İstanbul Küçükarmutlu Mahallesi’nde yaşadığı eve 18 Ekim 2015 tarihinde, baskın düzenleyen ve ayakkabıyla içeri giren polislere “galoş giymeleri” uyarısında bulunan Dilek Doğan, çıkan tartışmada polis kurşunuyla göğsünden vuruldu. 45 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Doğan, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra, 25 Ekim 2015'te, hayatını kaybetti. 

Doğan’ı katleden özel hareket polisi Y.M. hakkında "kasten öldürmenin ihmalli davranışla işlenmesi" ve "Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanmak" suçlarından 20 yıldan 26,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davaya bakan İstanbul 12’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Mart 2017 tarihinde yaptığı karar duruşmasında polis memuru Y.M.'ye “iyi hal” indirimi yaparak "bilinçli taksirle ölüme neden olmak" suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Yargıtay Başsavcılığı Doğan’ı katleden polis hakkında yapılan temyiz başvurusunu geçtiğimiz Temmuz ayında reddetti. Hala Yargıtay’da olan dosya onanırsa, fail polis yalnız 45 gün cezaevinde kalacak.

Doğan ailesi katliamın üzerinden geçen 6 yılda “kasten öldürme” veya “olası kastla öldürme” suçundan yargılanmalarını istedikleri fail polisin, “iyi hal indirimi” yapılarak “bilinçli taksirle ölümüne neden olmak” suçundan cezaya çarptırılmasına tepkili. Adaletin sağlanmadığını belirten Doğan ailesi, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacak.

‘KIZIMIN ÖLÜMÜNE ALIŞAMIYORUM’

Dilek Doğan’ın annesi Aysel Doğan ile kızının katledilişinin 6’ncı yılında Mezopotamya Ajansı'ndan Esra Solin Dal konuştu. Anne Doğan, "Kızım benim her şeyimdi, bir sabah gelip her şeyimi aldılar" dedi.

Aysel Doğan

Maraş’ın Afşin Serkizçay köyünden İstanbul Armutlu'ya göç etmek zorunda kaldıklarını, ancak geldikleri ilk sene eşinin gözaltına alınarak tutuklandığını anlatan Doğan, "Biz baskıdan kaçtık, geldiğimiz gibi tepemize bindiler ve kızımı katledene kadar durmadılar" ifadesinde bulundu. 

Katliamın üzerinden geçen 6 yıla rağmen acısı hala ilk gün ki gibi olan anne Doğan, "Kızımın ölümüne alışamıyorum. Sanki Dilek hiç ölmemiş, bir gün kapıyı çalacak ve ‘anne ben geldim’ diyecek gibi hissediyorum. Yıllar geçti, ben hâlâ gelecekmiş gibi bekliyorum. Dilek daha hayatının baharındaydı” diye belirtti.

TORUNUNA DA 'DİLEK' İSMİNİ VERDİLER

Kızının avukat olmak istediğini belirten anne Doğan,“‘Babamı haksız yere cezaevine koydular, suçsuz insanları savunacağım’ diyordu. Ama bizim maddi durumumuz iyi olmadığı için liseden sonra çalışıp evin geçimine yardımcı oluyordu. Dilek, hep neşeli ve yardımsever biriydi. Sabah işe giderken kapıda çocukları görse ‘Anne evde bir şey var mı? Çocuklara verelim’ derdi. Bir elması olsa ikiye bölüp arkadaşına verirdi” diye konuştu.

Kızının ölümünün üzerinden 3 yıl geçtikten sonra doğan torununa “Dilek” ismini verdiklerini belirten anne Doğan, “Torunum Dilek, kızıma çok benziyor. Bazen Dilek’i yeniden büyütüyor gibi hissediyorum” dedi.

'KİMSENİN SİYASİ GÖRÜŞLERİNDEN DOLAYI CEZA ALMASINI İSTEMİYORUM'

Dilek’i katleden polisin cezasız bırakılmasına tepki gösteren Doğan, “Benim kızım toprağın altında ama onu vuran polis 45 gün ceza almış, ona da itiraz edilmiş. Bir cana 45 gün ceza hangi kitaba sığar Allah’tan reva mı" sözleriyle tepkisini ifade etti. "Herkes çığlıklarımı duysun istiyorum" diyen Doğan, "Kimsenin ölmesini istemiyorum. Kimsenin siyasi düşüncesinden dolayı ceza almasını istemiyorum. Sadece adalet istiyorum. Kimse ‘başımıza gelmez’ demesin bu yaşananlar herkesin başına gelebilir" ifadelerini kullandı. 

3 ÇOCUĞUNA DA HASRET BIRAKILDI

Kardeşi Dilek için “Adalet” isterken gözaltına alınıp tutuklanan oğlu Emrah Doğan’ı da hatırlatan anne Doğan, bir diğer oğlunun ise baskılardan dolayı ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını ifade etti. 

Doğan'ın katledilmesine ilişkin sürdürdüğü adalet mücadelesine değinen baba Metin Doğan, kızını öldüren polisin mahkemede, “Devlet emretti ben de vurdum" dediğini hatırlattı. Dilek’i katleden polisin mahkemedeki soğukkanlılığına vurgu yapan Doğan, "Kızımın herhangi bir siyasi faaliyeti yoktu onu ‘terörist’ ilan ettiler" dedi. 

Metin Doğan

'BU İNSAN GEREKEN CEZAYI ALMALI'

Sanık polisin ceza almamasının büyük bir adaletsizlik olduğunu ifade eden baba Doğan, "Kızımı vuran polis bir mermi kadar ceza almadı. Kızımın hayatı bir mermi kadar mı değersizdi? Biz adaletsizliğin peşini bırakmayacağız. AİHM’e başvuracağız. Bu insan gereken cezayı almalı. Her gün ‘hukuk devleti, adalet’ diye konuşuyorlar. Hangi adalet, kimin için adalet var? Egemenler için hukuk ve adalet var. Bizim gibiler için yok. Türkiye'de adalet sistemi polis olmuş. Tutuklayan polis, yargılayan polis, ceza veren polis savcı ve hakimler kendi iradesiyle hareket edemiyor" dedi. 

'BİZİM YAŞADIĞIMIZI KİMSE YAŞAMASIN'

Kızını Maraş’ta köyüne defnettiğini söyleyen baba Doğan, adalet talebini yenileyerek, “Mezarına zarar verirler diye onu kendi memleketine defnettim. Uzak da olsa huzur içinde uyusun istedim. Her sene olduğu gibi bu sene de onu ziyaret edeceğiz. Tek istediğim bizim yaşadığımızı kimse yaşamasın” şeklinde konuşmasını sonlandırdı.