Erdoğan: Temel ihtiyaç maddelerinin ve tıbbi cihazların KDV'sini yüzde 8'e indiriyoruz

Erdoğan: Temel ihtiyaç maddelerinin ve tıbbi cihazların KDV'sini yüzde 8'e indiriyoruz
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabine Toplantısı ardından birçok konuya değinen bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de düzenlenen Kabine Toplantısının ardından açıklama yaptı.

Erdoğan'ın konuşması şöyle:

"Ukrayna - Rusya savaşında 2014 yılından beri devam eden krizin diyalog, uzlaşma, anlaşma yoluyla çözümü için samimi gayret gösteren neredeyse tek ülkeyiz. Herkesin tahrik peşinde koştuğu günlerde biz taraflara her fırsatta barışın tesisini telkin ettik. Nitekim savaşan ülkeler arasında en üst düzey temas olan Dışişleri Bakanları toplantısı Antalya'da yapıldı. İnşallah ateşkes ve barış müzakerelerini yürüten Rusya ve Ukrayna heyetleri yarın İstanbul'da bir araya gelecek. Toplantı öncesi biz de heyetlerle bir araya gelerek kısa bir görüşme yapacağız. Sayın Putin ve Sayın Zelenski'yle sürdürdüğümüz telefon trafiğinin de olumlu bir istikamette seyrettiğini söyleyebilirim.

Geçtiğimiz hafta Brüksel'de yapılan NATO Liderler Zirvesi'nde bu yaklaşımımızı üye ülkelere tüm açıklığıyla bir kez daha anlattık. Dünya beşten büyüktür diyerek BMGK nezdinde küresel yönetim ve adalet sistemine olan itirazlarımızı dile getirirken de aynı hissiyata sahiptik. Davos'ta 'one minute' diyerek zulme, işgale, zorbalığa karşı tavrımızı koyarken de derdimiz barıştı, huzurdu, insan hayatına saygıydı. 

Türkiye 40 yıla yaklaşan terörle mücadele tarihinde yaşadığı onca acıya, ödediği onca bedele rağmen aynı çizgiden sapmamıştır. Balkanlar'dan, Kafkasya'ya, Suriye'den, Libya'ya kadar bütün bu bölgede sınır ötesi siyasi, diplomatik, güvenlik mücadelesini de bu anlayışla yürüttük. 

Esasen ülkemizdeki siyaset yelpazesinde kendimizi de tarif ederken en büyük hasletimizin milletimizle aramızda kurduğumuz gönül köprüleri olduğunu söylüyoruz. Gerçi birileri yıllarca bizim bu medeniyet ve tarih misyonumuzu, insan merkezli siyasetimizi küçümseyerek itibarsızlaştırmaya, kimi zaman iftira ile sabote etmeye kalkmıştır. Aynı şekilde Türkiye'nin bu medeniyet ve tarih yürüyüşünü sömürge ve vahşet üzerine inşa ettikleri kendi refah ve güvenlik alanlarına tehdit görenler de boş durmamıştır. Ülkemizin en haklı olduğu konularda bile yalnız bırakılmasının hatta daha da ötesine geçilip aleyhinde kampanya yürütülmesinin arkasında bu gerçekler vardır. Hamdolsun biz önümüze çıkan engelleri birer birer aşarak mücadelemizi sürdürdük. 

Ülkemizi nice badirelerden kurtarmakla kalmadık, güçlü demokrasi ve kalkınma altyapısıyla ihtiyacımız olan hazırlıkları tamamladık. Salgının tetiklediği sağlık ve ekonomik krizleri Rusya ve Ukrayna savaşı ile sürerken Türkiye taviz vermeden yolunda ilerlemektedir. Bu mücadeleyi verip pek çok badireyi atlatırken elbette bedeller ödedik.

