediyoruz" diye konuştu. 

'POLİSİN MÜDAHALESİ, ÖZEL HAYAT NİTELİĞİNDE OLAMAZ'

"Polisin mesleğini icra faaliyeti özel hayat niteliğinde olamaz" diyen Yeneroğlu, şunları söyledi:

"Kamu hizmeti ifa eden kolluğun tüm eylem ve işlemlerinde, şeffaf ve hesap verilebilir olması şarttır. Ne yazık ki kolluk güçlerine ses ve görüntü almayı engelleme yetkisi vermeye kalkan bu genelge ile polise kanunda hiçbir dayanağı bulunmayan bir yetki verilmek istenmektedir. Keyfiliğin önü açılmaktadır. Suistimallere davetiye çıkarılmaktadır.

Oysa hiç kimse veya organ dayanağını anayasadan ya da kanundan almayan bir kamu yetkisini kullanamaz. İdarenin bir genelge ile kanuna dayanmayan böyle bir yetkiyi kolluk güçlerine vermeye kalkması açık bir yetki gaspıdır.

Dolayısıyla böylesi bir talimat, Anayasa gereğince kanunsuz emirdir. Bu yetkiyi kullanan polis memuru Ceza Kanunu’nun 24. maddesi gereğince suç işlemiş olur.

Öncelikle Sayın İçişleri Bakanı ve genelgeyi hazırlayan görevliler hukuku bilmedikleri gibi kamuoyuna da yanlış bilgi vermektedirler.

Genelge, özel hayatın gizliliği ile kişisel verilerin korunması hakkına dair bütünüyle çarpıtma niteliğinde değerlendirmeler içermektedir. Polisin mesleğini icra faaliyeti özel hayat niteliğinde olamaz. Kamu görevi ifa eden bir polis görevini kamuya açık olarak ifa eder.

Kamuya açık bir alanda, kamunun haber alma hakkı kapsamındaki olaylar yaşanırken hem polislerin hem de diğer vatandaşların fiillerinin sesli ve görüntülü kayıtlarının alınması özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaz. Çünkü polisin müdahale ettiği olaylar polisler açısından özel hayatla ilgili değildir."

'BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE HAK ARAMA HÜRRİYETİNİ DOĞRUDAN ENGELLEMEKTEDİR'

Yeneroğlu, "Genelge ifade ve basın özgürlüğü ile hak arama hürriyetini doğrudan engellemektedir" dedi.

"Emniyet Genel Müdürlüğü genelgesi, polislere, basın mensuplarının mesleklerinin gereğini yapmasını ve vatandaşların da olası suçları ispat edebilmesi için çekim yapmasını engelleme talimatı vermektedir" diyen Yeneroğlu, söz konusu genelgeye tepkisini şöyle sürdürdü:

"Tüm bu haklar Anayasa’da temel hak ve özgürlükler kapsamında korunan ve ancak ve ancak kanunla sınırlanabilen özel koruma altında olan haklardandır. Hiçbir kanuni dayanağı bulunmayan bu genelge ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması Anayasa’nın 13. maddesine aykırı olduğu gibi anayasal haklara da ölçüsüz bir müdahaledir. Söz konusu genelgenin polisin keyfi uygulamalarına sebep olacak şekilde geniş bir takdir alanı tanıdığı açıktır.

Temel hak ve özgürlükler alanında idareye keyfî uygulamalara meydan verebilecek çok geniş bir takdir yetkisi tanınması, bu genelgenin yol açacağı sonuçlar itibariyle de Anayasa’ya aykırılığı daha ağır bir boyuta taşıyacaktır."