Emniyet kamera kayıtlarını gizledi, savcılık 'kayıtlar nerede' diye sormadı



Artı Gerçek

Soma Maden Katliamı için yurttaşlara yapılan polis müdahalesine ilişkin suç duyurusunda Ankara ve Çankaya Emniyetleri görüntüleri vermedi, savcılık kayıtları sormadı.


İsa Uğur ERDOĞAN


ARTI GERÇEK- Ankara’da 2014 yılında meydana gelen Soma’daki madenci katliamını protesto etmek isteyen yurttaşlar 14 Mayıs’ta Kızılay’da toplanmak istedi. Meclis’e yürümek isteyen gruba polis bir metreden yakın mesafeden gaz sıkıp, darp etti. Müdahaleye uğrayanlar suç duyurusunda bulundu. Açılan soruşturmada savcılık Güvenpark’ta ki kamera görüntülerini istedi. Çankaya Emniyeti 'elimizde yok' cevabı verdi. Ankara Emniyeti ise müdahalenin olmadığı sadece bir kamera görüntüsü gönderdi. Savcılık görüntülerin nerede olduğunu sorgulamadı.

Müdahaleden etkilenen Betül Öztürk Gülhan ve Sıla Koç konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Başvuru polise yönelik soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararının toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına müdahale ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine yönelik talebi içeriyordu.

Manisa Soma’da yaşanan, 301 madencinin yaşamını yitirdiği işçi katliamını protesto etmek isteyen yurttaşlar Ankara’daki Madenci Anıtı önünde yapılacak basın açıklamasına katılmak üzere Kızılay’da bulunan Güven Park’ta toplandı. Polisin müdahele ettiği grupta yaralananlar oldu fakat müdahaleye uğrayan 21 kişiye soruşturma açıldı. 

Polis saldırısından etkilenen yurttaşlar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık Ankara ve Çankaya Emniyeti’ne müdahale esnasında önceden uyarı yapılıp yapılmadığını sordu, olay yeri görüntüleri ve yakın mesafeden gaz sıkan polislerin bilgilerini istedi. 

Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü, arşiv kayıtlarının bir ay sonra silindiği gerekçesiyle görüntüleri iletmedi. Ankara Emniyet’i ise sadece bir kamera görüntüsü gönderdi; diğer kamera görüntülerine ilişkin açıklama yapmadı. Görüntülerde sadece olay öncesi kayıtlar bulunuyordu.

GÜVEN PARK’TA YAŞANDI OLGUNLAR SOKAK İNCELENDİ

Bilirkişi görüntüleri incelemesinin ardından kesik çekimler halinde olduğu, DVD içindeki fotoğrafların olayla ilgili olmadığı ve Güven Park’taki müdahalenin bir kısmının olduğu vurgulandı. Bilirkişi heyeti emniyetin gönderdiği diğer görüntüleri inceledi. Raporda yurttaşların eylemi esnasında çevredekilerin ulaşımını rahatça yapabildiklerinin görüldüğü belirtildi. Savcılık bu rapor üzerine polislere kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. 

Anayasa Mahkemesi, Betül Öztürk Gülhan ve Sıla Koç’un konuyla ilgili başvurusunda karar verdi. AYM emniyetin görüntüleri vermemesini sorgulamayan savcılığı eleştirdi ve olayla ilgisi olmayan görüntülerin incelenmesiyle oluşan bilirkişi raporu üzerinden verilen kararı sorguladı.

AYM toplumsal gösterilere müdahalede ‘duygu yoğunluğunun yükseldiği bir anda’ olup olmadığına bakılması gerektiğine işaret etti. Gazetecilerin ve yurttaşların bulunduğu ortamda yapılan müdahalelerin insan onuru ve haysiyetini daha fazla etkileyeceği vurgusu yaptı. Mahkeme toplumsal eylemlerde yapılan müdahalelerde polisin görüntü kayıtlarını saklaması gerektiğini de söyledi. 