15 Temmuz'da istiklalimize, sosyal medya tehditleri üzerinden ekonomimize saldırırken herkesi yıkıcı sonuçları altında bırakmayı planlanıyordu. Salgında gelişmiş ülkeler bile çaresizce sağa sola savrulurken Türkiye'nin sağlık hizmetlerini, tedarik kanallarını ayakta tutması karşısında birilerinin midelerine kramplar giriyordu.

ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ DÜNYANIN BİR NUMARASI OLMUŞTUR

Rusya Ukrayna krizinde savaşın tarafı yapmak için var güçleriyle çalışanların bizim kurduğumuz barış köprüsünü yürekleri daralarak izlediklerini biliyoruz. 1915 Çanakkale Köprüsü'nün görkemli görüntüsü altında ezildiklerinin de farkındayız. Bizim nezdimizde ülkemizi ve milletimizi hedef alanlara mesajımızı altını çizerek tekrarlıyorum; unutmayın orta açıklıkta daha önce Japonya 1 numara iken şu anda köprümüz dünyanın 1 numarası olmuştur.

Bundan dolayı takdirinizi beklemiyoruz, ama takdir etmeniz sizi küçültmez tam aksine büyütür. Büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasını önlemeyi başaramayacaksınız. Türkiye'nin barışın, huzurun, güvenin köprüsü haline dönüşmesini engelleyemeyeceksiniz. En büyük 10 ekonomi arasına girerek kendi ve dostları için yeni dünya inşası gayretlerini baltalayamayacaksınız.

'3.KÖPRÜ İÇİN DE AYNI KAMPANYAYI YÜRÜTTÜLER'

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımız döneminde Marmaray projemize başladığımızda bu kez bu zehirli oklar bize yöneltildi. Mahkeme, mahkeme dolaşarak 4 yıl bizi geciktirdiler. Sonunda tamamladık. Tabi şimdi rahatlıkla Marmaray'dan birlikte Asya'dan Avrupa'ya geçiyorlar. Aynı şekilde Avrasya. Şimdi detayına girmeyeceğim yine Avrasya'da hani beşli çete diyorlar ya. Beşli çete dediklerini koy kenara burada aynı siyasi görüşü paylaştıkları arkadaşlarımız Avrasya Tüneli'ni yapanların içindeydi. Boğazın üçüncü gerdanlığı Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün inşası boyunca kampanyalar yürüttüler, manşetler attılar, gösteriler yaptılar. Daha dün gibi gözlerimin önünde. Boğazdan gelip güçleri yetse her türlü ihaneti yapabilirlerdi. Bir mahkeme kararını yanlış anlayarak '3. Köprü artık iki beton kuleden ibaret' manşetini atanları unutmadık. Aynı güruh Çanakkale Köprüsü'ne de dediğini bırakmadı. Bizim bu tür hezeyanlara cevabımız her zamanki gibi gündemimizdeki projeyi süratle tamamlayarak milletimizin hizmetine sunmak olmuştur.

1915 Çanakkale Köprüsü'nün bir başka özelliği Kamu Özel İşbirliği modeliyle, yap işlet devret dediğimiz yöntemle ülkemize kazandırdığımız son büyük şaheser olmasıdır. Ama Bay Kemal yap işlet devret ne demek inanın bilmez anlamaz. Bu her yiğidin harcı değil. Bu alanda mürekkep yalamak lazım. Yıllardır birileri bu yatırım modeli üzerinden bizi itham ediyor, bizi yerden yere vuruyor. İGA'yı yaptık, onunla ilgili de konuştu. İGA ne desen bilmez. Şu anda dünyadaki ilk 3 havalimanından bir tanesi İstanbul Havalimanı. Nitekim Çanakkale'deki bu eserin ihtişamını insanların kafasında soru işaretleri oluşturarak gölgelemek isteyenler hemen harekete geçti. 

