Cemal ÇAĞLI*


Hiçbir dönemde gerçek anlamda laik, demokratik ve bilimsel olmayan eğitim sistemi, 20 yıllık AKP iktidarı ile egemen sınıfların istediği niteliğe kavuştu. 

2013 yılında 8 yıllık kesintisiz eğitim sisteminden 4+4+4 eğitim sistemine geçişle birlikte eğitim sistemi adım adım Diyanet+ cemaat+ tarikat ayağı üzerine kurularak, bilimsel, laik ve demokratik eğitimin kırıntıları da Türk-İslam sentezini orijin kabul eden eğitim sistemi tarafından yok edildi.

Toplumun yeterince tepki göstermemesinden güç alan iktidar 2014 yılında Anadolu Öğretmen Liseleri'ni kapattı. Bununla da yetinmediler akademik olarak başarılı olan liseleri proje okulu adı altında niteliksiz hale getirdiler ve 2016 sonrası dönemle de demokratik, laik ve bilimsel eğitimden yana olan eğitimcileri türlü yöntemlerle eğitimin dışına atarak, okulları dinci ve ırkçı kadrolarla doldurdular.

Piyasalaştırılan ve Ranta Kurban Edilen Eğitim Sistemi

Eğitimi, hiçbir dönemde olmadığı kadar piyasalaştırıp rant alanına çevirdiler. Kamu okullarının sayısını nüfus artışına göre artırmadılar, var olanların önemli bir kısmını da İmam Hatip liselerine dönüştürdüler. Hem nitelik hem de nicelik olarak kamusal alan bilinçli bir biçimde geri bıraktırılınca da her köşe başında özel okullar türedi.

20 yılda yedi Milli Eğitim Bakanı atandı; her gelen bakanla birlikte de eğitim –öğretim sistemi sil baştan yapıldı. Müfredatlar sürekli değişti ve buna bağlı olarak sınavlar da değişti. Yapılan tüm değişiklikler “dindar ve kindar” nesiller yetiştirmenin hukuki alt yapısını oluşturmak içindi ve büyük ölçüde başardılar bunu. Devletin tüm olanaklarını kullanarak, İmam Hatip okullarına her türlü imkân tanıyarak, Anadolu ve Fen liselerine giden yolları daraltarak, liselere geçiş sistemini de stratejilerine uygun hale getirerek gençleri İmam Hatip okullarına yönlendirmek istediler ve bunu da büyük ölçüde başardılar.

2020 verilerine göre ve üç büyük şehir baz alınarak hazırlanmış aşağıdaki tablo dincileşen eğitim sistemini apaçık ortaya koymaktadır.

Üç büyük kentte her beş devlet lisesinden biri imam hatip lisesi.

İstanbul’da bulunan toplam 842 lisenin 471’ini imam hatip ile mesleki ve teknik liseler oluşturuyor.

Ezberci Eğitim Sisteminin Körelttiği Zihinler

Yapılan sınavlarda sorulan sorular en az bilgi ile çözülebilen, yorum odaklı sorulardan oluşuyor; ama öğretim sisteminin uyguladığı yöntem tamamen ezbere ve yüzeysel bilgiye dayalı, böyle olunca da neden- sonuç ilişkisi kurulamıyor ve başarı düşüyor. 

2018-2019 ve2019-2020 LGS Türkçe, matematik ve fen bilgisi ortalamalarında bu sonucu görmek mümkün.

LGS, Çağdaş Olmayan Eğitim Sisteminin Bilimsel Olmayan Sonucudur

Çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı bir toplumun renklerinden korkup bu coğrafyada yaşayan herkesi Türk ve İslam yapmak isteyen tekçi bir zihniyetle, bilimin ilkeleriyle değil dinin kurallarıyla yönetilmek istenen bir toplumda ne bilimsellik ne özgürlük ne de yaratıcılık olur.

Eğitimin yerellerden değil merkezden, seçilmişlerle değil atanmışlarla yönetilmesi eğitimi toplumsal bir olgu olmaktan çıkarıp, küçük bir zümrenin, sınıfın hizmetine sokmuştur. Biriktirmeye dayalı “Bankacı Eğitim Sistemi” bireyin özgürce düşünmesinin , eğitim sürecine dinamik katılımının önündeki en büyük engeldir.

Bu eğitim sistemi bilimsel değildir; çünkü bu sistemde:

a) Öğretmen öğreten, öğrenci ise öğrenendir.

b) Öğretmen her şeyi bilen, öğrenciler ise hiçbir şeyi bilmeyendir.

c) Öğretmen düşünen, öğrenciler ise öğretmenin düşündüğünü kabul edendir.

d) Öğretmen konuşan, öğrenciler uslu uslu dinleyendir.

e) Öğretmen disipline eden, öğrenciler ise disipline edilendir.

f) Öğretmen sahip olduğu bilgiyi kendi mesleki otoritesiyle karıştırıp bu otoriteyi öğrenci özgürlüğünün karşıtı olarak görendir.

Böyle olunca da LGS dediğimiz sistemin ölçebileceği bilimsel hiçbir şey yoktur. Ölçse ölçse bu ülkedeki eğitim ve öğretimin ne kadar eşitsiz ve adaletsiz olduğunu ölçer.

Milyonlarca öğrencinin yüz yüze ve uzaktan eğitimden yoksun olduğu salgın sürecinde tüm öğrencilere aynı sınavın yapılması LGS’nin gençlerimizde "geleceksizlik", "çaresizlik" duygularını pekiştirmekten başka bir işlevi yoktur.

8. Sınıfa giden öğrenci sayısının 1 milyon 247 bin 158 olduğu düşünüldüğünde 1 milyondan fazla öğrencinin gireceği bu sınavın hiçbir tutarlılığı ve hükmü yoktur. Bu sınavın iptal edilmesi ve farklı ölçüler kullanılarak liselere yerleştirmelerin yapılması en rasyonel olandı; ama ülkeyi en irrasyonel yöntemlerle yöneten iktidarın bunu anlaması mümkün değildi ve öyle de oldu. Bir buçuk yıldır duygu-durum bozukluğu yaşattıkları çocuklarımızın geleceğe dönük tüm umutlarını bu sınavla bir kez daha kırmış olacaklar.

Sonuç:

İktidara aday olduklarını söyleyen muhalifler, yaratılan sanal gündemlerin peşine takılarak verdikleri demeçlerle enerjilerini tüketmek yerine, iktidar olduklarında bu dinci – gerici eğitim sisteminin yerine nasıl bir eğitim sistemi koyacaklarını, oluşturacakları ortak bir “Eğitim Komisyonu” eliyle, somut veriler ışığında topluma anlatsınlar;

Demokratik, özgürlükçü, laik ve bilimsel bir eğitim sisteminin kurulduğu günleri hep birlikte görmek umuduyla sevgiyle kalın ülkemin güzel gençleri.

* Eğitimci