Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde bulunan hasta, infazı yakılan tutukluların tahliye edilmesi ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin sona erdirilmesi için tutuklu yakınlarının 10 gündür başlattığı Adalet Nöbeti'ne ilişkin Diyarbakır Barosu yazılı bir açıklama yaptı.

Baroda başlayan nöbet eyleminin devam ettiğinin belirtildiği açıklamada, "Baro Başkanımız Av. Nahit Eren ve Yönetim Kurulu Üyelerimizin ailelerle yaptığı görüşmelerde görüş haklarından mahpusların fiziki mesafe olarak uzak kentlerdeki hapishanede bulunmaları sebebiyle yoksun bulundukları, hapishane koşulları, idare ve gözlem kurullarınca umut hakkını ihlal edici nitelikte soyut gerekçelerle tahliye imkanının engellendiği, ağır hasta mahpusların tahliye edilmediği hususları ifade edilmiştir" denildi.

‘SORUNLAR DERİNLEŞİYOR’

Hapsetmenin, başlıca ceza infaz yöntemi olarak varlığını koruduğu ve tuıtuklu sayısının her yıl arttığı Türkiye’de hapishanelerin insan hakları bakımından uluslararası standartlar ile uyumlu hale getirilmesi gerektiğinin akatrıldığı açıklamada, "İnsan hakları ihlallerinin en çok yaşandığı alanlardan biri olan hapishanelerde; mahpusların tutuldukları fiziki koşullar, dış dünyayla iletişimleri, ifade özgürlüğü, aile görüş hakkının sağlanması gibi geniş bir çerçeveyi kapsayan mahpus haklarının bir boyutunu da sağlık hakkı oluşturmaktadır. Mahpusların sağlık hakkı sorunu, hapishanelerdeki ölümlerin artışı ve ağır hasta tutukluların tahliye taleplerinin reddedilmesiyle derinleşmektedir" diye belirtildi.

CEZAEVLERİNDE İHLALLER

Türkiye cezaevlerinde aşırı kalabalık koğuşlar, sağlığa erişim hakkının engellenmesi, tek kişilik nakil araçları, kelepçeli muayene, revire geç çıkarılma, hastane sevklerinin geç ya da hiç yapılamaması, yetersiz iaşeler, ısıtılmayan ve havalandırılmayan koğuşlar, hapishanelerde yeterli doktor ve sağlık personeli bulundurulmaması, diyet yemeklerinin verilmemesi, temiz suya erişimde yaşanan problemler, atak geçirmesi riski yüksek ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan mahpusların tek kişilik yerlerde tutulması vb. problemlerin yaşandığına dikkat çekilen açıklamada, bu uygulamaların hasta tutukluların yaşam hakkının ihlal edilmesine yol açabilecek uygulamalar olduğunun altı çizildi. Açıklamada, ayrıca tutukların bu uygulamalar nedeniyle kronik hastalıklarla baş başa kaldığı, tedavileri gerektiği gibi yapılmadığında çoklu hastalıklara yakalanma riski bulunduğu da ifade edildi.

‘SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’

5275 sayılı CGTİHK Kanunu, Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirmesine Dair Yönetmelik, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelikte iyi hal kavramının tanımlanmadığının vurgulandığı açıklamada, son olarak şu ifadelere yer verildi: "Ancak 5275 sayılı CGTİHK madde 107’de 'Koşullu salıverilmeden faydalanmak için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi halli olarak geçirmesi gerekir' denilerek 'iyi halli' kavramı koşullu salıverilme şartlarından biri olarak düzenlenmiştir. Kişi özgürlüğü ve güvenliğini doğrudan etkileyen 'iyi halli' kavramı bu haliyle cezaevi yetkililerinin keyfi kararlarına bırakılmıştır. Şartlı tahliye hakları yetkinin sınırsız ve keyfi şekilde kullanımı neticesinde engellenen mahpusların umut hakkı,  özgürlük ve güvenlik hakkı kapsamında tahliye süreçlerinin değerlendirilmesi gerekir. Tutuklu ve hükümlü ailelerinin haklı kaygılarının giderilmesi adına ilgili yetkililerce hassasiyetle yaklaşılması hususunu belirtir, hukuki sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna sunarız." (MA)