Dünya'da ve Türkiye'de on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını Türkiye cezaevlerinde de can aldığı Adalet Bakanı tarafından açıklanmıştı.

Salgın için en riskli alan olan cezaevlerine virüsün yayılması durumunda kontrol edilemez sonuçlar doğacağı uyarıları yapılıyor. Ancak tüm uyarılara rağmen cezaevlerindeki mahpuslardan tedbir alınmadığına yönelik haberleri geliyor.

Ege Bölgesi cezaevlerinde bulunan siyasi tutuklular, sık sık ailelerini arayarak, hiçbir tedbirin alınmadığını söylüyor.

Cezaevlerindeki mahpusların aileleri aracılığıyla verdiği mesajların ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 7 Nisanda yaptığı ortak yazılı açıklamayla Şakran Cezaevi'nde tutukluları tedavi eden bir doktorun koronavirüs testinin pozitif çıktığını duyurmuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Atilla Sertel, sosyal medya hesabından Buca Kız Yurdu'nda kalan Şakran T Tipi Cezaevi'nde görevli infaz koruma memurlarında koronavirüs (Covid-19) rastlandığı bilgisini paylaştı. Son olarak da İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasında, Buca Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda bir tutukluda koronavirüs testinin pozitif çıktığını belirterek, hastalık belirtisi taşıyan 62 tutuklu ve hükümlü hastanelerde izole edildiğini söyledi. 

'SALGIN CEZAEVLERİNDE HIZLA YAYILABİLİR'

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Yürütme Kurulu Üyesi Ali Aydın, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet'in koronavirüsü nedeniyle cezaevlerindekilerin büyük risk altında olduğunu ve kalabalığın azalması için hükümetlere siyasi tutukluları serbest bırakma çağrısında bulunduğunu hatırlattı. Aydın, koronavirüsün insan gruplarının bir arada bulunduğu ortamlarda daha hızlı yayılacağı ve bunların başında ise cezaevlerinin geldiğinin altını çizdi. Anayasanın 'sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması' başlıklı 56'ncı maddesinin ilgili fıkraları olduğuna değinen Aydın, 'Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında Rec (2006) 2 Sayılı Kararınca, 'özgürlüğünden yoksun bırakılan herkese insan haklarının gerektiği gibi saygılı davranılması ile hükümlü ve tutuklulara uygulanan rejimin hapsedilmenin doğasında var olan sıkıntıyı daha da ağırlaştırmaması gerekir' ifadeleri yer alıyor" dedi.

'AYRIMCI İNSAF YASASI'

Devlet, özgürlüğünden yoksun bıraktığı bireye, suçu her ne olursa olsun, gerekli tıbbi tedavi ile ilaçları sağlamakla yükümlü olduğunun önemine değinen Aydın, kişinin bedensel ve ruhsal sağlığını koruyup iyileştirmesi gerektiğini söyledi. Aydın, "Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/2. Maddesi ‘diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır’ şeklindedir. Türkiye tüm bu gerçeklikleri ve uluslararası çağrıları bir kenara iterek 15 Nisan tarihli infaz yasası ile siyasi tutukluları içeride bırakan bir yasaya imza atmıştır. Koronavirüs gerekçesi altında çıkarılan infaz yasası ayrımcı bir şekilde meclisten geçirdi. Özellikle hasta tutukluların hastalıktan etkilenme durumu çok yüksektir" diye belirtti. 

'CEZAEVLERİ BOŞALTILMALI'

Hükümetin Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer uluslararası kuruluşların çağrısına yanıt vermediğinin altını çizen Aydın, cezaevleri sadece tutuklulardan ibaret olmadığı, infaz koruma memurları, doktorlar, askerlerin de kurumlarda görev yapanların dışarı ile temasları sonucu salgının cezaevine taşınacağı ve tehlikenin her zaman mevcut olduğunu hatırlattı. Aliağa-Şakran cezaevinde görev yapan doktorun testinin pozitif çıkması tehlikenin büyüklüğünü ortaya koyduğunu ifade eden Aydın, şunları söyledi:

"Cezaevlerinde hak ihlalleri had safhada. CHP İzmir Milletvekili Atilla Sertel'in Şakran T Tipi infaz koruma memurları arasında koranavirüs vakalarına rastlandı iddiası vardı. Basından ve tutuklu ailelerinden derneğimize mail veya telefonlarla yaptıkları başvurulardan öğrendiğimiz kadarıyla Denizli, İzmir, Muğla, Aydın ve Balıkesir cezaevlerinde benzer sorunların yaşandığını bilinmektedir. Salgının cezaevlerinde felakete dönüşmemesi için öncelikle meclis tatil edilmeyerek Avrupa Konseyi İşkenceyi Önlenmesi Komitesi'nin (CPT) çağrıları doğrultusunda başta hasta tutuklular olmak üzere infazda eşitlik sağlanarak yeni bir infaz yasası çıkarılarak cezaevlerinin boşaltılması gerekir. Yeni bir infaz yasası çıkarılıncaya kadar tüm tutuklulara test yapılması, maske, eldiven ve dezenfektan ücretsiz olarak verilmesi gerektiğini söyledi." (MEZOPOTAMYA AJANSI)