Remzi BUDANCİR


ARTI GERÇEK- Doğa tahribatı ve ekolojik yıkım giderek artıyor. Ülkenin birçok yerinde gerçekleşen doğa tahribatları ise sürüyor. Doğa tahribatına en çok HES’ler, taş ocakları ve ticari işletmeler neden oluyor. Çevre örgütlerinin doğa tahribatına karşı mücadelesi devam ederken, Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Diyarbakır Şubesi “Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası” ile ilgili basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Diyarbakır Şube Eş Başkanı Canfidal Boldaş okudu.

HALK TALANA KARŞI DOĞAYI KORUYOR

Doğa tahribatının sürdüğü, ekolojik yıkımın ise alenileştiğini belirten Canfidal Boldaş, Rize ve Van’da yaşananları örnek gösterdi. Rize İkizdere’de yapılmak istenen Taş Ocağı Projesine karşı İşkencedere Vadisi halkının mücadelesine tanıklık ettiklerini ifade eden Boldaş, “Yine aynı minvalde doğasını talana karşı korumak isteyen, dağını taşını seven ve sahiplenen Van’ın Gürpınar İlçesine bağlı Yurtbaşı köylülerinin üzerine merkezi düzeyde uygulanan bölgesel politikalardan alınan güç ile yağdırılan kurşunlara da tanıklık ettik. Maalesef ki her iki olay da benzer olaylar gibi sermayeyi ve sermayedarları koruyan anlayışa karşı demokratik tavrıyla doğanın talanına karşı duran onurlu halkların mağduriyetidir. Biz Çevre Mühendisleri Odası olarak Hakkari’de yanan ormana, Lice’de kesilen ağaca, Kaz Dağları ve Antalya’da kıyılan yeşilliğe, İkizdere’de ve Gürpınar’da tahrip edilmek istenen dağa taşa hassasiyetimiz aynıdır. Biz ülkenin doğusuyla batısıyla kuzeyiyle güneyiyle bir bütün olarak yaşanmasından yanayız” dedi.

PROJELERİN ÇEVRESEL ETKİSİ DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR

Doğaya verilen zararın boyutuna değinen Boldaş, doğa düşmanı pek çok projeye izin alınması için ÇED Raporlarının yazıldığını hatırlattı. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarında doğa düşmanı projelerin çevresel etkilerinin olduğundan çok daha düşük gösterildiğini ifade eden Boldaş,  şunları söyledi: “İkizdere’den Mersin Akkuyu’ya, Hasan Keyf’den, Ergene Havzasına, Hewsel’den Kanal İstanbul’a kadar ülkenin dört bir yanında ‘kalkınma, ekonomik büyüme, 2023 hedefleri’ propagandalarıyla gerçekleştirilmeye çalışılan rant ve yıkım projeleri, sermaye gruplarını zenginleştirirken halkın geleceğini ve ekolojik yaşamın sürekliliğini yok etmektedir.

BAŞKA YIKIM PROJELERİ KAPIDA

Rize’nin Pazar İlçesinin Haçapit Köyünde yapılan ve büyük ekolojik yıkıma neden olan taş ocağı engellenemediği için bugün İkizdere’de benzer bir yıkımı yapma gücünü kendinde bulan sermaye ve ortakları, yarın İkizdere’den aldığı güçle Kanal İstanbul ve başka büyük yıkım projelerini hayata geçirmek için attığı adımları sıklaştıracaktır.  Bizler bir kez daha ilan ediyoruz ki tüm mesleki birikim ve becerilerimizle emeğin, bilimin ve doğanın yanında; tüm yıkım politikalarının ve sermayenin nemalandığı rantın tam karşısındayız!”