'GEÇMEDİĞİMİZ KÖPRÜNÜN PARASINI ÖDÜYORUZ ÇARPITMASI'

İstanbul Havalimanı dünyada çok büyük sesler getirdi. Şimdi yüklenici firmalar işletmeci firmalar buraya ilave bazı proje tadilatıyla güzellikler yapacaktır. Geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz çarpıtması yaptılar. Bu bühtanları elbette kaale almıyoruz. Bir kulağımızdan girip öbüründen çıkıyor. Bunun birlikte bu yalanlar sebebiyle tereddüde düşen vatandaşlarımız varsa onlar için kısaca Kamu Özel Ortalığı veya yap işlet devletin ne anlama geldiğini anlatmak isterim.

Kamu özel ortaklığı projeleri bir altyapı modelidir. Dünyada 2021 yılında bu modelle 35,6 milyar dolarlık yatırım yapılmıştır. Türkiye bu modeli en verimli şekilde kullanan Avrupa'da üçüncü dünyada 13. ülke durumundadır. Almanya yeni otoyol projelerinin önemli kısmını bu modelle hayata geçirme kararı almıştır.

Amerika 1,5 trilyon dolarlık altyapı projesinin önemli bölümünü bu modelle hayata geçirmiştir. Ülkemiz ulaştırma ve haberleşme alanında bu modelle 37,5 milyar dolarlık yatırıma kavuşmuştur. Bay Kemal bak bunları milli bütçeden yapmadık. Yapılan analizler 2024 yılında kamu özel ortaklığı projelerinin Hazine'ye olan yükünün neredeyse sıfırlanacağını, bir sonraki yıllar itibarıyla katlanarak artan bir gelire dönüşeceğini gösteriyor.

Yatırımın devreye girdiği andan itibaren devletin vergi, zaman, akaryakıt bu noktada tabi akaryakıt tasarrufu başta olmak üzere elde ettiği gelirler kamunun kâr hanesine yazılmaya başlamaktadır. Hayata geçirilen yatırımların milli gelire 295 milyar dolar, üretime 838 milyar dolar, istihdama 1 milyon kişi katkısı zaten olmuştur. Bu katkı her geçen gün artarak sürecek, yapılan eserler devlete geçecektir.

Bugün Antalya ile 2,138 milyar dolar Antalya Havalimanı ile ilgili süreyi uzatma ihalesi yapıldı, ilk taksidi hesaba girdi. İş bilenin kılıç kuşananın, olay bu. Neresinden bakarsanız bakın ülkemiz için kârlı, kazançlı, hayırlı, verimli yatırım modelini uygulamış olmaktan memnunum.

Geçmediğimiz köprünün, yolun, faydalanmadığımız hizmetin ödeme meselesine gelelim. Kamu eliyle ülkemizin her ilinde, ilçesinde, köyünde yol, köprü, hastane, okul, baraj, sulama tesisi, kamu hizmet binası yatırımı yapılmaktadır. Her yatırım onu bilfiil kullananlar yanında ülkenin ve milletin ortak malıdır.

Buralarda verilen hizmetlerin tamamı ücretsiz olduğu için kamuya maddi geri dönüş de yoktur. Kamu özel işbirliğinde proje faaliyete geçene kadar garanti dahil kamudan kaynak tahsisi sözkonusu değildir. Proje hizmete girdikten sonra garanti miktarı ile gerçekleşme arasında farkın ödemesi yapılmaktadır.

İnşa edilen eser, işletme süresi bitiminde yatırım tamamen devlete geçmektedir. Avrasya Tüneli'nin işletme süresi bittiğinde devlet üste 140 milyon dolar para almış olacaktır. Osmangazi Köprüsü'nün işletme süresinde sadece KDV geliri 1.3 milyar Avro'dur. 1915 Çanakkale Köprüsü'nün kazancı da sadece nakit, akaryakıt, karbon salınımında yıllık 470 milyon Avro olacağı hesaplanmaktadır.

Antalya Havalimanı'nın kapasite arttırımı işletme ihalesiyle ilgili son gelişmenin müjdesini vermiş oldum. Antalya Havalimanı'nın Aralık ayında yapılan inşa ve işletme ihalesinin toplam bedeli 8 milyar 555 milyon Avro işletme ve 765 milyon Avro yatırım bedeli ile ihale kazanılmıştı. Bugün az önce ifade ettiğim rakamı ödediler.