ARADAN GEÇEN SÜRE NEDENİYLE SORUŞTURMA AÇILMAYACAK

Soruşturmanın özensiz olduğunun belirtildiği kararda şidet olayının yaşandığı Güven Park’taki görüntüler değil Olgunlar Sokak’taki görüntüler üzerinden karar verildiği çelişkisi vurgulandı. 

AYM göstericilerin toplanma ve gösteri hakkının ihlal edildiği ve polisin kötü muamelede bulunduğuna ve 20 bin lira tazminat ödenmesine karar verdi. Ancak AYM kolluk kuvvetlerine yönelik soruşturma açılmasını delillerin ortada olmadığı ve aradan geçen süre gerekçesiyle gerek görmedi.

'BUGÜN EYLEM YAPILSA AYNI ŞEYİ YAPARLAR'

Başvurucuların avukatı Doğukan Tonguç Cankurt’a kararı ve AYM’nin olay yaşandıktan sonra geçen sürenin uzunluğu gerekçesiyle polislere soruşturma açılmaması kararını sorduk. Cankurt insan hakkı ihlali karşılığı para verelim anlayışının doğru olmadığını, yapılması gerekenin saldırıda bulunan polislere soruşturma açılması gerektiğini belirtti.

Cankurt, “Anayasa Mahkemesi’nden bu tür kararlar çıkıyor fakat pratikte bir işe yaramıyor. Orada müvekkilerimin görüntüsü var, gazdan yürüyemeyecek hale geliyorlar. Bu tarz kararlar çıkıyor ama bugün Ankara’da Yüksel Caddesi’nde eylem yapmak istesem aynı şeyi yaparlar” dedi. 

AYM kararında mağdurların başvuru yapmadan kamu kurumlarının soruşturma açması gerektiğini belirttiğini sorduğumuz Cankurt, Çankaya Emniyeti’nin görüntüleri arşivlememesinin yasal olmadığını belirterek, “Burada büyük toplumsal olaylar var. Gezi başvurularımızda vardı. Orada görüntüleri ayrıca görüntüye alıp, tutmuşlar ellerinde. Normalde emniyetin yapması gereken görüntüleri saklaması gerekir. Kendileri bu tür görüntüleri göstericilere karşı kullanıyorlar. İşkence ve kötü muamele soruşturmasında ne kadar özensizlik gösterildiğini karar tespit ediyor" dedi.

'KARARIN HUKUKİ BİR DEĞERİ YOK'

Cankurt şunları söyledi:

"Bizim istediğimiz AYM’nin beş yıl sonra 20 bin lira tazminat vermesi değil. Mahkemenin varlık gerekçesi ile uyumlu değil süreç. Bu kararların bir işe yaraması için sonuç alınması lazım. Recep Tayyip Erdoğan daha önce söylemişti, 'AHİM’e parayı veririz, gerekeni yaparız’ şeklinde.

Aradan zaman geçti deyip,soruşturma yürütülmesine gerek yok deniliyor. Deliller kalmadı, tamam. Fakat faiiller nasıl tespit edilemiyor? Orada hangi polis memurlarının görevli olduğu tespit edilebilir. Hak ihlalini tespit ediyorsun ama bunun sorumlusunun kim olduğunun incelenmesine dair karar vermiyorsun. Bu açıdan hukuki bir değeri yok kararın. Bizim için önemli olan işkence ve kötü muamele olaylarında polislerin yargılanıp, etkin bir şekilde cezalandırılması. 

Normalde bunu yapabiliyorlar. Gezi Parkı’nda gaz kapsülüyle yaralanan bir vatandaşa ilişkin karar gönderildi savcılığa, burada neden yapılmıyor. Birinde 2013’teki olayda tespit ediliyor, 2014’teki bu olayda tespit edilemiyor."

Haber fotoğrafı: Emrah Özesen / Agence Le Journal