'KAMU ÖZEL İŞ BİRLİĞİ PROJELERİ DOLAYLI KAZANÇ SAĞLAR'

Kamu özel işbirliği projeleri bu ülkenin hiçbir vatandaşının cebinden haksız ve adaletsiz tek kuruş getirmediği gibi dolaylı etkileri, yatırım bedeli kamuya kalacak sebebiyle sayısız kazanç sağlayan eserlerdir. Kamu özel yatırımlarının önemli kısmında vatandaşlarımızın hizmetten faydalanmasını kolaylaştırma için projede öngörülen bedellerin çok altında bedel uygulanmaktadır.

Devletin imkanlarını biz milletin emrine veriyoruz. Avrupa, Amerika, Asya'nın gelişmişliğini arttırmak için kullandığı yatırım modelini Türkiye'de işlemez hale getirmeye çalışanların derdi milletin kesesi değildir. Bunların derdi Türkiye'yi eskiye döndürerek tökezlemek ve hatta mümkünse yere sermektir.

Ellerine tutuşturulan birileri bunu okumaya çalışsınlar, kendilerini iftira, yalan ve çarpıtmayla avunsun. Kendi hırsları, kifayetsizlikleri, karanlık ajandalarının peşinde koşsun. Ülkemize ve milletimize aşığız biz. Eser kazandırmaya, hizmet getirmeye 2023 hedeflerimizle, 2053 vizyonumuzla büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa etmeyi sürdüreceğiz.

Türkiye'ye 20 yıldır kazandırdığımız eserleri anlatırken bugün yaşadığımız sıkıntıları elbette görmezden gelmiyoruz. Hayat pahalılığı başta olmak üzere bugünkü sorunların üstesinden gelecek olan da yine biziz. Her alanda insanımızın refah düzeyini, Cumhuriyet tarihini en üst seviyesine biz çıkardık.

Karşılaştığımız engelleri milletimizin gönlünden kopup gelen 'Allah razı olsun' sözünden aldığımız güç ve motivasyonla bugünlere geldik. Sadece eser ortaya koymakla kalmadık. Siyasi, diplomatik, askeri, dış ticaret etki alanımızı ülkemizin kalkınma hedeflerini destekleyecek şekilde güçlendirdik.

Türkiye'nin bölgesinin lideri dünyanın sözü dinlenen ülkeleri grubuna çıkardık. Günlük sıkıntılarımızı konuşurken, dertlenirken Türkiye'nin mevcut kazanımını hangi badirelerden geçerek elde ettiğimizi asla hatırımızdan çıkarmamalıyız. Bir dönem bu ülkede terör örgütlerinin saldırıları ile sosyal kaos denemeleri ile milletimizin huzuruna kast edilmiştir.

Kararlı ve dirayetli mücadele ile bu tür sorunları sadece sınırlarımız içinde değil PKK başta olmak üzere milletin canına musallat olan terör örgütlerinin başını ezdik, belini kırdık. Mücadeleyi sınırlarımızın ötesine taşıyarak insanlarımızın güvenliğini güvenlik ve huzurunu garanti altına alacak iklim oluşturduk.

Türkiye'ye vesayetle, darbelerle, terör örgütleriyle toplumsal fay hatlarını tahriple, uluslararası dayatmalarla diz çöktüremeyenler son olarak ekonomimizi hedef aldılar. 2018 Ağustos'unda yaşadığımız ekonomik tuzakları da ülkemizin potansiyelini verimli harekete geçirerek aşmanın mücadelesini yürüttük.

'AHLAKSIZ, VİCDANSIZ, HAKSIZ KUŞATMA'

Sağlık tehdidi olarak başlayan salgın krizi üretim, lojistik, tedarik, istihdam, güvenlik alanlarına yayılan küresel depreme dönüştü. Ahlaksız, vicdansız, haksız kuşatmaya rağmen ülkemizin ne derce güçlü hizmet altyapısına, üretim imkanına, yönetim kapasitesine sahip olduğunu dost düşman herkese göstermiştir.

İnsanımızın işini, aşını, ekmeğini garanti altına almaya çalışacak ekonomik işleyişini sürdürdük. Ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, cari fazla yaklaşımını hayata geçirdik. Vesayet, darbe, terörle mücadele gibi elbette tarihi değişimin bedeli oldu. Bu bedeli şimdi ödeyip ayağımıza gelen fırsatı değerlendiremezsek ülkemizin önündeki çeyrek ve yarım asrı kısır döngüye mahrum kalacaktır.

Bu vazife bize ülkeyi ve milleti gerektiğinde en sert fırtınalarda sağ sâlim çıkarmak için tevdi edildi. Irak'ta yaşanan, Suriye'de yaşananları hatırlayın. Bir dönem bölgesinin en parlak yıldızı olan Libya'nın nasıl paramparça edildiğine bakın. Ukrayna'nın topraklarının adım adım nasıl elinden alındığına, işgal tehdidi ile karşı karşıya geldiğine bakın.

Bu senaryoların hepsi ülkemizin üzerinde oynanmak istenmiştir. Biz yürek yüreğe, omuz omuza vererek vatanımızın bütünlüğü ve insanımızın beraberliği, devletimizin bekasına yönelik tehditleri teker teker bertaraf ettik. Aldığımız karar ve tercihlerin, yönetimin tüm riski bize kazanımları ülkemize ve milletimize aittir.

Gezi hadiseleri, Çukur eylemi, 17-25 Aralık kumpası, 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkemiz karanlığa sokulabilseydi Türkiye'nin bugün ne halde olacağını hayal etmek bile istemiyoruz. Vatan toprakları sırtlan, akbaba, yılanların istilasına uğramış olsaydı bugün hayat pahalılığını değil kaybettiğimiz sevdiklerimizi, yıkılan evlerimizin acılarını konuşuyor olacaktık.

Bugün Ukrayna'da milyonların neler yaşadıklarını, nasıl bir çaresizliğe sürüklendiklerini hep beraber görüyoruz. 200'e yakın yetimi ve öğretmenlerini birlikte ülkemize aldık. Kendilerine ülkemizde ev sahipliği yapacağız. Bunlar yetim yavrular. Kolay değil. Kadınlar, evlatlarıyla beraber ellerinde valizleri oralardan çıkıp ta buralara kadar geliyorlar.

'TÜM MAZLUM VE MAĞDURLARIN SIĞINAĞI HALİNE GETİRDİK ÜLKEMİZİ'

Polonya, Romanya, Macaristan'a geçiyorlar. Bunlar kolay değil. Ülkemize sağladığımız en büyük kazanım, hizmet Türkiye'yi böyle bir duruma düşmekten kurtarmış olmamızdır. Üstelik bununla da kalmadık, tüm mazlum, mağdurların sığınağı haline getirdik ülkemizi. Suriye, Irak, Afganistan'dan gelenler. Türkiye'nin birbirleriyle savaşan tarafların bile güvendiği, barış ve diyaloğun sağlandığı ülke gibi görünmesinin sebebi geride bıraktığı sürecin başarıyla geçirmiş olmasıdır.

'EN BÜYÜK 10 EKONOMİ ARASINA GİRECEK PROGRAMI UYGULUYORUZ'

Türkiye'yi dünyanın 10 büyük ekonomi arasına sokacak programı uyguluyoruz. Kazanımlarımız baki, umudumuz canlı, geleceğimiz aydınlıktır. Ne yaptığımızı, niçin yaptığımızı, nasıl başaracağımızı gayet iyi biliyoruz. Milletimizden sadece sabırlı olmasını, bize güvenmesini bekliyoruz. Ülkemiz 2023'de her alanda dünyanın en üst ligine çıkmış huzurlu, müreffeh bir ülkenin bizi beklediğine canı gönülden inanıyoruz.

Geçtiğimiz haftalarda KDV konusunda bir sadeleştirme çalışmasını yürüttüğümüzü açıklamıştım. Yürütülen çalışma vatandaşlarımızı hayat pahalılığına karşı ezdirmeme kararlılığımızın ve enflasyonla mücadele programımızın bir parçasıdır. İlk etapta gıda ürünlerindeki KDV oranını üretim, toptan ve perakende aşamalarının tamamında yüzde 8'den yüzde 1'e düşürmüştük. Bu indirim 14 Şubat'tan itibaren et, süt, yumurta, yoğurt, peynir, tahıl, patates gibi pek çok üründe bilfiil uygulanmaya başlanmıştır."

'DETERJAN, SABUN, BEBEK BEZİ GİBİ ÜRÜNLERİN KDV'SİNİ 18'DEN YÜZDE  8'E İNDİRDİK'

Temel ihtiyaç maddelerinden olan deterjan, sabun, peçete, bebek bezi gibi ürünlerin KDV'sini yüzde 18'den yüzde 8'e indirme kararını aldık.

'YEME İÇME HİZMETİNDE KDV YÜZDE 8'

Yeme içme hizmetlerinin tamamında KDV oranını yüzde 8 olarak belirliyoruz. Böylece, yeme-içme hizmetlerinde halen birinci sınıf işletme, 3 yıldız ve üzeri otel gibi yerlerde uygulanmakta olan yüzde 18 KDV oranını yüzde 8'e indirmiş oluyoruz.

'NET ALANI 150 METRE KAREYİ AŞMAYAN KONUTLARDA KDV YÜZDE 8'

Satın alınan konut nerede olursa olsun metrekaresine göre değişen aynı kademeli KDV uygulamasına tabi olacaktır. Net alanı 150 metre kareyi aşmayan konutlarda KDV yüzde 8'dir. Bu büyüklüğü aşan konutlarda ilk 150 metrede yüzde 8, aşan konutlarda yüzde 18 KDV uygulanacaktır.

Afet riski alanlarında 150 metreye kadar yüzde 1, aşan kısmında yüzde 18 KDV tahakkuku yapılacaktır. Arsa ve arazinin KDV oranını yüzde 8'e indiriyoruz.

İmalat aşamasında ödedikleri KDV'leri istisna kapsamına alabilen ihracatçılara, ihracat bedelinin belli oranda iade yapılması sunulacaktır. Turizm yatırımlarını da buna dahil ediyoruz. İmalatçılar yatırımlarını bitirdikten sonra KDV ödemeden aynı işlemleri yapabilecekler.

'TIBBİ CİHAZLARIN KDV'SİNİ YÜZDE 8'E İNDİRİYORUZ'

Tıbbi cihazların KDV'sini yüzde 18'den yüzde 8'e indiriyoruz. Tarım sektöründe serfitikalı tohum, fidan teslimlerinde KDV yüzde 1, süt toplama tanklarında KDV'yi yüzde 8'e indiriyoruz.

Ülkemize döviz kazandırılması amacıyla yabancılara satılan konut ve işyerlerindeki istisnayı 1 yıldan 5 yıla çıkarıyoruz. Ota galericiler, yat, kotra satışlarındaki yüzde 1 KDV oranını yüzde 18'e çıkartıyoruz.

Ülkemizi elektrik otomobil üssü haline getirecek çalışmalarla ilgili müjdeli haberimiz var. Elektrikli otomobil ve kullanımındaki gelişmeleri dikkate alarak yüksek hızlı şarj istasyonlarının yaygınlaştırılması konusunda yeni adımlar atıyoruz. 81 ilimizin tamamında yüksek hızlı şarj istasyonu kurulmasındaki çalışmalara 300 milyon liralık bir destek sağlıyoruz.

 

Öne Çıkanlar